38 milyar dolarlık fatura, Hürmüz'de dört gemiye düşen trafik, Kongre'de 220'ye 204'lük kritik oylama… İran savaşı artık yalnızca Ortadoğu'da yaşanmıyor. Washington'ın koridorlarında da yeni bir mücadele başladı.
Bir savaşın en tehlikeli anı bazen ilk füzenin atıldığı an değildir.
Cephe görünmez biçimde değiştiğinde başlar.
İran dosyasında tam olarak böyle bir noktaya gelmiş olabiliriz.
Savaş başladığında dünyanın gözü Tahran'daydı.
Şimdi ise gözler Washington'a çevriliyor.
Çünkü Amerikan Kongresi'nde savaşın yetkisi tartışılıyor, savaşın maliyeti milyarlarca dolara ulaşıyor, Hürmüz'de gemi trafiği olağanüstü seviyede düşüyor ve Trump yönetiminin önündeki dosya her geçen gün biraz daha büyüyor.
Benim dikkatimi çeken asıl gelişme ise rakamlardan çok, bu gelişmelerin aynı anda ortaya çıkması.
Bu artık yalnızca İran dosyası değil.
Bu, Washington'ın kendi içindeki İran dosyası.
220’ye 204
ABD Temsilciler Meclisi'nde İran savaşıyla ilgili savaş yetkilerini sınırlandırmayı amaçlayan kararın 220'ye 204 oyla kabul edilmesi Washington'daki tartışmanın boyutunu gösterdi.
Üstelik destek yalnızca Demokratlardan gelmedi.
Bazı Cumhuriyetçi üyeler de karara destek verdi.
Bu oylamanın tek başına savaşı bitirdiğini söylemek mümkün değil.
Fakat siyasi açıdan önemli bir işaret var:
İran savaşı artık Amerikan Kongresi'nin doğrudan tartıştığı bir iç politika meselesi haline geldi.
AP'nin aktardığına göre bu, Temsilciler Meclisi'ndeki üçüncü savaş yetkileri girişimiydi.
Yani Washington'daki tartışma artık tek seferlik değil.
Savaş uzadıkça Kongre'nin rolü de daha fazla gündeme geliyor.
38 MİLYAR DOLARLIK FATURA
Sonra karşımıza başka bir rakam çıkıyor.
38 milyar dolar.
ABD Kongresi'nin bütçe kurumu CBO'nun hesaplamalarına göre İran savaşının Ağustos 2026 sonuna kadar ABD'ye maliyetinin yaklaşık 38 milyar dolara ulaştığı bildirildi.
Üstelik savaşın devam etmesi halinde aylık maliyetin yaklaşık 2 ila 3 milyar dolar daha artabileceği hesaplanıyor.
CBO ayrıca savaşın ABD enflasyonunu 2027'nin ilk üç ayında yaklaşık yarım puan artırabileceği değerlendirmesinde bulundu.
Bir savaşın faturası bazen cephede değil, mutfakta ortaya çıkar.
İran'daki füze, Amerika'da enflasyon olarak karşınıza çıkabilir.
İşte Washington'ın asıl tartışması da giderek buraya taşınıyor.
HÜRMÜZ'DE DÖRT GEMİ
Sonra haritayı güneye çevirelim.
Hürmüz Boğazı.
Reuters'ın 16 Eylül tarihli deniz trafiği verisi son derece dikkat çekici.
Salı günü Hürmüz'den yalnızca dört gemi geçti.
Son 10 günlük ortalama ise 18 gemiydi.
Üstelik bu dört geminin arasında çok büyük ham petrol veya LNG tankerlerinin bulunmadığı bildirildi.
Hürmüz yalnızca İran'ın önündeki bir deniz yolu değildir.
Dünya ekonomisinin damarlarından biridir.
Ve o damardaki trafik birkaç gemiye kadar düşüyorsa, savaşın etkisi artık Ortadoğu sınırlarını aşmış demektir.
TRUMP'IN ÖNÜNDEKİ DOSYA NEDEN BÜYÜYOR?
Trump yönetimi İran'a yönelik askerî operasyonları ulusal güvenlik gerekçeleriyle savunuyor.
İran'ın nükleer ve askerî kapasitesi Washington'ın temel gündem maddelerinden biri.
Ancak savaş uzadıkça başka dosyalar da aynı masaya geliyor.
Hürmüz.
Petrol.
Suudi Arabistan.
Yemen.
Babülmendep.
Çin.
Ve şimdi Amerikan Kongresi.
Savaşın başlangıcındaki hedeflerle bugünkü gündem arasındaki mesafe işte burada ortaya çıkıyor.
Bir operasyon başladı. Fakat operasyonun çevresinde çok daha büyük bir jeopolitik dosya oluştu.
WASHINGTON'DA YENİ BİR CEPHE
Daha da dikkat çekici olan gelişme ise Cumhuriyetçi bir Kongre üyesinin Savunma Bakanı Pete Hegseth hakkında azil maddeleri sunması.
