Sonbaharın tatlı hüznü, dibimizde yaşanan insanlık dramını da yanına alıp beni bir kez daha doğaya attı.
Sürekli doğada olmak olmuyor şehirde de yaşamanın da ödenen bedeli bu. Tabiri caizse, oruç tutup iftar da çay açmak gibi bir şey…
İstanbul …
İçinden deniz geçerek tek olan, yeşilin her türlü tonunu akciğerlerimize keyifle sunan dünyanın en güzel şehri…
Her ne kadar kıymetini bilmesek de o, bize tüm vericiliği ile bilgeliğe ittiği adımlarda ısrarcı.
Ondan öğreneceğimiz çok şey var …
İşte doğanın dayanılmaz hafifliği ! Sal kendini akışa
Bu kez ‘Mutlu Adımlar’ adlı bir gruba katıldım.

Valide Sultan Göleti;
Sarıyer'in Bahçeköy ilçesinin kuzeyinde yer alan baraj, Belgrad Ormanı Bentler Tabiat Parkı'nın içinde asırlık ağaçları, bin bir çeşit bitkisi, kurdu kuşu ile her daim bizlerle kucaklaşmayı bekliyor. Bahçeköy ise, kuruluş yılları 1521 yıllarına dayanan İstanbul Sarıyer'e bağlı bir mahalle. Kanuni Sultan Süleyman'ın 1521 yılında Belgrad seferi dönüşü getirdiği Sırp savaş esirlerini buraya yerleştirmesi nedeniyle "Belgrad" olarak adlandırılmış. Yıllar sonra 1923 yılında yapılan Lozan antlaşması gereği Osmanlı döneminde (1924) Selanik sancağına bağlı mübadil olarak gelen müslüman Türkler yerleşmiş. Daha sonra maalesef Türkiye'nin değişik illerinden her yıl aldığı göçlerle burası da yoğunlaşmış. Osmanlı İmparatorluğu döneminde şehrin su ihtiyacını karşılamak üzere yapılan 7 adet bentten biri, 1796 tarihli Valide Sultan Bendi.
Baraj 1796 yılında III:Selim tarafından Valide Sultan Mihrişah Sultan’ın Eyüp’teki bağışlarına su sağlamak üzere yapılmış ve Acıelma Deresi'nin bir kolu olan Ayazağa Deresi'ni tutmaktadır.
Belgrad Ormanı, Karadeniz bölgesinden yani kuzeyden esen rüzgarların getirdiği yağışı ilk bıraktıkları yer olan, Haliç’i besleyen iki ana dereden biri Kağıthane Suyu’ nun kaynağı. Bu kaynağı oluşturan yan derelerden bazılarının önü yüksek duvarlarla kapatılarak yapay göller oluşturulup “bend” olarak adlandırılmışlar. *Bir yerin bend yapmak üzere seçilebilmesi için, vadinin yan duvarlarının, su derinliğinin fazla ve buharlaşma yüzeyinin az olacağı şekilde yüksek olması gerek.

Efendim; İstanbul’da bendlerin yapılmasının en önemli sebebi şehrin günden güne artan su ihtiyacı olmakla beraber , kışın yağan yağmur ve kar sularının çevredeki köy ve tarlalara zarar vermemesidir. Suların fazla doldurması durumunda, bendin üstünde açılmış olan deliklerden çıkarak künkler ve demir borularla su yoluna aktarılır. Değişik parkurlardan yürüyüşlerde görebileceğiniz, her bendin aşağısında demir kapı içinde ise suların taksim edildiği tertibatlar bulunmakta...
Haa… Parkurlara bilen biriyle dalın derim çünkü her yer adeta bir ağaç denizine benziyor kaybolmak da var.
Neyse devam… Belgrad Ormanı, Mezolitik Dönem'den bu yana ilkel topluluklara barınma ve avlanmaları için olanak sağlarken Bizans döneminde büyük bir önem kazanarak yüzyıllar boyunca kesintisiz olarak sürdüreceği şehre içme suyu sağlamış demiştik. Baş belası Haçlı Seferleri dolayısıyla su yapılarının büyük oranda tahrip olması ile eski önemini kaybetmeye başlayan Belgrad Ormanı, İstanbul'un fethi sonrası, özellikle Kanuni Sultan Süleyman döneminde Mimar Sinan tarafından Belgrad Ormanı'ndan Edirnekapı'ya kadar uzanan Kırkçeşme Su Yolunun inşa edilmesi ile tekrar önem kazanmış.

Türkiye'de bilimsel temellere dayalı ormancılığın ilk adımlarının atıldığı ormanlardan biri Belgrad Ormanı, şehrin can damarlarıdır. İçinde günümüzde dimdik ayakta duran Bozdoğan Kemeri (Valens Kemeri) gibi pek çok su yapısı da inşa edilmiş. Bentler Tabiat Parkı'nın da içinde yer aldığı 5524 hektarlık orman, günümüze kadar gelen enfes mimari eserlere, yaklaşık 400 bitki, 169 kuş, 56 kelebek ve yüzlerce mantar türü ile birçok memeli hayvan, sürüngen ve amfibiye ev sahipliği yapmaktadır.
Anlatılmaz yaşanır.
Haa… Çocukken bu şarkıyı çok severdim. Ne zaman üç beş ağaç bir arada görsem söylerim;
Kestane, gürgen, palamut,
Altı yaprak üstü bulut,
Kestane, gürgen, palamut,
Altı yaprak üstü bulut
Gel sen burda derdi unut
Orman ne güzel, ne güzel
Dallar kol kola görünür
Yaprak yaprağa sürünür
Dallar kol kola görünür
Yaprak yaprağa sürünür
Ağaçlar benim sığınağım, sevdiceğim, yol göstericilerim.
Üçüncü gözüme şükürler, herkese de nasip olsun.