2020 yılında televizyon programı ile başlayan, halen devam eden ve her daim “İyi Şeyler Konuşalım” dediğim bu süreçte bana sıkça şu soru soruldu: “Neden iyi şeyler konuşalım?” Bu başlık, “pozitif düşünelim!” gibi yüzeysel bir iyimserliği ifade etmiyor. İnsanı kendine ve hayata karşı daha dürüst, daha temaslı bir dile çağırıyor. Bu bağlamda “İyi Şeyler Konuşalım” demek her şey yolundaymış gibi konuşalım demek değildir.

Acı yokmuş gibi susmak, problemleri pembe cümlelerle gizlemek, zihnin karanlık köşelerini yok saymak demek hiç değildir. “İyi Şeyler Konuşalım” demek zor olanı açıkça konuşabilelim demektir. Hepimiz hem bireysel hem toplumsal hayatımızda mutluluklarla birlikte acılar ve üzüntüler yaşıyoruz. Hiçbir hüznün aynı şiddetle devam etmeyeceğini bilmek o anki üzüntümüzü almıyor. Çünkü iyileşmek için bu süreci yaşamamız ve hakkıyla tamamlamamız gerekiyor. Olumsuzluklara odaklanarak bir ömür sürdürmek ne kadar zorlayıcı ise onları yok sayarak hep güzelliklerle oyalanmak da bir o kadar yanıltıcı olur. İnsan olarak başarmamız gereken; iyi-kötü, kolay-zor, mümkün-namümkün dengesini kurabilmektir.

İyi şeyler konuşalım!” çağrısı, pembe gözlükleri takmak değil kendimize kurduğumuz savunmaları görünür kılma, zihnimizin küçük ama etkili tuzaklarını fark etme ve “Ben buyum!” dediğimiz noktaların ne kadar öğrenilmiş olduğunu hatırlama çağrısıdır. Yani “Daha iyi düşün.” demek değil “Daha doğru sor.” demektir.

İyi şeyler nerede başlıyor?

İşte iyi şeyler, doğru sorularla burada başlıyor. Çünkü kararsızlığı fark etmek, kendini kandırdığını görmek, kıyaslamayı bırakmak, bazen iyi niyetin arkasındaki zararı görmek, belirsizlikle kalabilmek, zihinsel gürültüyü susturabilmek, hikâyeyi yeniden yazma cesaretini göze alabilmek iyidir. İyi şeyler her zaman rahatlatmaz, iyi hissettirmez ama iyi gelebilir.

Yeni bir yıla her yıl olduğu gibi umutla girerken ve bu yeni yıl da bize her yıl olduğu gibi mutlulukların yanında hayal kırıklıkları getirecekken bu cümleler size “Haklı kal!” ya da “Pozitif ol!” demiyor. Sadece şunu fısıldıyor: “Bir adım daha dürüst olabilir misin?”