Bazı sporcular vardır, yalnızca skor üreterek değil, duruşlarıyla, gelişim hikâyeleriyle, inançlarıyla öne çıkarlar. Alperen Şengün, dünyanın en önemli basketbol sahnesi olan Amerikan Basketbol Ligi NBA’da ter akıtan bu özel isimlerden biri. Hem NBA’in dev sahnesinde, hem de Ay Yıldızlı formayla oynamak her babayiğidin harcı değil. Ama o, henüz 23 yaşında olmasına karşın bu yükün altına dimdik giriyor.
Başarılı temsilcimizin Houston Rockets formasını giydiği ilk günden günümüze kadar geçen sürede sadece vücudu değil, zihni de inanılmaz gelişti. NBA’e adım attığında birçok kişi ona şüpheyle yaklaşmıştı. O ise eleştirilere değil, hedeflerine giden yolda, inançlarına kulak verdi. İşte bugün geldiği noktada, dört sezonun ardından hâlâ ayakta ve her geçen gün daha da güçlü olduğunu ortaya koyan bir örnek olarak karşımızda duruyor.
Alperen, yeni sezona daha fazla sorumlulukla hazırlanıyor. “Her zamanki gibi bir tık üstü Alperen” sözü boşuna değil. Her yıl 60 yeni oyuncunun geldiği bir devler arenasında tutunmak, yalnızca yetenekle açıklanamaz. Onun başarısının ardında ciddi bir farkındalık ve kararlılık var.
All-star’a seçilmesi, yalnızca bir onur değil, aslında uzun bir yolculuğun ödülü. O anın en özel tarafıysa, ailesinin yaşadığı gurur olmuş. Bu bile Alperen’in içindeki değer pusulasının nasıl çalıştığını anlayabilmemiz için son derece yeterli.
Yeni sezonda Kevin Durant gibi bir yıldızla aynı formayı terletecek olmak bile başlı başına heyecan verici bir unsur onun için. Ve bu durum yalnızca bir hayranlık meselesi değil, sahada öğrenmenin, paylaşmanın mutluluğuyla birlikte yaşamanın en önemli işareti belki de.
Alperen’in sadece bireysel değil, milli hedefleri de oldukça büyük. “Hedef madalya” derken duygusallığa değil, bu düşüncenin gerçekçiliğine yaslanıyor. Bu arada, açık konuşmak gerekirse, uzun süredir başarıya aç olan ‘12 Dev Adam’ın da onun gibi bir oyuncuya ne kadar ihtiyacı olduğu ortada.
Ama bana göre en çarpıcı unsur Alperen’in, NBA’in yalnızca fiziksel güç değil, mental bir savaş alanı olduğuna inanıyor oluşu.
Verdiği bir röportajda, geride bıraktığı NBA sürecinde en büyük dönüşümünü zihinsel olarak yaşadığını ifade etmesi de hayli çarpıcı. Zorlandığı anları aşarken her şeyi içinde yaşayıp güçlendiği anlaşılıyor söylemlerinden. İşte bu yönü de onu sıradan bir yetenek olmaktan çıkarıyor.
Kısacası Alperen Şengün, artık sadece geleceği parlak bir basketbol oyuncusu değil, bugünü yaşayan, yarını inşa eden bir rol model de aynı zamanda. Ve o potaya her uzandığında, yalnızca skor tabelasını değil, Türk insanının umutlarını da yükseklere taşıyor.
Hoşçakalın…