Türk sinemasının, namıdiğer Yeşilçam’ın en kendine has, en sarsılmaz çınarlarından biriydi o. Popüler kültürün kalıplarına sığmayan, jön ezberlerini bozan, kameranın karşısında adeta eriyip karaktere bürünen bir dev: Fikret Hakan.
Bugün arkamıza dönüp baktığımızda, onun arkasında bıraktığı mirasın sadece bir "aktörlük" hikayesi olmadığını, aynı zamanda bir dönem Türkiyesi’nin, Anadolu insanının ve sinema sanatının ta kendisi olduğunu görüyoruz.
İşte o derin izleri taşıyan, alışılagelmişin dışındaki portresiyle Fikret Hakan...
Aynadaki Yüz: Jönlükten Karakter Oyunculuğuna
1950’lerde asıl adı Bumin Gaffar Çitanak olarak sinemaya adım atan Fikret Hakan, Yeşilçam’ın alışılmış, pürüzsüz jön kalıplarını yıkan ilk isimlerden oldu. Üç Arkadaş’taki (1958) içtenliği ve Yılanların Öcü’ndeki (1962) Kara Bayram karakteriyle Anadolu insanının sert, vakur ve dirençli yüzünü perdeye taşıdı.
O, sadece bir aktör değil; şiir ve öyküler kaleme alan, karakterlerine entelektüel derinlik katan bir kültür insanıydı.
Hollywood’dan Keşanlı Ali’ye
Keşanlı Ali Destanı (1964) ile zirveye çıkan dehası, onu 1970 yapımı Hollywood projesi Paralı Askerler filminde Tony Curtis ve Charles Bronson gibi dünya starlarıyla başrole taşıdı. Buna rağmen o, dış dünyanın parıltısı yerine hep bu toprakların dertlerini anlatmayı seçti.
Zamansız Bir Çınar
Yeşilçam'ın her döneminde omurgalı duruşunu koruyan Hakan, hiçbir kalıba sıkışmadan izleyiciye hep o güveni verdi: "Bu adam bizden biri."
2017'de aramızdan ayrıldığında arkasında yüzlerce film, edebi eserler ve büyük bir saygınlık bıraktı. Perde kapandı belki ama onun vakur duruşu Türk sinemasında her daim parlamaya devam edecek.