Barış Gülay kimdir biraz biraz kendinden bahseder mi?

Tabi ki, memnuniyetle. İstanbullu olmakla birlikte İzmir’de büyüdüm ve okul hayatımı da orada tamamladım. İki üniversite okudum, üçüncüye devam ediyorum. Artık çocuklarımla beraber bitiririz herhalde. Ben bitirene kadar yetişirler diye düşünüyorum. İkisi erkek, birisi kız olmak üzere çocuk annesiyim. Babamdan gelen bir müzik geçmişim var. Babam bir dönem Barış Manço ile çalışmış Kaygısızlar grubu ile bir dönem müzik yapmış bir gitaristti ve evimizde hep müzik vardı. Bildim bileli beste yapıyorum, neredeyse Türkiye’nin her yerinde sahne aldık diyebilirim. Üniversitede okurken grubumuzla beraber düzenli olarak müzik yapardık. Çocuklar için sahneye bir üç- dört yıl kadar ara verdim. Artık Covidi bekliyoruz. İnşallah biraz durulursa konserlere devam edeceğiz.

3 Çocuklu bir Rock Sanatçısı olarak müzik kariyerinize devam etme zorluklarınız neler?

Bazen evde, yanlarında iken bile bir odadan diğer odaya gitmek mümkün olamayabiliyor. Bırakın sessizlik ve müzik çalışmalarını. Ben de daha sesli çalışıyorum ve olaya onları da bir oyunla beraber dahil ediyorum. Hep beraber bağıra çağıra çalışıyoruz. Çok zevk alıyorlar. Tabi böylece benim işim normalin üç dört katı daha yavaş ilerliyor ama ilerliyor. Ekip arkadaşlarım da alıştı. Hiç yapamamak da var diyip gülüyoruz. Dışarıda olduğum zamanlarda da telefonumu kapamak gibi bir lüksüm yok. Beni özlüyor ve merak ediyorlar. İlk başlarda yarım saat olan bu periyod, büyümeleriyle beraber gitgide uzadı. Bir üç dört saat aralıksız çalışabiliyoruz.

Çocuklarınız modellik için bir ajansa kaydolmuşlar bundan bize biraz bahseder misiniz?

Evet gazete çekimleri sırasında beğenildiler ve biz de ailece bu teklifi olumlu değerlendirdik. Çocukların zaten modaya ve oyunculuğa karşı ilgileri hep oluyor. (Bizimkilerde de bir Kıvanç Tatlıtuğ, bir Hande Erçel hayranlığı var.) Eğitimlerini ve psikolojilerini etkilemediği sürece sakınca görmüyoruz. Ama Covidin ciddi bir süreç olduğunu düşünüyor ve temkinle davranmayı tercih ediyoruz. Bu yüzden bir süreliğine askıya aldık diyebilirim.

Yeni Şarkınızdan bize biraz bahseder misiniz?

YAZ BAŞKA, söz ve müziği bana ait. Yine sound olarak rock müzik tarzında bir şarkı. Üç şarkıdan oluşan maxi single albümümüzün içinde yer alıyor. Rock müzik sevenlerin beğeneceklerini düşünüyorum.

Ülkemizde Rock Müziği sizce neden kendini öne çıkaramadı ?

Kesinlikle bu fikre katılmıyorum. Eğer böyle düşünürsek; Barış Manço’ya, Erkin Koray’a, Cem Karaca’ya, günümüzde Duman’a, Pentagram’a, Hayko Cepkin’e, Demir Demirkan’a, Özlem Tekin’e, Şebnem Ferah’a, Dr. Skull’a, Bulutsuzluk Özlemi’ne, Haluk Levent’e ve şu an aklıma gelmeyen diğer Rock üreticilerine çok büyük ayıp etmiş oluruz. Rock müzik, hem ülkemizde hem dünyada her daim dinleyicisi olan hatta en sadık dinleyici kitlesine sahip kendi dinamikleriyle poptan çok farklı bir disiplindir. Sanatçıların artık yetmişli, seksenli yaşlarında bile inanılmaz kalabalık kitlelere konserler verdiği ve üretmeye devam ettikleri bir müziktir. Bir Aerosmith, Steven Taylor, Bon Jovi olsun, Kiss olsun, Ann Wilson, Iron Maiden olsun ki, şu an ilk etapta aklıma gelenleri söylüyorum, bunun çok çok fazla örnekleri var. Ülkemizde de böyle. Zamansız bir müzik rock. O şekilde düşünmek lazım.

Müzik ödülleri sizce birer pr çalışması mı?

Bir noktada öyle sayılabilir. Yani şimdi günümüzde, pr çalışması diye bir kavramın ne derece önemli olduğu aşikar. Fakat yine de hiçbir para, hiçbir arkadaşlık gerçekten kötü bir işi birinci yapmaz. En fazla yaklaşık benzer işlerden, eşdeğer işlerden öne çıkarır. Günün sonunda herşey biter eğlencesi kalır. Bence fena bir motivasyon kaynağı sayılmaz.

