Tür: Sarsıcı İki Öykü

Yalnız saat tamircisi Ceyhan, dükkânının tavan arasında söküp attığı eski bir projeksiyon merceğinin içinde kendi gençliğini değil, karısının henüz hastalanmadığı o neşeli pazar kahvaltısını bulur. Mercek sadece ışığı değil, evde en son yankılanan kahkahayı optik bir kristal gibi hapsetmiştir. Ceyhan, o an anlar: Hatıralar beyinde değil, evin en karanlık köşesinde biriken fotonlardadır. Gözlerini mercekten ayırdığı an görüntünün solacağını bilerek, ömrünün geri kalanını o buz tutmuş ânın parlaklığına bakarak kör olmayı seçerek geçirir.
“Rüzgârın Dokunduğu Kumaş"

Kuzey denizcileri, bu fiyordun üzerinden geçerken asla düdük çalamazlar; çünkü rüzgârın o kayalıklar arasında her yıl sadece bir kez fısıldadığı bir isim vardır: Lara. Yıllar önce denize açılan nişanlısını beklemekten vazgeçip kör bir fener bekçisine dönüşen yaşlı kadının ruhu, öldüğü gece üzerine örttüğü o dantel gelinlikle birlikte hava akımlarına karışmıştır. Gelinlik, kasabanın üzerinde her uçuşunda, terkedilmiş aşıkların unutmaya çalıştığı ahitleri yeniden hatırlatır ve arkasında tek bir damla nem bırakmadan gökyüzüne karışır.