SAĞLIK NOTLARI

07 Haziran 2019 Cuma 18:37
11 Okunma
SAĞLIK NOTLARI



Stresli annelerin erkek bebekleri kısır oluyor



Gebeliğin erken dönemlerinde stres yaşayan annelerden doğan erkek çocuklarının ileriki yıllarda daha az sperme sahip oldukları ortaya çıktı.

Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Görgen, Human Reproduction dergisinde yayınlanan araştırmanın detayları hakkında şu bilgileri verdi:

“Gebeliğin ilk 18 haftası içinde zorlayıcı hayat koşulları olan (yakın akrabanın kaybı, eşle olan ciddi sorunlar) ve stres çeken gebelerin erkek çocuklarının sperm sayısı ve hareketlerinde problemler gelişiyor.

Çünkü gebeliğin erken dönemleri, erkek üreme organlarının gelişiminde önemli bir zaman dilimi. Bu dönemde yaşanan stresli periyodun uzun dönemde üreme ile ilgili olumsuz sonuçları ortaya çıkıyor. Bu da erkek üreme sisteminde hassas bir periyod olan erken gebelik dönemlerinde yoğun strese maruz kalan gebelerden doğan erkek çocuklarında uzun dönemde kısırlık sorunlarının gelişebileceğini göstermektedir.

Geç gebelik döneminde yaşanan stresin ise bu konuda bir etkisi saptanmamıştır.

Anne karnında yaşanan stresli dönemin yanında aşırı kilo, sigara-alkol kullanımı, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve varikosel de sperm kalitesini ve sayısını önemli ölçüde etkiler.”

 



R.O.C.S. GUM BALM BİTKİSEL BALSAM DİŞ MACUNU İLE



ÖZGÜRCE GÜLÜMSE...



Sağlıklı dişler ve ışıldayan gülüşler, öz güveniniz için çok önemli… Bu nedenle diş sağlığınızı ihmal etmemeniz ve diş macununuzu da doğru seçmeniz gerekli. R.O.C.S. Gum Balm Diş Macunu, diş ve diş eti sağlığınızı korurken size kusursuz gülüşlerin de formülünü sunuyor. 



Sağlıklı ve güzel görünen dişler için diş etlerine mutlaka özen göstermek gerekiyor. Dişlerinizdeki yemek artıklarını ve bakteri plağını yeterince iyi temizlemediğinizde diş etlerinizde kızarıklığa, şişmeye ve kanamaya yol açabiliyor. Bu belirtiler, diş eti iltihabının habercisi olarak öne çıkıyor. Önlem alınmadığı takdirde ise dişlerde sallanmaya ve hatta diş kayıplarına bile yol açabiliyor. Diş etlerini kızarıklık, kanama ve şişkinliğe karşı korumak için geliştirilen R.O.C.S. Gum Balm (Diş Eti İçin Balsam) Diş Macunu, içeriğindeki antioksidan ve iltihaba karşı koruyucu özellikleriyle bilinen kavak ağacı ekstresi ile sağlıklı diş etlerini koruyor.





X, Y ve Z Kuşakları Nasıl Besleniyor?



“Kuşak kavramı kişilerin; aşağı yukarı aynı yıllarda doğduğu, aynı çağın koşullarını, benzer sıkıntıların olduğu yazgıları yaşamış benzer ödevlerle yükümlü olmuş kişilerin oluşturduğu topluluk.” ifadelerini kullanan Sports International İstanbul Diyetisyeni Ebru Kahraman, kuşakların beslenme programları ve yaşam tarzları hakkında bilgi verdi. Kahraman, 1946 – 1964 arası doğanların bebek patlaması kuşağı, 1965-1980 yılları arasında doğanların X Kuşağı, 1980-2000 yılları arası doğanların Y Kuşağı, 2000 yılı ve sonrasında doğanların Z Kuşağı olduğunu söyleyerek “Yapılan araştırmalar kişisel özellikler, tutum ve davranışlar açısından kuşaklar arasında farklılıklar bulunduğunu göstermekle birliktebu farklılıkların net ve kesin olmadığı da ileri sürülmektedir” dedi.Kahraman kuşaklar hakkında şu bilgileri verdi:



