Futbol her zaman topun filelere gitmesinden bunun skor tabelasına yansımasından ibaret değildir. Ayrıca alınan puanlar da herşeyin ifadesi anlamına gelmez. Bu durum bazen bir camianın, toplumun ya da ülkenin umudu, inancı, ortak heyecanı beklentisi anlamına gelebilir.

İşte 2026 Dünya Kupası Elemeleri E Grubu maçları da bizim için tam olarak böyle okunmalı. Ökunmalı diyorum çünkü; Her ne kadar grup mücadelelerinin tamamlanması için önümüzde iki maç daha var olsa da, bir futbol mucizesi olmadığı taktirde biz grup ikincisi olarak play-off oynama hakkını elde ederiz.

‘Bizim Çocuklar’ın alınan 6-0’lık ağır İspanya yenilgisinin ardından, çıktığı iki maçta, önce Bulgaristan’ı deplasmanda 6-1, Gürcistan’ı ise, içeride 4-1 yenerek iki maçı da kazanması, bu iki karşılaşmada yediği on gole karşın kalesinde yalnızca iki gol görmesinin açılımı nasıl olmalı?

Bu sorunun tek ve de net. Yukarıda da belirttiğim gibi; Umut, inanç ve ortak heyecan demek daha doğru olur diye düşünüyorum bu duruma…

Bu hikâyeyi sadece skorlarla anlatmak son derece hatalı olurdu. Çünkü bu başarı, yalynızca bir teknik direktörün ya da birkaç yıldız oyuncunun değil; bir jenerasyonun, bir ruhun, bir bütünün hikâyesi bence. Ve o bütünlüğün en önemli etkeni de hiç kuşkusuz Vincenzo Montella…

Montella Adana Demirspor’un teknik patronluğunda değil, ancak Milli takımın başına geçtiğinde, çoğu kişi temkinli ve de kafalarda soru işaretleri vardı: “Bir İtalyan, Türk futbolcusuna disiplini aşılayabilir mi?” diye soran da vardı, “Dil sorununu aşıp, Bizim Çocuklarla nasıl bir ortak idealde buluşacak?” diyen de.

Fakat Montella hiçbir zaman büyük sözler söylemedi. O, sahada yaptıklarıyla gündeme geldi hep. Bu arada, eleştirilmesi gereken işler de yapmadı değil tabi ki. Örneğin; Grupta mücadele verdiğimiz İspanya karşısındaki takım kurgusu ve futbol anlayışı tartışmaya açıktı.

Konya’da oynadığımız İspanya karşısına, “Kaybetmemek” yerine “Kazanmak” adına çıkması, sanırım görev süreci içinde yaptığı en büyük hataydı.

Hepimizin de bildiği bir gerçeğin üzerinden atladı o maçta; “Kazanamıyorsan, en azından kaybetmeyeceksin”. Elinde ne kadar yıldız oyuncun, ne kadar her kilidi açabilecek klasta silahın olursa olsun, haddini bileceksin.

Ancak, Montella ile günün sonunda, hedefin kapısı ardına kadar araladık. Şimdi son bir adımımız daha kaldı. İçerideki Bulgaristan ve Sevilla’da oynanacak İspanya maçlarından alınacak tek puan bizi play-off’a taşıyacak.

Bulgaristan ve Gürcistan galibiyetleriyle FIFA sıralamasında da yükselen, çok uzun zamandır göremediğimiz kadar kolektif akıl içeren oyun anlayışı ve de müthiş bir jenerasyondan oluşan oyuncu profiliyle milli takımımızın, uzun bir süre başarılarını sürdüreceğine yürekten inanıyorum.

Hoşçakalın…