Şanlı Türk tarihi zaferlerle doludur. Ama, bazı zaferlerimiz vardır ki fazla bilinmez ne acıdır bu zaferlerimiz yeni nesillere anlatılmaz duruma gelmiştir. Unutmayalım ki, tarihini bilmeyen milletler gelecekte destanlar yazmaz. İşte az bilinen destanlarımızdan birisi de Fransa karşısında kazandığımız Akka Zaferi’dir.

Osmanlılar, 1517’de Ridaniye Zaferi sonunda Mısır’ı Memlükler’den almıştı. Mısır, Avrupalı devletler tarafından Uzak Doğu’ya ve Afrika’ya açılan bir kapı olarak görülüyordu. Bu stratejik önemi bilenlerden birisi de Napolyon Bonapart’dır. Napolyon, Mısır’ı elde edebilmek için yalan yanlış aklına her geleni söylemekten çekinmemişti. Fransızlar’ın Müslüman olduğunu, Mısır’ın işgalinin Osmanlı’nın isteği üzerine yapıldığını ve asıl niyetinin Kölemen (Memlük) Beyleri’ni etkisizleştirmek olduğunu ileri sürmüştü. Yalan ve aldatıcı sözlerle bölgeyi ele geçirmeyi amaçlamıştı. Bölgedeki valilere yazdığı mektuplarda dost gibi görünmüş onları kandırabilmek için birbirinden süslü kelimeleri seçmişti. Yalana, hileye, dolandırıcılığa alışkın olmayan Müslüman halk, Napolyon’a kanmıştı.

Bu tehlikeyi sezen Osmanlı Devleti; 1780 Yılında Şam valiliğine tayin edilen ve daha sonra da Mısır’daki vaziyetin karışıklığı göz önünde tutularak yeniden o bölgeye daha yakın olması hasebiyle Cezzar Ahmet Paşa’yı Sayda eyaletinde de görevlendirildi. Gerek Şam gerekse Sayda valilikleri sırasında sürekli olarak Akkâ’da oturan Cezzar Ahmet Paşa, Memlük gruplarının çıkardıkları isyanı bastırdıktan sonra Akka’daki makamını daha da güçlendirdi. Akka, Sayda ve Beyrut’ta ticarî faaliyetleri kontrolü altına aldı, çok gelir getiren ve Avrupalı tüccarların gözde malları olan pamuklu, hububat ve ipekli ticaretini kontrol altına aldı. Bu iktisadî güç siyasî kudretinin de anahtarı oldu.

Onun bu faaliyetleri özellikle Fransızlar’ı endişeye sevketti, ticarî menfaatleri zedelenen Fransızlar, Cezzar hakkında kötü propaganda başlattılar. Hatta İstanbul’daki Fransız elçisi Cezzar’ı III. Selim’e şikâyet ettiği tarihi belgelerde sabittir. Ancak o sırada Fransa’da Napolyon Bonapart devri başlamıştı. Siyaset, Onun Mısır, Ortadoğu, İran ve Hindistan ile alakalı cüretkâr hayali ile yepyeni bir şekil kazandı. Mısır’ı işgal eden Napolyon’un bu hareketine Osmanlı Devleti çok sert bir tavır aldı. Osmanlı hükümeti, Mısır’ı çok iyi tanıyan Cezzar Ahmet Paşa’yı Mısır seraskeri olarak tayin etti. Asker takviyesi ile lüzumlu askeri malzeme ve mühimmatı göndermeyi kararlaştırdı. Napolyon hayalini gerçekleştirmek için Mısır’dan Suriye bölgesine ilerleyip El-Ariş, Gazze ve Yafa'yı işgal etmişti. Yafa ancak 6 gün direnebildi. Fransızlar burada çoluk çocuk, kadın, ihtiyar demeden 4000 ahaliyi hunharca katlettiler. Fransız Ordusu, 18 Mart 1799'da Akka önüne gelmişti. Napolyon, bu bölgenin kilidi durumundaki Akka’yı zapta karar verdi. Bir gün sonraki hücumlarla başlayan Akka kuşatmasında Cezzâr Ahmet Paşa, Fransızlar’a şiddetle karşı koydu.