Sizde Müzik dünyasından kaybolma endişesi var mı?

Tabi ki her işte, her camiada olduğu gibi müzik camiasında da rekabet, kaybolma korkusu, satmama endişesi var. Fakat bu kadar olmamalıydı. Bu endişe ve rekabet, iş kalitesini yüksek tutacak o tatlı sert seviyede kalmalıydı. Bizler bunu pozitiflikten negatifliğe doğru götürdük. Tabi hayat şimdilerde Covidle beraber büyük bir değişime uğruyor. Hepimiz kendimizi daha çok dinler, daha çok dinlenir ve üretir olduk. Fakat bu üretilenler nedense şu aşamada paylaşılırsa çöpe gidecek gibi bir algı doğurdu. Çünkü konser veremiyoruz. Ne zaman verebileceğimiz de belli değil. Bekleyip yeni dinamikleri hep beraber öğreneceğiz. Ama şahsen ben, bu sürecin sonunu olumlu görüyorum. Bu endişe üretimi dinç tutar.

İdol olarak gördüğünüz sanatçı var mı?

Çok fazla beğendiğim ve takip ettiğim sanatçı ve gruplar var ama onlar onlar, ben de benim. Hiç kimsenin özellikleri, tecrübeleri, yetenekleri, bakış açısı ve birikimi bir başka kimseyle aynı olamayacağı için ‘idol’lük kavramına takılan ileri gidemez diye düşünüyorum.

Ülkemizde Müzik sektöründe Albüm çıkarmanın zorlukları neler ?

Albüm çıkarmak zor değil üretebiliyorsanız. En fazla maddi olarak zorlar. Ama ülkemizde birçok başka zorlukların olduğu kesin de o zorluklar albüm çıkarmaktan daha derinlerde.

Ne gibi zorluklar bunlar ?

Albüm çıkardıktan sonra karşılaşılan zorluklar çok daha fazla ülkemizde. Çalışma ortamından tutun, şirket anlayışı ya da underground yapılanma, hedef kitleye ulaşma vs. gibi birçok şey. Ekmek almakta zorlanan kişi cd alamazken alabilen kesimin eğitim ve zevkine yönelik cd lerin satılabiliyor ve şirketlerin bunu destekliyor durumunda olması. Eğer amaç ürettiğini olabilecek en geniş kitleye duyurmaksa çok fazla konuyla alakasız barajlara takılıyoruz maalesef.

Youtube’de bir çok sanatçı şarkısını trendlere sokamıyor sizce bunun sebebi nedir?

Aynı bahsettiğim gibi üretim sonrası, sanatımızla ilgisiz bir zorluk daha işte. Sanırım maddiyatla ilgili bir şey yine. Evet, dediğiniz gibi görüntülenmeler, dinlenmeler trendleri oluşturuyor. Dinleyiciler kesinlikle izlenme rakamlarından olması gerekenden farklı bir şekilde etkileniyor. Bizde maalesef dünyanın tersine, rakam düşükse iş kötüdür gibi bir algı var. Halbuki iş size hitap edebiliyorsa sizin gibi düşünenlerle paylaşılıp destek olunur dışarıda. Az dinlenilirse üzülünür.

Sosyal Medya ile aranız nasıl?

Oldukça iyi diyebilirim. Bu devirde kullanmayan yoktur heralde diye düşünüyorum. Her platformun kendine has özellikleri olmasını çok seviyorum ve hepsini kullanıyorum. Eskiden video çekimleri için hiçbir yerde olmayan efektleri için tiktok u da severdim ama şu an kullanmıyorum. Büyük oğlumun YouTube kanalı var, genelde tiktoku çocuklarım kullanıyor. Ben de zevkle izliyorum.

Neden Dünya çapında bir star çıkaramıyoruz ve de neden yabancı şarkılarımız Avrupa’da tutmuyor size göre bunun bir sebebi var mı ?

Bir çok ezgimiz remixlerinin ama melodisi yapılıyorsa oturup bir daha düşünmek lazım bence. Düzgün yapılan işler Türkçeyken bile tutuluyor. Sunum sorunumuz var, inat etme sorunumuz var. Kendini geliştirememe sorunumuz var. Egomuz var. Yine o bahsettiğimiz tarz olayına dönüş yaptık, ille pop dersek Tarkan var üstelik de sözleri Türkçe olmasına rağmen. Gerçekten dışarıda şarkıları çok seviliyor ve dinleniyor. Biz yabancı dinleyici kitlesine müzik yaparken Türk olduğumuzu söylediğimizde hep Tarkan şarkılarından istekler gelirdi. Allah Allah derdik, bu kadar fazla şarkısını biliyolar mıymış diye şaşırırdık. Bu pop müzik için böyle. Fazıl Say gibi sürekli üreten bir sanatçımız varken, Livaneli varken, İdil Biret, Pekinel Kardeşler, Yaşar Kemal, Adnan Saygun, Cemal Reşit Rey varken dünya çapında sanatçımız yok diyemeyiz. O kadar çok var ki saymakla bitmez. Bu insanlar sanatlarında gerçek bir star. Hatta yurt dışında burada olduğundan çok çok daha fazla değer görüyorlar. Sanki bizim değil de onların sanatçılarıymış gibi. Vermişiz gitmiş... Ne acı! Daha geçen yaz Hollanda’daydı yanılmıyorsam, Fazıl beyin saat 19.oo’daki konseri için insanlar o yaz sıcağında 15.oo civarında gelip kendisini beklemişlerdi ve inanılmaz kalabalıklar oluşmuştu.

