Türk Milleti, 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Antlaşması’yla en kara günlerine girmiştir. İtilaf Devletleri’nin işgal zulmüne tahammül edemeyerek; “ya istiklal ya ölüm düsturu ile top yekûn İstiklal mücadelesine kalkışmıştır. Düşmanın tüm vahşetine rağmen, yüce Türk Milleti, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti oluşumu ile işgalin haksız olduğunu ve bu hukuksuz davranışa karşı hukuk yolu ile karşı konulacağını tüm dünyaya ilan etmiştir. İşgalci İtilaf Devletleri, bu hukukî mücadeleden anlamayınca Türk Milleti, Mustafa Kemal önderliğindeki 23 Nisan 1920 TBMM açmış ve İstiklal Savaşı’nı başlatmıştır.

Güney Cephesi, Doğu Cephesi ve Batı Cephesi’ne büyük başarılar elde etmiştir. Batı Cephesi’ndeki mücadeleler devam etmektedir. Meclis hükümeti orduyu ayakta tutacak ona moral verecek, milleti manen güçlendirip, harekete geçirmek için milli marş yazılması arayışındadır. TBMM kendi mili marşı olması gerektiğine karar vermiştir. İşte bu zaferin müjdecisi olan istiklal sesi; İstiklal Marşı’nın yazılış hikayesi:

“TBMM Hükümeti Millî Eğitim Bakanlığı gazetelerde;” Şairlerin Dikkatine” başlığıyla; bir milli marşın güfte ve bestesini yapana beş yüz lira maddi mükafat vereceğini ilan etti. Yarışmaya 724 şiir gönderildi. Amma bu şiirlerin hiçbiri milli marş özelliğine sahip görülmedi. Bakan Hamdullah Suphi, Mehmet Akif ‘in marşa ödül konulması nedeniyle katılmadığını öğrenince şaire yazdığı mektupta ödül konusunun uygun bir şekilde çözümlenebileceğini ve yarışmaya katılmasını belirtir. Mehmet Akif, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Burdur Milletvekilidir.

Kimdir Mehmet Akif. İlk şiirlerini okul sıralarında kaleme alan Akif Meşrutiyet ilân edilince de İttihat ve Terakki Partisi’ne girer. Birkaç ay sonra da Darülfünun edebiyat müderrisliğine getirilir. Akif 1908’ de açılan fikir ve sanat hareketinin içinde yer alarak daha önceleri yayınlamadığı şiirleri Sebilürreşad’a yayınlamaya başlar. İlk kitabı 1911’ de Safahat adıyla yayımlanır. İstiklal Marşı’nı yazdığı sıralarda altıncı kitabı olan “Asım” üzerinde çalışmaktadır. Şiirlerinde, imparatorluğun kaybettiği topraklar için gözyaşı döken Mehmet Akif, milleti birleşmeye, hayasız saldırılara karşı koymaya çağırır. Mehmet Akif 1912 yılı sonlarında askerleri şevke getirmek için 10 dörtlükten oluşan manzume Cenk Şarkısı marşını Sebilürreşad dergisinde yayımlanır.

Almanların daveti sonucunda Aralık 1915’ te Almanya’ya gider. Mehmet Akif Almanya’ da bulunduğu sırada Çanakkale Şehitleri’ne şiirini/ destanını yazar. 24 Aralık 1920’ de Kastamonu’ dan Ankara’ ya gelen Mehmet Akif ve Eşref Edip, Mustafa Kemal tarafından davet edilirler. İstasyondaki çalışma yerinde bir saat kadar süren bir görüşmeden sonra Mustafa Kemal şöyle der: “Sizi bekliyordum efendim, tam zamanında geldiniz. Kastamonu'daki vatanpervane mesainizden çok memnun oldum. Sevr Antlaşması’nın memleket için ne kadar feci bir idam hükmü olduğunu Sebilürreşad kadar hiçbir gazete memlekete neşretmedi. Manevi cephemizin kuvvetlenmesine Sebilürreşad’ın büyük hizmeti oldu. İkinize de bilhassa teşekkür ederim.”

Yarışmanın son şiir gönderme tarihi olan 23 Aralık 1920’ den sonra Millî Eğitim Bakanlığı güfteleri incelemiş ancak içlerinde İstiklal Marşı olabilecek bir eser bulamamıştır. Bakan Hamdullah Suphi, Mehmet Akif ‘in marşa ödül konulması nedeniyle katılmadığını öğrenince şaire yazdığı mektupta ödül konusunun uygun bir şekilde çözümlenebileceğini ve yarışmaya katılmasını belirtir. Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi. Mehmet Akif ‘e şöyle yazar:

"Pek aziz ve muhterem efendim; İstiklâl Marşı için açılan müsabakaya, iştirak buyurmamalarındaki sebebin izalesi için pek çok tedbirler vardır. Zat-ı üstadanelerinin matlup şiiri vücuda getirmeleri, maksadın husulü için son çare olarak kalmıştır. Asil endişenin icap ettirdiği ne varsa hepsini yaparız. Memleketi bu müessir telkin ve tehyiç (heyecanlanma) vasıtasından mahrum bırakmamanızı rica ve bu vesile ile en derin hürmet ve muhabbetimi arz ve tekrar eylerim efendim."

5 Şubat 1921 tarihli mektubuyla aldığı İstiklal Marşı siparişi için şimdilerde müze olan Hacettepe’nin arkasındaki Tacettin Dergahı’ndaki odasına çekilerek marşı yazmaya başlar. İstiklal Marşı 17 Şubat 1921 tarihinde Hâkimiyeti Milliye Sebilürreşad’a da yayımlanır. Açık Söz gazetesi ise marşı süslü bir çerçeve içinde birinci sayfaya koyarken şu açıklamayı yapar:” Her mısrada Türk ve İslam ruhunun ulvi mübarek hisleri titreyen bu abide-i sanatı, kemal-i hürmet ve mübahatla (övünçle) derc ediyoruz.”

İlk yayınından 12 gün sonra da Konya’ da Öğüt Gazetesi’nde yer alan İstiklal Marşı’na karşı Anadolu gazetelerinin olumlu bir yaklaşım içinde oldukları görülmektedir. İstiklal Marşı 12 Mart 1921 günü TBMM tarafında kabul edilir.

Mehmet Akif İstiklal Marşı’nı: “O şiir benim değil milletimindir” diyerek, marşı Türk Milleti’ne ve Kahraman Türk Ordusu’na armağan/ithaf etmiştir.” Paltosu bile olmayan Mehmet Akif kazandığı beş yüz liralık ödülü yoksul kadın ve çocuklarına iş öğreterek yoksulluklarına son vermek için kurulan “Darülmesai’ye” bağışlar.

Kısaca:

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;

O benimdir, o benim milletimindir ancak.

……………

……………

Muhteşem cümleler ile başlayan ve devam eden İstiklalin sesi İstiklal Marşı; 12 Mart 1921'de TBMM tarafından kabul edildikten sonra, toplu olarak ilk kez İstanbul'daki Galatasaray Lisesi'nde okunmuştur. Bu tarihi an, marşın resmiyet kazanmasının ardından halk ve eğitim camiası nezdinde kabulünü simgeleyen önemli bir olay olarak kayıtlara geçmiştir. İstiklal Marşı’nın kabulünün 105. Yılı kutlu olsun. Mehmet Akif’e ve vatan için, millet için şehit olanlara Allah rahmet eylesin. Tüm gazilerimize Allah uzun ömürler versin.