Kalbinin güzelliği yüzüne vurmuş derler, insanların iyi niyetliliğini anlatmak için. Kalple ruh bir midir bilmem ama insan ruhunda ne besliyorsa dışarıya da o vuruyor.

Bazı inanışlarda doğum anında ruhunla birlikte yanında getirdiğin olur, diye inanılır. Kimi yanında iyilik getirir kimi de kötülükle gelir. Ve hayatta ne yapılırsa yapılsın, değişmiyor ki örneklerine de çok denk geldik.

Bazen insanların iyiliğinin de kötülüğünün de nedenini anlamazsınız ya. Belki de bu “Ruhun Taşıdığı” yüzündendir. Yani anlam veremediğiniz şeyler için kaderi de kalbi de suçlamaya gerek yoktur belki de.

Hiç nedeni yokken dünyayı güzelleştiren insanlar da var. İçlerinden gelir bu, hayata bakışları ve felsefeleri iyilik üzerine kuruludur.

Hiç neden yokken dünyayı cehenneme çevirenler de var. Kötülükle ilgili bir dürtülerinin olduğu düşünülebilir, hatta araştırılsın diye buraya bırakıyoruz bu konuyu. Hayattaki her şeyden ve herkesten nefret ederler, herkes de kötüdür onlara göre ve kötülük yapmak meşrudur.

İyilik ve kötülüğün savaşı da dengesizliği de bitmez ama çözüm konusunda “O da öyle, ne yapalım!” dersek çözemeyiz de. Halının altına süpürülen her kir odadan temizlenmiş olmaz nihayetinde. Güzel kokular kalıcı değilken de halının altında kalmasın hiçbir kir… eninde sonunda rahatsız eder.

Kişisel gelişim eylemlerinde, önce davranış değişikliği önerilir. Davranış değiştikçe dil de değişir ruh da. İyi olan şeyleri alışkanlık haline getirmek gereklidir o yüzden de. En azından kötülükleri yok etmek istiyorsak, bir yerden başlamak gerekir.

Bazı şeyler karşılıklıdır. İyiliğe iyilikle iyilik olarak karşılık verirsiniz. Bazen kötülüğe bile karşılık iyi olmayı seçersiniz. Diğer yandan size karşılığı olmayan hiçbir kötülüğü anlamazsınız.

Anlayamazsınız…

Kötülüğü yapanlar nedenini kendileri bile çözememişken, nasıl nedenler içine sığdırabilirler ki? Bir de iyi olmayı da seçebilirlerdi ama bu hiç olmadı.

Bazen konu siz bile değilsinizdir gördüğünüz kötülük için. İnsanlar kendisinde eksik bulduğunu başkasında olmasını istemez ve böyle insanlar da saf kötüdür zaten. Başkalarının fazlası onlara ağır gelir ve huzursuzlandırmak için de ellerinden geleni yaparlar. İyi olsalardı başkalarının iyiliğine sevinirlerdi ya da imrenirlerdi.

Ellerinde olmayanın suçu başkaları değildir ya da bunun hıncını çevrelerinden alamazlar. Bir suçlu aranacaksa dönüp bir kendilerine bakmalıdırlar, ‘ruhumda taşıdığım ne’ diye.

Kötülük zehir gibidir… dilde tadı kalır, kalpte izi kalır. Kötülüklere bakılınca, insani olarak hiçbir vasfı da yerine getiremezler. Nezaketten yoksun, görgüden aşağı ve her türlü iyiliği unutmuş şekilde insanlığın gerekliliklerini bile asgari düzeyde bulamazsınız ruhunun taşıdığı kötü olanlarda. Melek yüzlü şeytanlar konusu meclisten dışarı, o da farklı bir başlık altında değerlendirilir artık.

Her şeyin suçunu da kadere atmak olmaz. Kimsenin hayatı mükemmel değil ve kimin hangi konuda ne tür sınavlar verdiğini, yükünü bilemezsiniz. O yüzden de herkese belli bir oranda nezaket gösterilmek zorunda ve görgü herkese gerekli. Karşınızdaki insan ne olursa olsun etik ve ahlaki sınırlar geçilmemelidir.

Ruhun taşıdığı iyi olan insanlara denk gelmeniz dileğiyle…