Okullar açıldı. Herkes neşe içinde, umutla okuluna gidiyor.
Peki, özel çocuklarımız ve aileleri ne durumda?

Toplum olarak biz, hâlâ “Allah kurtarsın” ya da “Geçmiş olsun” cümlelerinde mi takılı kaldık?

“Normal” dediğimiz çocuklar bazen sınıfta bağırıyor, küfür ediyor, sıraları ve kapıları tekmeliyor, düzeni bozuyor. Ama onların teşhisi yok.
Bizim çocuklarımız ise kasılıyor, kendilerini ifade etmekte zorlanıyor, büyük çaba harcayarak iletişim kurmaya çalışıyor. Sadece bir şey istiyorlar: Birey olarak anlaşılmak.

Ama toplum onlara “engelli” diyor. Çünkü onların teşhisi var.
O teşhisi de çoğu zaman bu hastalıkları tanımayan doktorlar koyuyor.

Bizler, özel çocukların aileleri olarak hayatın içinde yerimizi korumak için mücadele ediyoruz. Ve etmeye devam edeceğiz. Çünkü hayatta herkesin bir rolü var. Biz ve çocuklarımız, o rolleri bulabilmek için herkesten daha fazla çaba harcıyoruz.

Üstelik bu çabalar, sonuç da veriyor.
Mesela serebral palsi teşhisi konmuş ama bugün üniversite okuyabilen, meslek sahibi olan gençlerimiz var. Tekerlekli sandalyesiyle sahneye çıkıp konser veren, ressamlık yapan, kendi işini kuran özel bireyler tanıyoruz. Onların azmi, “engelli” denilen sınırları çoktan aştı.

Aynı şekilde, farklı engellerle dünyaya gelen ama belli bir seviyeye ulaşmış pek çok örnek var. Spor alanında başarı kazanan, akademide yol alan, sanatla kendini ifade eden özel gençlerimiz, “biz de buradayız” diyor.

Artık sırt sırta vermiş bir aile topluluğuyuz. Birbirimizden haberdarız. Çocuklarımızın da hayalleri, umutları var. Ve inanın, çoğu kez “normal” dediğiniz çocuklardan çok daha bilinçliler.