Öldünüz.
Eskisi gibi sizi görmüyorlar ama dünyayı da terk etmek için bir haftanız var. Mefta olmuş sevdiklerinizle de karşılaşıp birlikte hangi cehennemi (Tabii latife bu dediğim ama koşullara göre bazen bir göl kıyısı bile insanın cehennemi olabilir ) istediğinizi belirtiyorsunuz. Ancak bu karardan dönmek yok.
Hadi bakalım al sana bir kelebek etkisi… Sadece bu dünyada değil kararlar… tercihler… Başka bir bakış açısıyla yaşam ve ölüm madalyonunun iki yüzü.
TME Films dağıtımıyla 28 Kasım’da sinemalarda izleyiciyle buluşan filmin adı; ‘Sonsuza Dek’
İlginç bir konu, ilginç bir yaklaşımla işlenen filmin yönetmeni David Freyne, senaryosunu Patrick Cunnane ile birlikte kaleme almışlar. Filmin başrollerini Elizabeth Olsen, Miles Teller ve Callum Turner paylaşıyor.
Kısaca; Ruhların sonsuzluğu nerede geçireceklerine karar vermeleri için yalnızca bir haftalarının olduğu bu dünyada, Joan kendini hayatının aşkı ile genç yaşta kaybettiği ilk aşkı arasında imkansız bir seçimle karşı karşıya bulur. ‘Uzun süredir birlikte olduğu partnerine sadık kalmalı mı yoksa zamansız bir ölümle yarıda kesilen ilk aşkına devam mı etmeli?’ sorusunun cevabını arayan Joan, kendini derin bir iç çatışmanın ortasında bulur.
İki ileri bir geri kararlar içinde kalan film ilk etapta bizim ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ filmini çağrıştırdı. Aşk mı Emek mi?
Bazı sahneler gereğinden uzun olmakla birlikte film oldukça keyifle akıyor. Tipik Amerikan ögeleri var tabii. Arada saçma gelebilir ama filme kendinizi kaptırırsanız oldukça eğlenceli…
Burada bir fıkrayı anlatmadan geçemeyeceğim.
Bir Türk ve bir Amerikalı ölmüş. Öbür tarafta onları karşılayan zebani ikisine de hangi cehennemi istediğini sormuş ve açıklamış. Bir Türk Cehennemi var bir de Amerikan! Türk Cehenneminde her gün 1 Kova dolusu mok yiyorsun, Amerikan Cehenneminde 1 Tabak dolusu..
Amerikalı uyanık hemen atlamış bir tabak dolusuna razı olarak. Dolayısıyla Türk ‘e de bir kova kalmış. Günler geçiyor herkes kendi cehennemini yaşıyor…
Bunlar bir gün karşılaşmışlar. Türk nasıl gidiyor demiş Amerikalıya.
‘Ne olsun’ demiş Amerikalı ‘Her gün bir tabak yiyoruz’ hafif bir bıyık altı gülümsemeyle. ‘Ya siz?’
Türk’ün ağzı kulaklarında ‘Burası Türk Cehennemi… Valla biz bir mok yiyemedik daha. Bir gün kalkıyoruz kova var mok yok, diğer gün mok var kova yok…
Gülmek serbest