X kuşağı



X kuşağında doğup büyüyen bireyler, iş yaşamında sadık, kanaat duyguları yüksek ve aynı işte uzun yıllar çalışmış kişilerdir. X kuşağı bireyleri, teknolojik devrime denk geldiklerinde zorunlu olarak teknoloji kullanmaya başlamışlardır. X kuşağının genellikle öğün sayıları azdır. Sabah ve akşam olmak üzere iki öğün yapmaktadırlar. Yemeklerde en çok buğday ve buğday unu ile yapılan yağlı hamur işleri vardır. Yaşadıkları coğrafi bölgenin de etkisiyle beslenmelerini ağırlıklı olarak hayvansal ürünlerden sağlamaktadırlar. .X kuşağı içecek olarak genellikle, boza ,oralet, kımız, ayran, şerbet,şalgam, hoşafve kefirkullanılmaktadır. En çok kullanılan sebzeler : kabak, pancar, pırasa, havuç, soğan, sarımsak, turp, patlıcan, dağ ıspanağı, salatalıktır. Meyve ve kuruyemişlere de ilgi gösterdiği bilinmektedir. En çok kullanılan meyve ve kuruyemişler, erik, kayısı, şeftali, elma, kavun, karpuz, şeftali, iğde, dut, fıstık, armut, üzüm, fındık ve ceviz gibi ürünlerdir. X kuşağındaen çok tüketilen baklagiller ve tahıllar, bulgur, pirinç, un, mercimek, buğday nişastası, nohut; sebzeler pırasa, lahana, ıspanak, pazı, şalgam, hıyar, soğan; yağlar zeytinyağı, kuyruk yağı, sadeyağ; otlar ve baharat, misk, safran, zeytin, maydanoz, hardal, sarımsak, kişniş, nane, kimyon, eflak tuzu, sakız, sirke, fülfül (karabiber), tarçın, karanfil, anber; Hayvansal gıdalar yumurta, tavuk, peynir, süt, yoğurt, kaymak, istiridye, karides, paça, kaz, sığır işkembesi, bal, av kuşları, balık olarak sıralanabilir.



Y kuşağı



Bu kuşak üyeleri, elde ettikleri gelirden çok, sosyal yardımlar, esnek çalışma saatleri gibi manevi olarak da onları tatmin edecek faktörlere odaklanmaktadırlar. Bu kuşak için iyi bir gelirden çok, yaptıklarının onaylanması, eğitim ve öğrenme fırsatlarının da dâhil olduğu bütünsel bir iş tatmini çok daha önemlidir .Diğer kuşaklarlaekonomikdüzeyleri kıyaslandığında,alım gücü en yüksek olduğu ortaya konulmuştur.X kuşağında iki öğün olan yemek yeme alışkanlıkları , y kuşağında üç öğüne çıkmıştır. X kuşağı ; hayvansal yağları sık tüketirken , y kuşağı ; sağlık yönündenbitkisel yağları tercih etmektedir. Y kuşağı daha çok ayçiçek , margarin ve zeytinyağı kullanmaktadır. X kuşagı bireylerinin daha çok tükettiği besinler ; döner, pide, lahmacun, simit, gözleme, börek, dürüm, köfte, yahni, tandır, kebaplar, balık çeşitleri, pastırma, sucuk, çeşitli peynirler, zeytinler vebazı sakatatlar bol miktarda tüketilmektedir. Y kuşağı bireyleri X ‘e kıyasla, tüm meyve sebzeleri görmesi mümkündür. Bakliyat olarak ise mercimek, nohut, pirinç en çoktüketilenleridir. Y kuşağıçorba çeşitleri olarak , mercimek, ezogelin, tarhana, işkembe, tuzlama ve domates çorbaları daha çok tüketilmektedir. Tatlı çeşitliliğiY kuşaklarında talep görmüş olup, muhallebi, baklava, kadayıf, sütlaç, tulumba, lokma, lokum, yaş pasta ve çeşitli kurabiyelerçok fazla tüketilen ürünler arasındadır.