Pandemi döneminde Müzik çalışmalarınız nasıl ilerliyor?

Daha zor tabi ki. Daha ağır ilerliyor. Bizim sektörümüz bu işten en çok etkilenen sektör oldu. Biz de daha çok stüdyoda zaman geçirmeye özen gösterdik.

Leyla Gencer, “Yıllar sonra aynaya baktığında kendini tanıyabilmelisin diyor”. Siz aynaya baktığınızda ne hissediyorsunuz?

Ben de unutmayım diye bakıyorum işte. Çok güzel söylenmiş bir söz. Şimdilerde içime sinmeyen kendimi bulamadığım bir iş yapmamak için çalışırken umarım ileride doğru ilerlemiş olduğumu düşünürüm. Şimdilik aynaya baktığımda fazla bir şey hissetmiyorum. Yaş olarak olmasa da iş olarak yolun başında olmamdan kaynaklanıyor olabilir.

Dinleyicileri ile Konserlerde Uçsuz Bucaksız aralarına barikat koyduran sanatçılar hakkında

neler söylemek istersiniz?

Bunu ne için yaptıklarını aklım almadı açıkçası. Ama geçerli bir sebebi yoksa çok samimiyetsiz bir davranış. İyi tutumlar gibi böyle tutumlar da karşılığını bulacaktır. Bence böyle tavırlara hiç gerek yok. Çünkü arkadaki boşluk, öndeki boşluktan çok çok daha kötüdür.

Ece Üner Armağan Çağlayan ile yaptığı bir Röportajda İşcinselim demiş sizde bazen kendinizi o şekilde hissediyormusunuz?

Değişik bir açıklama olmuş. Ben gerçekten işine aşık, beyninin bir bölümünü sadece işine rezerve etmiş biriyim. Uyandığım andan uyuduğum ana kadar iş düşünürüm. Ama cinsellikle pek karıştırılmaması gerek bu durumun. Ece hanım tam olarak neye karşılık böyle bir şey söyledi bilemiyorum. Belki de hayatında biri yoktur, ya da olan kişi işinin önünde değildir o bağlamda söylemiştir.

Müzikten başka mesleğiniz var mı?

Evet. Bu konuda biraz şanslıyım. Halkla ilişkiler, Gıda ve İşletme Fakültelerinde eğitim aldım. Hem dallarım hem de hobilerimle ilgili konularda ara ara çalışmalarım oluyor. Sırf tatlı yemeyi çok sevdiğim için çok iyi tatlı yaparım. Sıkca da paylaşıyorum hatta. Evet sırf bu yüzden tatlı işlerine bile girmişliğimiz var.

Sizce Müzik,Ülkemizde neden magazinselleştiriliyor?

İşimizin fıtratında da var ama bir yandan da ülkemizin ve ülkemiz insanının çok renkli kimliğinden dolayı oluyor. Toplumca meraklıyız. Aslında sırf müzik değil, diğer camialar da magazinleştiriliyor. Çünkü en ilgilenmiyorum diyen kişilerde bile bir ilgi var. Talep var. Seviyoruz. Magazini ülkece seviyoruz. Ama yurtdışında da magazin ilgilenilen bir sektör. Sırf bize özel değil.

Bir Şarkıcının en büyük getirisi sizce sesmi yakışıklılık-güzellikmi yada zekamı olmalı Sizin getiriniz nedir? Hangisinde ilerlerse başarılı olur?

Sonuçta bu sektördeyiz ve bir Show Business içerisinde çalışmalar yapıyoruz. Hepsinden lazım diye düşünüyorum. Tabi müzikle ilgili bir iş yapınca ses olmazsa olmaz gibi gözüküyor.

Son olarak sevenlerinize neler söylemek istersiniz?

Onları o kadar çok seviyorum ki anlatamam. Daha yeni olduğum için zamanla artarak gidiyor ama çok tatlı, çok efendi ve çok kaliteli bir kitlem var. Bana kendimi çok şanslı hissettiriyorlar ve bunun için onlara teşekkür ederim. Böyle bir kitlenin benimle gurur duymasından gurur duyuyorum. Takibe devam etsinler. Çok güzel işler yaptık. En kısa zamanda buluşacağız. Covide dikkat etsinler. Bu pandemiyi ciddiye alsınlar. Mesafe, hijyen ve maske kuralına uysunlar ki en kısa zamanda yüz yüze buluşabilelim. Herkese sevgi ve sağlıklı günler diliyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.