MERHUM, MUSTAFA ERNAM!...

MERHUM, MUSTAFA ERNAM!...

Merhum, Mustafa Ernam, 1977 seçimlerinden önce, Başbakanlık Müsteşar’ı idi. Seçime gidilirken, Süleyman Demirel’in seçim nutuklarının metinlerini bile o yazıyordu.Seçim’den sonra kurulan, Erbakan’ın partisi’nin kerhen, Türkreş’in partisi’nin samimiyyetle destek verdiği, Adalet Partisi- Demirel ekalliyyet hükûmeti kuruldu. Beklenen, Mustafa Ernam Bey’in Başbakanlık Müsteşarlığı’na getirilmesiydi.12 Mart 1971 Muhtırasıyla başlayan,siyâsî istirkrarsızlık ekonomi’yi çökertmişti. Öylesineki, Harp ve kıtlık yıllarından sonra ilk def’a, Akaryakıt ürünleri başta olmak üzere, pekçok, ihtiyaç maddeleri Karne’ye bağlanmıştı. Demirel Ekalliyyet Hükûmeti’nin ilk hedefi, Ekonomiyi düzeltmek idi. Geçici olarak, acıtıcı tedbirlere başvurulması gerekiyordu, bunun için, Merhum, Turgut Özal’a, Devlet Plânlama Teşkilatı Müsteşarlığı teklif edildi.Başvekil Süleyman Demirel ile Turgut Özal arasındaki münasebet, Ağabey- Kardeş münasebetiydi. Resmiyyetten uzak kaldıklarında, Özal Demirel’e Ağabey, Demirel, Turgut Özal’a “ Kardeşim,” diye, hitap ederdi.Merhum, Turgut Özal, Demirel’e, şöyle dedi,“Ağabey, ekonominin tek elden idare edilmesi lazım, bunun için, Devlet Plânlama Teşkilatı Müsteşarlığı ile birlikte, Ekonomi ile alakalı, diğer Bakanlıklarla koordinalı çalışabilmem için. Başbakahlık Müsteşarlığı’nı da üstlenmem gerekir,” Böylece, Merhum, Turgut Özal, Devlet Plânlama Teşkilatı Müsteşarlığı, uhdesinde olmak şartıyla, Başbakanlık Müsteşarlığı’na ta’yin edildi.

Merhum, Mustafa Ernam, bu durumda boşta kalmış oldu.Bir müddet Sonra, Demirel ile yakın çalışan, Başbakan Yardımcısı değil, ama, Başbakan Yardımcısı gibi çalışan, devrin Devlet Bakanlarından, Ekrem Ceyhun, Kendisini aramış ve Vakıflar Bankası Umum müdürlüğü’nü teklif etmiş, Benimle istişare etti, “ Ne dersin, kabul edeyim mi?” dedi.Ben kendisine, “ Ağabey, Siz,Makro Ekonomi’ye hakim olabilirsiniz, fakat, Bankacılık çok farklı bir mecra.Vakıflar Bankası Umum Müdürlüğü’nün de bağlı olduğu, Vakıflar Umum Müdürlüğüne ta’yin etsinler,” dedim.Ben böyle bir teklifte bulunamam, devlet terbiyem buna müsaid değildir, Vakıflar BANKASI Umum Müdürlüğünü, ya kabul veya reddedeceğim,” dedi. Ben de izniniz olursa, bizzat ben, Ekrem Ceyhun Bey ile bu hususu görüşeyim,” dedim, takdir sizin, dedi.Uzatmayım, Mustafa Ernam Bey, Vakıflar Umum Müdürlüğü’ne ta’yin edildi.

İlk ziyaretini İstanbul’a yaptı.Taksim Gezi Parkında mülkiyeti Vakıflar Umum Müdürlüğü’ne aid, Otel’de buluştuk. Bürokrasi’nin zirvesi, Başbakanlık Müsteşarlığı’ndan daha madün bir makama getirildiği için kırgın olduğunu hissettim.” Ağabey, Başına getirildiğiniz, Vakıflar Umum Müdürlüğü, pekçok Bakanlıktan daha büyük bir kurumdur. Cumhuriyet’den önce, bilhassa, Meclis-i Meb’usan, birinci ve ikinci Meşrutiyyet dönemlerinde, Şer’iyye ve Evkaf Vekaleti vardı. Ya’nî, Şer’ hususlar ve Vakıflar bir vekalet eliuyle idare ediliyordu. 03 Mart 1924 tarihinde çıkarılan bir kanunla, Şer’iyye ve Evkâf Vekletiyle, Erkân-ı Harbiyye-i Umûmiyye vekaletleri lağövedilmiş, Şer’iyye ve Evk âf Vekaleti yerine, Diyanet İşleri Reisliği ile Vakıflar Umum Müdürlüğü kurulmuş, Erkân-ı Harbiyye-i Umûmiyye yerine Genelkurmay Başkanlığı kurulmuştu.

Cumhuriyet kurulduğunda, İstanbul’un % 75’i İslâm, % 25’i Gayr-i müslim vakıflarına aid idi. Türkiye’nin en ücra köşelerinde bile, mutlaka bir vakıf eseri vardır.Büyük şehirlerde sayısız gayr-i menkul, hanlar, hamamlar, oteller, uçsuz, bucaksız Zeytinlikler, Zeytinyağı ve sabun fabrikaları, geniş arazi ve çarşılar, İstanbul’daki Kapalıçarşı ve Mısır Çarşısı gibi, daha nice eserler…

Vakıflar’ın bir de ma’nevî tarafı vardır. Vakıf Eser’lerinin, vâkıf ve vâkıfe’lerin vakfiye şart’larına uygun devam ettirilip- ettirilmemesi büyük önem arz’etmektedir.