Z Kuşağı



Bu kuşak henüz çalışma hayatında olmadığı için net bir şekilde kuşağın iş yaşamıyla ilişkili güçlü ve zayıf yönleri tespit edilememiş olsa da, tahminler; Z kuşağı üyelerinin markalara ve çalıştıkları organizasyonlara karşı sadakatsiz olabileceklerini, azimli ve hırslı olmayabileceklerini, çabuk sıkıldıkları için kolay vazgeçebileceklerini göstermektedir. Z kuşağı düzensiz beslenmektedir özellikle kahvaltı öğününü atlamaktadırlar. Z kuşağı bireyleri hazır, pratik genellikle fast food tarzı beslenmeyi severler. Bu kötü beslenme alışkanlıklarından dolayı ev yemeklerini, süt ürünlerini çok tercih etmezler. İçecek olarak daha çok ; gazlı, asitli ve şekerli içecekler tercih ederler.Z kuşağı bazı yiyecekleri kremalı , soya soslu , barbekü soslu ve beşamel soslu v.b gibi tüketirler. Aperatif olarak çiğ köfte tercih sebepleridir. Z kuşağı tatlı olarak genellikle waffle, donut, künefe vb. tatlıları tüketmektedirler.



 



Huysuz hastalık: Konjonktivit



DİKKAT! Başkasının havlusunu kullanmayın



Havaların ısınması ve yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte görülme sıklığı artan huysuz hastalık konjonktivit, göz kapaklarını saran zar tabakasının iltihaplanmasına neden oluyor. Başkasının havlusunu ve makyaj malzemesini kullanmamalı, havuzda-denizde gözünüzü açmamalı ve hijyenik olmayan ortamdan uzak durmalısınız



Gözlerde aşırı sulanma, batma, yanma, uzun süre devam eden kaşıntı ve çapaklanma, sabahları kirpiklerde yapışma ve kabuklanma ile ışığa aşırı hassasiyet ve bulanık görme gibi belirtilerle kendini gösteren konjonktivit; gözün en dış tabakasındaki beyaz kısmı ve göz kapaklarının iç yüzeyini saran zar tabakanın iltihaplanması durumudur. Halk arasında kırmızı ya da pembe göz olarak da adlandırılan konjonktivit, tedavisi olan bir hastalıktır.



Batıgöz Sağlık Grubu Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Emre Yılmaz, havaların ısınmasıyla birlikte insanların havuza gitmeye başlayacağını ve bunun da gözlerin enfeksiyon kapma olasılığını artırdığını belirtti. Havuzun yeterli hijyenik koşullarda olmaması ya da fazla klor kullanılması, gözde hassasiyet ve konjonktivit gibi çeşitli rahatsızlıklara yol açabilir.



BULAŞICIDIR!



Konjonktivitin başlıca iki farklı sebebi olduğunu belirten Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Emre Yılmaz, “Alerjik konjonktivit daha çok bahar aylarında ortaya çıksa da yılın her mevsimi görülebilir. Genelde gözde kızarıklık, sulanma ve kaşıntı ön plandadır ve sebebi çoğunlukla polen, havuz kloru ve deterjan gibi alerjenlerdir. Bir diğeri ise, enfektif konjonktivittir. Bu çeşidine bakteri ve virüsler sebep olur. Çoğunlukla daha şiddetli bulgular görülür; gözde kızarıklık ve sulanma dışında göz kapaklarında şişlik ve çapaklanma ön plandadır ve en kötüsü de bulaşıcıdır” diyerek uyardı.



BAŞKASININ HAVLUSUNU KULLANMAYIN



Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Emre Yılmaz, hastalıktan korunmak için yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı: “Aynı havlu ve makyaj malzemelerini ya da kişisel eşyaları paylaşmamak, lens kullanılıyorsa hijyenine dikkat etmek ve kullan-at olanlarını tercih etmek, havuz ve deniz içerisinde gözleri açmamak, sigara dumanının olduğu ortamlardan, tozlu ve hijyenik olmayan yerlerden uzak durmak, bunları yapamıyorsak sonrasında elimizi yüzümüzü hemen bol su ile yıkamak gerekiyor. Hastalığın görüldüğü bireylerin diğer bireylerle temasından kaçınılmalı ve alerjik sebeplerden ötürü konjonktivitimiz varsa bu alerjenlerden olabildiğince uzak durmalıyız” dedi.



