Yol: Maddî yol, mânevî yol diye ikiye ayrılabilir. Kur’an, her iki yolu içeren yolların kaynağıdır.

Üstelik, yol içinde yol vardır. Maddî yollar, mânevî yolların da göstergesidir. Çünkü, mânâsız maddî yol yoktur. Çünkü mânâsı yoksa, madde yok hükmündedir.

x

Okuyabilmek için, önce görmek gerek. Gördüğünü anlamak gerek. Anladığının gereğini yapmak gerek. Doğuşu değerlendirmek gerek. Böylece doğuş kıymet kazanır.

x

Batılılar: Müslümanları Kur’an’dan soğutmak ve uzaklaştırmanın kabil olmadığını. Ve bu şekilde Müslümanların aleyhinde bir sonuç alamıyacaklarını. Kur’an’ı güya görünüşte doğru fakat aslında İslâm’a aykırı kamuflaj ifadelerle perdeleyen sözde müspet fikirlerle öğerek Müslümanları; ancak İslâm dışı hedeflere dolaylı olarak, menfî şekilde odaklamakla sonuç alacaklarını sandılar!

Ve şu hükmü menhûs davaları için, düstur edindiler: “İslâm dünyasına hâkim olmak için, ya Kur’an Müslümanların elinden alınmalı! Ya da Müslümanlar Kur’an’dan soğutulmalı!”

x

“İşe okumaktan başlayacaksınız. Kâinatı, bir kitap gibi okuyacak. Bu okumayla Rabbinizi tanıyacak. Tanıma, sevmeyi gerektirecek. Sevme; sevdiği Allah’ı insanlara tanıtma ve sevdirme arzusuna dönüşecek.”

x

“İslâm’ı en güzel şekilde temsil etmek istiyorsanız, bunun yolu ‘Bilgi Toplumu’ olmaktan geçer. Bilgi Toplumu olmanın yolu da, ilimlerin penceresinden kâinat kitabını ‘okumaktan’ geçer.”

x

İnsan kollarının biri uzun, biri kısa niçin olmuyor? Her ağaç cinsinin uzaması, belli bir yükseltide niye duruyor? Demek ki kendi başlarına değiller. Hareketlerini tanzim eden Biri var! Tabii ki, Yüce Allah!

x

Bir şehri, bir adam kadar küçültsek ne olur? Tabii ki, adam olur!

x

“Hakk’la meşgûl olmayanı, Bâtıl istilâ eder.”

x

“İnsanın kemâli, her şeyi Allah’tan bilmektir.”

x

Hiçbir şey, yapana benzemez. Onu andırmaz.

Masa, marangoza benzer mi?

Gemi insana, uçak veya yaptığı başka bir şey; insana benzer mi?

İnsanın yaptığı bile, insana benzemezken;

Hangi yaratılan -hâşâ- Yaratan’a benzemiş olsun.

Bu mümkün değil.

Meselâ: Süleymaniye camisinin yapılışını taşlara vererek;

Mimar Sinan’ı bir tarafa bırakmak mümkün mü?

O taşlar nerede, Süleymaniye camisini yapan Mimar Sinan nerede?

Yapan, yapılanı yapmıştır ama, yapılan yapan değildir.

“Yaratan’ın Yaratık olmaması;

Yoktan var edenin; daha önce yok olup da,

Sonradan birisi tarafından var edilmiş olmaması gerekmektedir.”

İlle de olursa, yapılanda yapanı aramak;

Yapan yapılandan kaçar bucak bucak.