Hayatıma giren kadın, erkek kim varsa teşekkür ederim.
Beni mutlu ettiğiniz için, beni üzdüğünüz için…
Yaşadıklarımla bugün benim çünkü.
Yaşanılanlar gelip geçiyor, biz ise onlara sadece tanıklık ediyoruz aslında.
Lise yıllarımda kompozisyon dersimiz vardı. Duygularımı yazıya dökmeyi severdim. Liseler arası yapılan yarışmalarda derecelerim olmuştu.
Sonra ne olduysa, yıllarca yazmadım.
Bu defa ise konuşarak her şeyi anlatmaya, çözümlemeye çalıştım.
Pandemiden sonra, farkında olmadan yazmaya başladım.
Yazılarım birine ya da birilerine ithaf edilen yazılar değil.
Daha çok yaşadıklarımla ve yaşattıklarımla ilgili.
Çünkü içimde “ben” olan kısmı alıyorum.
Şimdilerde fark ediyorum ki, iyilik ya da kötülük yapan kişi ya da siz,
bunu ancak karşınızdaki müsaade ettiği sürece yapabiliyorsunuz.
Ben, karşımdaki insana bakış açımı değiştiremiyorum.
Ve değiştirmeyeceğim de.
Beni ben yapan bu.
Eminim ki haksız olduğum birçok konu vardır.
En büyük sıkıntım, sevdiğimi fazlaca sahiplenmek, herkese anne olmaya çalışmak…
Hep hayallerimin olması, hep “Pollyanna”cılık oynamam…
Çok düştüm.
Dizlerim paramparça oldu.
Kalbimde derin izler açıldı.
Sonra kendi kendimi tamir etmeyi öğrendim.
“Yaşamam gerekiyormuş” diyorum bazı şeyleri.
Suçlu aramıyorum.
Hayat bize öğretileri ile geliyor.
Ve en önemlisi, Esin’i sevmeyi, kendimi sevmeyi öğrendim.
Aynada karşılaştığımda “Seni seviyorum, deli kadın” diyorum.
Bunca yaşanmışlığa rağmen hayat doluyum.
Ve geçmişimde kalan kimseye kırgın değilim.
İçimde affettim herkesi.
Beni ben yaptıkları için teşekkür ederim.
Bundan sonra sevdiklerimle el ele yürümek için yola devam edeceğim.