Ey “Bilge İnsan” İlber Hoca!
Bugün 16 Mart 2026 Pazartesi Leyle-i Kadir gecesini idrak edeceğiz. Bugün sen Fatih Cami Haziresi’nde, hayranı olduğun Ebû’l Feth (Fethin babası) Fatih Sultan Mehmet’in yanına, Ebû’l Tarih (Tarihin Babası) olarak toprağa verileceksin. Şair ne güzel söylemiş:
“Düğün gecesi (Şeb-i Arûs) demişti bu ölüme Mevlâna
Bir leyle-i Kadir’de kavuştun sen Mevla’na”
Türkiye’de, Türk dünyasında ve hatta dünyanın birçok ülkesinde; tarih denildiğinde akla gelen ilk isimlerden birisi hiç şüphesiz ki İlber Ortaylı’dır. Yani “Türk Tarihi’nin Babası, Bilge İnsan” İlber hocadır. İlber Hocayı 13 Mart 2026 Cuma günü kaybettik. İlber Hoca son çağın tarih bilgesi, kültür abidesi ve entelektüel bir Türk aydını idi.
Yıllar öncesi İlber Hoca ile tarih sohbetine erişme şerefine nail olmuştum. 2 Ocak 2002 Çarşamba günü NTV Akşam ana haber programı sunucusu Oğuz Haksever yönetimindeki “Yakın Plan” programında konu “Tarih Tersleri” idi; ben canlı yayında stüdyoda, İlber Ortaylı Hoca ve Erhan Afyoncu Hoca’nın telefon bağlantısı ile konuşmamızda İlber Hoca tarihin öğrenilmesi konusunda şöyle demişti:
”….. tarih ezbere dayanır, bu boş laftır. Tarih ezbere dayanır, lisan ezbere dayanır, hatta bir yerde matematik de ezbere dayanır. Yani hafızası olmayan bir eğitim sistemi olmaz.”
Kitapları, dersleri ve televizyon programlarıyla geniş kitlelere ulaşan Ortaylı, yıllardır tarih anlatımını daha anlaşılır hale getiren akademisyenlerden biri olarak görüldü.
Peki Osmanlı tarihi alanında önemli çalışmalara imza atan İlber Ortaylı kimdir? İlber Ortaylı, 21 Mayıs 1947 tarihinde Avusturya’nın Bregenz kentinde dünyaya geldi. Kırım Tatarı kökenli aileden gelen Ortaylı’nın babası uçak mühendisi Kemal Ortaylı’ydı. Aile, Ortaylı henüz küçük yaşlardayken Türkiye’ye göç etti ve çocukluk yılları İstanbul ile Ankara arasında geçti.
Eğitim hayatına Ankara’da başlayan Ortaylı, ortaokul eğitimini İstanbul’daki Saint George Avusturya Lisesi’nde sürdürdü. Lise eğitimini Ankara Atatürk Lisesi’nde tamamladı. Çok dilli aile ortamında büyümesi, ilerleyen yıllarda akademik çalışmalarında önemli avantaj sağladı. 1965 yılında lise eğitimini tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi’nde tarih eğitimi aldı Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde öğrenim görürken Halil İnalcık, Şerif Mardin ve Mümtaz Soysal gibi önemli akademisyenlerin öğrencisi oldu. Master çalışmasında yanında Prof. Halil İnalcık vardı.
