Sabah işe giderken, bir yolculuk yaparken, dizi izlerken ya da bir mekânda otururken bir şeylerden yakındığınız oluyor mu? Yahut yaşadığınız bir zorlukta o güne kadar yaşadığınız diğer zorluklar gözlerinizin önünden geçerken “Bıktım artık!” dediğiniz? Toplumsal ruh halimiz, hava durumu, kalabalık sokaklar, iş stresi, yüzü gülmeyen insanlar… Hayatımızda her daim yakınacak bir şeylerimiz oluyor. Öyle ki sohbetlerimizin dili dahi şikâyet ve eleştiri üzerine yapılandırılmış durumda.

Şikâyet kültürü, bir toplumun ruh hâlini ele veren unsurlardan biri. Bir şeyleri değiştirmese de dert ortak paydasında buluşmak gibi yakınılan konularda da ortaklık söz konusu olduğunda içsel bir rahatlama yaşadığımızı hissediyoruz. Ortak bir çaresizliğin ve konfor alanından vazgeçmemenin de göstergesi olan bu durum, bizi çözüm üretmekten uzaklaştırdığı gibi şikâyet konusunu da sohbetlerin mezesi haline getiriyor.

Bir noktadan sonra kolektif bir alışkanlığa dönüşen bu durum, genel mutsuzluğun da destekleyicisi haline geliyor. Denk gelmişsinizdir; kimi insanlar kaostan ve gerginlikten beslenir. Huzur ortamları onları huzursuz eder. Bu tip insanların bol olduğu yerlerde şikâyet ve eleştiri konusu olacak kişi, olay ve duruma bolca rastlayabilir, en ufak şeyleri sorun olarak dinleyebilirsiniz. Şikâyet etmenin ve eleştirmenin entelektüel bir tavır gibi göründüğü bu durum da, çözüm üret(e)memenin yahut “Güzel bir şey hiç mi yok?” sorusundan dahi rahatsız olmanın göstergesidir.

Şikâyet, şikâyeti doğurur

Bir şeylerden yakınmak bir nevi rahatlama gibi görünse de aslında şikâyet etmek güvenlidir; çünkü riski yoktur. Bir şeylerden yakınarak köşeye çekilmek, kendi payına düşeni yapmaktan daha konforludur. Her şikâyet, bulaşıcı bir hastalık gibi yenisini doğurur, sorumluluğu devrederek kendi misyonunu tamamlar. Oysa herkesin keyifle konuşacak ve yakınmak yerine güzel cümlelerde yer vereceği konuları da vardır. Nerede durduğumuz ve neye odaklandığımız, bakış açımızı ve cümlelerimizi belirler.

Şikâyet etmek, çözüm için eylemi beraberinde getiriyor ve bir şeyleri değiştirmek için adım atma motivasyonu sağlıyorsa ne güzel. Aksi halde şu sözü hatırlamak yerinde olacaktır: “Her gün aynı tekrarları yaparak farklı bir hayat yaşayamazsın.”