YAŞAR BOZKUŞ (ŞU BİZİM DELİOĞLAN) HAKK’A YÜRÜDÜ!.. (2)
Merhum, Yaşar Bozkuş ile müşterek taraflarımız vardı; Yaşar Kardeşim, neredeyse 24 saat, Merhûme, Ablamız, Hâce, Hadîce Bedia Sultan’ın ve Beyağabey’in hizmetinde ve yanlarında bulunurdu. Bendeniz de, Devr’in çok önemli, Milliyetçi- Muhafazakâr, yüksek tirajlı günlük bir Gazete’nin İmtiyaz Sahibi ve yine, devrinin en yüksek tirajlı Haftalık, Siyâsî BİR Gazete’nin Müessese Müdürü olmam hasabiyle, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Bakanlıklar Protokol listelerindeydim. Basın İlân Kurumu, Genel Kurul üyeliği, Gazete Sahipleri Sendikası Başkanlığı, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti İdare Hey’eti azalığı gibi, ayrıca yan vaziflerim de vardı. Devletimizin Bekâ ve Temâdisi için, çalışan önemli Kurumları ile yakın temas ve münasebetlerim vardı. Vesâyet ve Sıkıyönetim dönemlerinde devrin Sıkıyönetim komutanları ve alakalı birimleriyle de sıkı temasım olurdu.
Görüşmelerim, temaslarım neticesinde aldığım bilgileri anında, Beyağabey’e aktarma durumundaydım. Gerek Gazete’ler, gerekseler Tedrisat Hizmetlerimiz için alınması gereken tedbirler varsa, zamanında alınır ve pek çok zarar ve ziyan önlenirdi. Beyağabey eğer İstanbul’da ise, gece’nin geç vakitlerinde bile olsa kendisini ziyaret eder, raporumu arz eder, ta’limatını alırdım. Adapazarı’nda Fabrika’da ya da Milletvekili olduğu için Ankara’da ise ve acilen görüşmemiz gerekiyorsa, Mototren’le Adapazarı’na ya da uçakla Ankara’ya gider, raporumu arz’eder, ta’limatını alır dönerdim. Böylece, hem Gazete’lerimiz hem de Tedrisat ve irşad hizmetlerimiz için alınması gereken tedbirler önceden alındığı için nice ziyan ve zararlar önceden önlenir, telâfî edilirdi.
Bu görüşmelerimizin ekserisinde, Merhum, Yaşar Kardeşim de hazır bulunurdu. Sağduyulu, basiretli, ketum birisi olduğu için, asla konuşulanları sızdırmazdı.
Beyağabey ile benim ve Yaşar Kardeşimin bu şekildeki sıkı-fıkı münasebetlerimiz, vefatına beş yıl kalıncaya, 1995 yılına kadar devam etti. Hazindir, Günümüzde, “Ah Beyağabey! Vah Beyağabey!” diye, timsah gözyaşı dökenlerden ba’zıları,1995’den i’tibaren, Kısıklı’da bir villa’da hapsettiler, enterne ettiler, Bendeniz, Yaşar Kardeşim dahil, kendilerinin seçtikleri bir-kaç kişi haricinde hiç kimseyle görüştürmediler. Görüşme taleplerimiz, “Çok meşgul, rahatsız,” gerekçeleriyle hep geri çevrildi.
Yaşar Kardeşim Beyağabeyi hayatta iken en son ne zaman gördü, bilmiyorum. Bendeniz, hayatta iken en son 2000 yılı’nın Mart Ayı’nın son günlerinde, Zeytinburnu, Emine İnanç Vakfı Başkanı, Merhum, Sabahaddin Zeren’in defin günü, Karacaahmed Kabristanlığı’nda, Zeytinburnu’ndan gelecek cenazeyi beklerken Hazreti Üstazımızın huzurunda bir de baktım, 34 EMK plâkalı, siyah Mercedes Otomobil durdu. Arabayı, Şoför Murat kullanıyordu, arka koltuk’da eşi, ön kolkukta Beyağabey…Koştum kapıyı açtım, elinden tuttum, inmesine ve kısa süreli ziyaretine yardım ettim. Huzurda olduğumu için hiç konuşmadık, sadece, göz göze bakıştık, ağlaştık, adete, “Mıstafa, (Bendenize hitap ettiğinde, mim’den sonra, U ile, I , arasında bir ses ile hitap ettiği için, “Mıstafa,” diye yazdım tashih hatası yok.” Mübârek nerelerdesin,” diyordu. Son vedamız bu görüşme oldu.
Beyağabey, bizlere hitap ederken, ekseriya, “Mübârek,” diye hitap ederdi. Yaşar Kardeşimle biz, birbirimze, “Mübârek,” diye hitap ederdik.
Yaşar Kardeşim, Diyabet’den muzdarip idi, son zamanlarnıda kalbinden de şikayeti vardı. Sıhhatine titizlik gösterirdi. Zaman zaman haberleşir, ya Üsküdar’da, ya da, Kadıköyü’nde, mütevâzî’ bir Pastahane’de buluşur, kan şekeri sık sık düştüğü için bir şeyler atıştırır, saatler süren sohbetimiz olurdu. Dertleşirdik. Kendisi, Ümraniye’de oturuyordu. Ümraniye’den Üsküdar’a veya Kadıköyü’ne yürüyerek gelir, yürüyerek dönerdi.
Yaşar Kardeşim, dünya çilesini tamamladı, 07 Nisan 1926’yı, 08. Nisan 2026’ya bağlayan gece son nefesini verip, dünya’ya veda etti. Cenaze Namazı, 08. Nisan 2026 günü, Ümraniye Çarşı- Medine Cami’i’nde İkindi Namazını müteâkıp kılındı ve Ümraniye Kocatepe Mezarlığı’nda Ebedî istirahgahına tevdi edildi. Rabbimden vâsî rahmetini niyaz ederim. Mekânı Cennet, Makamı âlî olsun…