Chicago Üniversitesi’nde yaptığı çalışmaların ardından “Tanzimat Sonrası Mahallî İdareler” başlıklı teziyle doktor unvanını aldı. 1979 yılında “Osmanlı İmparatorluğu’nda Alman Nüfuzu” çalışmasıyla doçent, 1989 yılında ise profesör unvanını aldı. 1982 yılında üniversitelere uygulanan siyasi yaptırımlara tepki olarak görevinden istifa etti. Bu süreçte Viyana, Berlin, Paris, Princeton, Moskova, Roma, Münih, Strasbourg, Yanya, Sofya, Kiel, Cambridge, Oxford ve Tunus gibi şehirlerde dersler, seminerler ve konferanslar verdi. Topkapı Sarayı Müze Müdürlüğü yaptı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı danışmanı olarak görev aldı
1989 yılında Türkiye’ye dönen Ortaylı 1989-2002 yılları arasında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İdare Tarihi Anabilim Dalı başkanlığı görevini yürüttü. 2002 yılında Galatasaray Üniversitesi’ne geçti ve daha sonra Bilkent Üniversitesi’nde konuk öğretim üyesi olarak dersler verdi. Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve MEF Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Türk Hukuk Tarihi dersleri verdi. Aynı zamanda Galatasaray Üniversitesi senatosu üyeliğinde de bulundu.
2005 yılında Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü olarak göreve getirildi. Yaklaşık yedi yıl boyunca bu görevde kalan Ortaylı, 2012 yılında yaş haddinden emekli oldu ve daha sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı danışmanlığı görevini üstlendi. Uluslararası Osmanlı Etütleri Komitesi yönetim kurulu üyeliği, Avrupa İranoloji Cemiyeti ve Avusturya-Türk Bilimler Forumu üyelikleri de bulundu. Tarih alanında kaleme aldığı eserler de geniş bir okur kitlesine ulaştı. “İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı,” “Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek,” “Türkiye’nin Yakın Tarihi,” “Türklerin Tarihi” ve “Bir Ömür Nasıl Yaşanır” en bilinen kitapları arasında yer alıyor. Dil konusundaki yetkinliği de Ortaylı’yı öne çıkaran özelliklerden biri oldu. Almanca, Rusça, İngilizce, Fransızca, İtalyanca ve Farsça dillerini ileri seviyede konuşabilen Ortaylı, Latinceyi de iyi seviyede biliyordu. İlber Hoca güzel konuşur özlü ve ibret alınacak sözler söylerdi. İşte hocanın gelecek nesillerin örnek alması gerek birkaç güzel sözleri:
“Türkler olmadan bir dünya tarihi yazmak söz konusu değildir.
Tarih, yakasına yapışılıp hesaplaşılacak bir şey değildir.
Ne yaşadıysanız yüzünüze yansır, insanın yüzü bir kitap gibi okunabilir, ifadeniz bomboşsa da hiçbir şey yaşamadığınız fark edilir. Bundan kaçının, monotonluktan uzaklaşın.
Birbirlerini tanımayan, birbirlerinden şüphe eden kitlelerin bulunduğu yerde ne sulh-ü salah yani barış, ne de onurlu bir eşitlik olur.
Tarihi bilelim, ama geçmişin kinini tutmaktan çok, geleceği daha iyi kurabilmek için.
Bilincimizdeki ilerleme, bilgimizdeki ilerlemeyle değişir.
En utanılacak yönümüz; tarih yaptığımız halde tarih öğrenmemek, bilimsel yöntemle tarih yazmamak konusundaki ısrarımızdır.
Cehaletin eyleme geçmiş hali çok tehlikelidir.
Lütfen sabah kahvaltı veremeyeceğiniz, akşam masal anlatıp öpemeyeceğiniz çocuğu dünyaya getirmeyin. Çünkü sevgi başka bir şey. Uğraşmak istiyor. Sevgi için vakit vereceksin, parayla olmuyor.
Basit düşünen insandan bir şey çıkmaz. Bir toplumu, “kalite arayan insan” bir yere götürür.
Mektebi bitirir bitirmez evlenip de mobilyacı dükkânı gezeceğinize, dünyayı gezin.
Bir toplum, iyi tarih yazıyorsa rafine bir toplum olur.
Her nefis ölümü tadacaktır. Ayeti bankalara ve makam koltuklarına yazılmalı. Tabutlara, mezarlıklara değil.”
“Türk Tarihi’nin Babası” Bilge İnsan İlber Hocam, mekânın Cennet olsun. Türk Milleti’nin başı sağ olsun.