İnsanların otuz yaşına kadar eğitim gördüğü, sertifika biriktirmekten bir işte uzmanlaşmaya zaman bulamadığı günümüz dünyasının dışı bol motivasyonlu içi bol baskılı cümlesidir, “İstersen başarırsın!”. Aslında bu cümle size sessizce şunu fısıldar: “Başaramamışsan yeterince istememişsindir.”.

Başarıyı kendinden çok diğerleriyle yarış hali üzerinden tanımlayan günümüz insanı, bu cümleyle bir yandan başarıyı yüceltirken diğer yandan kendini ya da karşısındakini görünmez bir mecburiyetin içine alır. Oysa herkes her şeyi başaramaz, herkes her şeyi başarmak zorunda değildir. Bazen kapasiteniz yetmez, bazen koşullar uygun değildir, bazen canınız istemez.

Hayat, isteyenlerin kazandığı bir yarış pisti değildir. İsteyip başaramayanlar da var, başarmak istemeyenler de. Hatta başarmak için çabalamaktan bitap düşenler de… Sürekli başarı söylemi; dinlenmenin tembellik, durmanın ayıp, vazgeçmenin ise utanç verici olduğu yanılsamasını beraberinde getirir. Başaramadığınız her şey, bir kusur gibi görünür.

Zorunda mıyım?

Oysa kimi zaman başarı isteğinden vazgeçmek de bir başarıdır. Vazgeçerek sınırlarını fark eden kişi; doğru olmayan bir hedefin yönünü değiştirebilir, hatta hayatla kavga etmeyi bırakabilir. İnsanlar, kazananları sever ama bazı kayıpların da hedeflenen dışında kazançlar sağladığı düşünülürse, daha çok seveceğiniz şeylere ulaşma ihtimaliniz de artar.

Mutlu musunuz, kendinize öncelikle bunu sorun. Mutluysanız, ne âlâ. Değilseniz, sizi mutlu edecek şeyleri somutlaştırın. Soracağınız ilk soru şu olabilir: “Bu başarıyı kendim için mi, diğerleri için mi istiyorum?” İçinizde bunun stresini yaşıyorsanız da şu alternatif cümleler iç baskınızı hafifletebilir: “İstersen denersin.”, “İstersen bırakırsın.”. Unutmayın! Hayat, “İstiyorum, başarmalıyım!” diyenlerin değil farkındalığıyla yaşayanların hikâyesini yazar.