Zaman ve mekânın akıllıca karar vermede etkisi çoktur. Böyle olmakla beraber
“Haber almak, görmek gibi olamaz.” kaidesine uyarak,
Şu zaman ve çevrenin hayallerinden çıkarak, zaman ve mekân bağlarından sıyrıl.
Hayâlen Arab Yarımadası’na git ve Medine’de nuranî ve yüksek saadet kürsüsüne çıkmış,
İnsanlara hitaben irşat ve uyarılarda bulunan, o saygıdeğer kişiyi gör, sözlerini bir dinle!
Hayalen oraya gidip bakalım. Göreceğiz ki: Olağanüstü bir surette, iç ve dış güzelliği şahsında
Bir araya getirmiş olan herkese yol göstericilik yapan, o yüce hatip, manevî cevherlerle
Dolu akılların benzerini yapmakta âciz oldukları kitabı eline alarak, bütün insanlara
Yüce Âlem’den inen ezelî bir hutbeyi okuyor. Bütün insanlara ve mevcudata dinletiyor.
Pek büyük bir emirden haber veriyor. Âlemin acip yaratılış giz ve sırrını açıklıyor.
Kâinatın hikmet sırrına ait tılsımını gözler önüne seriyor.
Felsefe ilminin insanlara: “Siz kimlersiniz?” “Nereden geliyorsunuz?” “Nereye gidiyorsunuz?”
Diye sorduğu, akılları acz ve hayrette bırakan üç soruya cevap veriyor.
x
Hz. Muhammed dışa ait delillerle doğrulandığı gibi,
Zâtında ve nefsinde ispatlanmış delil ve işaretlerle de tasdik edilmiştir.
Çünkü o şahıs güneş gibidir. Şahsını kendisiyle aydınlatarak gösteriyor.
Nitekim, bütün övülmüş ahlâkın en yüksekleri o zâtta toplanmış olduğuna,
Bütün âlem şâhit olup işaretler ediyor.
En güzel özellik ve huyları, en yüksek karakter ve tabiatları kapsayan
Manevî bir şahsiyet sahibi olduğuna dair fikir birliği vardır.
O zât’ın en yüksek derecede bulunan takva ve kulluğu,
Açıkça görülen iman kuvveti ile tasdik edilmiştir.
Hz. Muhammed’in hayatı boyunca gösterdiği güzel ahlâkının şahitliği ile,
Güvenilirliği, ciddiyeti, metaneti; tüm işlerinde ve hareketlerinde verdiği güven duygusu,
Hakka sımsıkı tutunmasını ve hakikat yolunda olduğunu onaylıyan kesin delillerdir.
Tıpkı, yaprakların yeşilliği, çiçeklerin canlılığı ve güzellikleri, meyvelerin tazeliği;
Ağacın canlı, hayatlı ve diri olduğuna sadık şahitler oldukları gibi.
x
Ezelî hutbeyi okuyan Hz. Muhammed;
Kâinatın fazilet, kemalât ve mükemmelliklerini keşfeden canlı bir güneştir.
Sonsuz ebedî saadet ve mutluluğu haber verip, müjdeliyor.
Nihayetsiz rahmeti keşfetmiş, ilân ediyor.
İlahî saltanatın güzelliklerini bildiren.
İlahî isimlerin gizli definelerini keşfedendir.
O Zât, görevi bakımından hakkın delili, gerçeğin ışığı,
Hidayet, doğruluk ve hakkın güneşi, saadetin vesile ve vasıtasıdır.
Şahsiyet, hüviyet ve kimliği bakımından;
Rahman olan Allah’a muhabbet edişin, O’nu sevmenin tek örneği.
Allah’ın rahmetinin timsali, insanlık hakikatinin şerefi,
Yaratılış ağacının en kıymetli bir meyvesidir.
Tebliğ ettiği din de,
Harika bir hızla doğu ve batıyı içine almıştır.
İnsanların beşte biri kabul etmiştir.
Acaba böyle bir Zât’ın davaları hakkında
Nefis ve şeytanın;
Münakaşa, tartışma ve itirazlarına;
Bir imkân var mıdır?