TÜRÜNE GÖRE TEDAVİSİ DEĞİŞİR



Batıgöz Sağlık Grubu Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Emre Yılmaz, yapılacak muayene ile öncelikle konjonktivitin çeşidinin saptanması gerektiğini, sonrasında uygun prosedürlerin tedavide kullanılacağını belirtti. Konjonktivit kendiliğinden iyileşebileceği gibi, iyileşme süresinin uzamaması ve doğru yolun izlenerek başka rahatsızlıklara da yol açmaması için doktor kontrolünde ilerlenmesi gerektiğinin önemini vurguladı. Op. Dr. Emre Yılmaz, “Hastalığın tedavisi etmene yönelik olmalı. Alerjik konjonktivitlerde; antihistaminik, steroid veya suni gözyaşı damlaları kullanılabilir. Bakteriyel konjonktivitlerde ise antibiyotikli damla ve pomatlar kullanılır. Fakat viral konjonktivitlerde bilinen bir damla tedavisi yoktur, gözü rahatlatmaya yönelik tedaviler uygulanır” dedi.



 



Migren Hastaları Bu Besinlere Dikkat !



INCA Klinik Ünlü Nöroşirurji Uzmanı Op.Dr. Kerem Bıkmaz konu ile ilgili bilgiler verdi..



Migren, orta şiddetli veya şiddetli tek taraflı baş ağrısı şeklinde görülen, aspirin gibi ilaçlarla tam netice alınamayan , aralıklarla gelen bir sinir sistemi hastalığıdır. Genellikle genetik temelli bir hastalıktır.migren hastalarında bulantı, kusma, ışığa hassasiyet görülmektedir.Migren atakları ve migren ağrılarını azaltmak için dikkat edilmesi gerekenlere göz atalım…



Peki Migreni tetikleyen nedenler nelerdir :



· Stres



· Uyku bozuklukları



· Sivri kokular



· Ortam değişiklikleri



· Menstruasyon



· Fiziksel aktivite azlığı



· Alkol tüketimi



· Kafein alımı



· Yeme düzeni değişiklikleri



· Şiddetli sese maruz kalma



· Uzun süre açlık



·Glisemik indeksi yüksek besinler



Migren hastaları bu besinlere dikkat:



· Peynir, muz, alkol, çikolata, turunçgiller içerdikleri tiramin ve feniletilamin sebebiyle migreninizi tetikleyebilir.



· Tiraminden zengin besinleri tükettiğinizde kalp çarpıntısı, kan basıncında artış ile beraber baş ağrıları görülmeye başlanabilir.bu da migren ataklarını tetikleyebilir.



· Alkol kullanımı ile tiramine eğilim artar,



· Avokado, salamura et, füme et bu besinleri de dikkat etmek gerekiyor.



Migren hastalarının genellikle histamin düzeyleri yüksek görülmektedir.Histamin içeren gıdalara dikkat etmek gerekmektedir:



Domuz, sığır, balık, salam, işlenmiş etler, bira, şarap ,muz .



Kafein-migren ilişkisi



Kafein vücuttaki adenozin salınımını arttırır.Artan adenozinler ca+ kanallarını aktive eder. Vücutta nörotransmiter maddeler artar. Uyarılar oluşur ve migren ağrıları bas göstermeye başlayabilir.Bu tarz hastalarda kafein alım miktarlarına dikkat etmek gerekmektedir.



Öneriler…



Yasaklı besinlerden, uzun süre açlıktan, stresten, basit karbonhidratlardan uzak durup, yukarıda yazılı olan migreni tetikleyen nedenlere dikkat edip, uyku düzeninizi de iyileştirdiğinizde migren ağrılarınızın hafiflediğini göreceksiniz.



Kısa bir hatırlatma;Düşük magnezyum, glutamatın sinapslardan salınmasıyla beraber kalsiyumun nöronların içine akmasıyla bağlantılıdır.Sinapslardaki düşük magnezyum post sinaptik nöronal eksitasyona neden olur.Bir çok çalışma migren hastalarının düşük magnezyuma sahip olduğunu göstermektedir. doktorunuza bu konuda danışıp siz de böyle bir eksikliğin olup olmadığını sorgulatabilirsiniz.

Son Güncelleme: 07.06.2019 18:37
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.