Akka’yı müdafaa etmek üzere yeni kurulmuş Nizâm-ı Cedîd askerine mensup bir kuvvet de mevcuttu. Ayrıca İstanbul’dan donanma ile yeni askerî kuvvetler gönderilmişti. Napolyon Akka’yı birkaç günde teslim alıp böylece Şam, Bağdat, Hindistan yolunun kendisine açılacağını hayal ediyordu. Muhtemelen Büyük İskender’in hayalini görüyordu. Öncelikle Cezzar Ahmet Paşa’ya bir mektup yazarak ömrünün ahir zamanında kendisini kurtararak ibadetle meşgul olmasını kaleyi teslim etmesini teklif etti. Cezzar Ahmet Paşa, o tarihlerde muhtemelen 75 yaşlarında idi. Kaledeki bütün askerleri topladı ve tarihi bir konuşma yaptı. Bütün askerler ve halk kanlarının son damlasına kadar çarpışacaklarına yemin ettiler ve küstah Napolyon’a ders verelim dediler. Cezzar Ahmet Paşa’nın elçiye verdiği cevap gurur vesilemizdir:

2/2

“Devlet-i Ali Osman bu şehri size teslim etmek için beni vezir yapmadı, ben Boşnak Cezzar Ahmet Paşa’yım. Şehadet rütbesine ulaşıncaya kadar şehirden size bir damla bile içecek vermeyeceğim.”

Birbiri ardınca yaptığı saldırılardan hiçbir netice alamayan Napolyon Bonapart, 10 Mayıs 1799 tarihinde yardım kuvvetlerinin yetişmesiyle birlikte büyük bir hezimete uğradı. O tarihte 75 yaşında olan kahraman Cezzar Ahmet Paşa ve askerleri, şanlı tarihimize Akka Zaferi’ni altın harflerle yazmışlardı. Bu yenilgi Napolyon Bonapart’ın Doğu hayalini de suya düşürdü. Bir süre sonra 20 Mayıs’ta kuşatmayı kaldırıp geri çekilmeye mecbur oldu. Ahmet Paşa'nın karşısında ilk yenilgisini yaşayan Napolyon:

“Akka'da durdurulmasaydım, bütün Doğu'yu ele geçirebilirdim!” sözünü söylemiştir.

Osmanlı ordusunu küçümseyen Avrupa’yı kasıp kavuran Napolyon, aynı başarısını. Türk ordusu karşısında gösteremedi. Akka’da, Cezzar Ahmet Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu karşısında ilk ve en büyük mağlubiyetini yaşadı (1799). Ne gariptir ki onu mağlup eden ordu “Nizam-ı Cedit” denilen ve Fransız usulünde kurulan bir orduydu. Sistem aynı olsa da ruh farklıydı, yürekler farklıydı. Bu yenilgiyi bir türlü sindiremedi Napolyon. Kahire’ye döndüğün de yenilmediğini bile iddia etti, fakat inandırıcı bulunmadı. Mısır’da başarılı olamayan ve can telaşına düşen ve orduyu yalnız bırakan Napolyon, Mısır’dan gizlice kaçtı.

Bir zamanlar kendisine: “Hükümdarlar asil sülalelere dayanırlar, halbuki sizin böyle bir geçmişiniz yok.”

Diyenlere: “Benim soyumun asaleti de benimle başlar.” demekteydi

Bu hırslı generalin ömrünün bir dönemi çok parlak gibi görünse de sonu çok perişan olmuştur. Son günlerini geçirdiği hapishane hücresinde ona gardiyanlar bile acır duruma gelmiştir.

Kısacası; Napolyon Bonapart Mısır Akka’da karşısındaki kahraman Türk ordusunun inançlı ve kararlı mücadelesi için tarih sayfalarına yazılan şu ünlü sözünü söylemekten çekinmemiştir: “ Türkler öldürülür, fakat yenilmez.”

Evet Türk Milleti Akka Zaferi’nden 226 yıl sonra Sivas’ta, içlerinden Fransa’nında olduğu işgalci devletlere hür yaşamak için, tekrar şöyle demişti: “Ya istiklâl, ya ölüm.”

Türkler öldürülür, fakat yenilmez.”