Gerekçe olarak İran'a yönelik askerî operasyonların Kongre'nin onayı olmadan yürütülmesini gösterdi.
Bu girişimin sonucunun ne olacağını bugünden söylemek mümkün değil.
Fakat haberin siyasi önemi başka yerde.
Çünkü savaşla ilgili eleştiri artık yalnızca muhalefet sıralarından gelmiyor.
İktidar partisinin içinden de geliyor.
Bu, Washington'daki tartışmanın yeni aşaması.
TRUMP'IN “İRAN DOSYASI” ARTIK TEK DOSYA DEĞİL
Savaşın başlangıcında dünyanın önündeki temel mesele İran'ın nükleer kapasitesiydi.
Bugün ise aynı dosyanın içine çok daha fazla başlık girmiş durumda.
İran'ın askerî kapasitesi.
Hürmüz.
Petrol.
Suudi Arabistan.
Yemen.
Babülmendep.
Çin.
Ve ABD Kongresi.
Bu noktada “Trump savaşı kaybetti” veya “İran savaşı kazandı” demek için henüz erken.
Çünkü savaşın sonucu yalnızca askerî bilanço ile ölçülmeyecek.
Savaşın nasıl sona ereceği ve tarafların masaya hangi güçle oturacağı da sonucu belirleyecek.
ÇİN NEDEN DENKLEMDE?
Pekin'in savaşla ilgilenmesinin temel nedenlerinden biri enerji.
Hürmüz'deki petrol trafiğinin aksaması Çin'i de doğrudan ilgilendiriyor.
İran'ın Çin'le diplomatik temasları bu nedenle dikkatle izleniyor.
Çin'in savaşa doğrudan askerî müdahil olması başka bir şey.
Enerji ve diplomasi üzerinden ağırlık koyması başka.
Fakat sonuç değişmiyor:
Washington'ın karşısındaki denklem artık yalnızca Washington–Tahran hattından ibaret değil.
Pekin de masanın kenarında.
SAVAŞIN EN TEHLİKELİ TARAFI: YENİ CEPHELER
Yemen'deki İran'la hizalı Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları sürüyor.
Babülmendep çevresindeki gelişmeler de devam ediyor.
Böylece İran savaşı İran sınırlarının çok ötesine taşınmış durumda.
İşte savaşların en tehlikeli tarafı budur.
Bir cephe açılır.
Sonra ikinci bir cephe oluşur.
Ardından üçüncü cephe.
Bir süre sonra başlangıçtaki hedef ile savaşın ulaştığı yer birbirinden tamamen farklılaşabilir.
Bugün Ortadoğu'da yaşanan tabloyu bu nedenle yalnızca İran-ABD savaşı olarak okumak artık yeterli değil.
BENİM DİKKATİMİ ÇEKEN ASIL NOKTA
Bugün savaşın sonucunu yalnızca İran'ın kaç füze attığıyla ölçmek eksik olur.
Washington'ın içinde ne olduğuna da bakmak gerekiyor.
Çünkü bir savaşın sürdürülebilirliği yalnızca askerî güce bağlı değildir.
Siyasi destek ister.
Ekonomik kaynak ister.
Mühimmat ister.
Müttefik ister.
Ve sonunda bir çıkış yolu ister.
Bugün Washington'da konuşulan rakamlar bize savaşın artık yalnızca askerî bir operasyon olmadığını gösteriyor.
38 milyar dolar harcanmış durumda.
Ayda milyarlarca dolarlık yeni maliyet tartışılıyor.
Hürmüz'deki deniz trafiği olağanüstü seviyede düşmüş.
Petrol fiyatları yükselmiş durumda.
Kongre savaş yetkisini yeniden tartışıyor.
Ve iktidar partisinin içinden Savunma Bakanı hakkında azil girişimi geliyor.
Bütün bunları yan yana koyduğumuzda ortaya şu soru çıkıyor:
Trump İran savaşını ne zaman bitirecek?
Fakat benim sorum biraz farklı.
Trump bu savaşı bitirmek istediğinde, savaşın büyüttüğü bütün diğer dosyaları da aynı anda kapatabilecek mi?
Çünkü Hürmüz'ü açmak başka.
Yemen'i sakinleştirmek başka.
Suudi Arabistan'ın güvenliğini sağlamak başka.
Çin'i denklemden çıkarmak başka.
Amerikan Kongresi'ni ikna etmek başka.
Ve 38 milyar dolarlık faturayı açıklamak bambaşka.
Savaşın ilk günü herkes hedefi konuşur.
Aylar sonra herkes çıkış kapısını aramaya başlar.
Bugün Washington'da yaşanan tartışmanın özü budur.
İran savaşı artık yalnızca Tahran'ın değil, Trump'ın da sınavı.
Ve bu sınavın sonucu yalnızca Ortadoğu'nun haritasını değil, Washington'ın iç siyasetini ve dünya ekonomisini de etkileyebilir.
Çünkü Trump İran'a karşı bir savaş başlattı.
Fakat savaş, Trump'ın masasından kalkıp dünyanın masasına oturdu.