Yeni yılın henüz ilk günlerinde son derece nezih ve otantik bir ortamda, her biri ayrı bir değer taşıyan çok özel insanlarla aynı sofrayı paylaşmanın mutluluğunu yaşadım.

Türk futbolunun iki büyük çınarı Fenerbahçe ve Beşiktaş’ın tarihine adını altın harflerle yazdırmış; sahada kıyasıya rekabet eden ama hayatın içinde sıkı birer dost olan efsane isimlerle birlikte, adeta geçmişe açılan bir kapıdan içeri girdik.
Geçirdiği ciddi rahatsızlığın ardından yeniden sağlığına kavuşan ve hem Fenerbahçe hem de Beşiktaş formasıyla iz bırakmış Tayfur Havutçu için bir araya gelen bu eski yıldızlar, “Vefa”nın sadece İstanbul’da bir semtin adı olmadığını bir kez daha gösterdi.
Oğuz Çetin’den Aykut Kocaman’a, Recep Çetin’den Ertuğrul Sağlam’a, Gökhan Keskin, Erkan Avseren ve Zafer Tüzün’e kadar kendi dönemlerine damga vurmuş futbolcuların buluşması, dünle bugün arasında güçlü bir köprü kuran bir zaman dilimi gibiydi Anılar tazelendi, eski günler sevgiyle hatırlandı.
Sofrada kahkahalar eksik olmadı; zaman zaman duygular da ağır bastı. Futbolun yalnızca 90 dakikalık bir oyun olmadığını, ortak bir kültür ve güçlü bir bağ yarattığını ,bu buluşma herkese bir kez daha hatırlattı. Tekirdağ Vali Yardımcısı Günay Öztürk’ün yanı sıra, dostluğu benim için ayrı bir kıymet taşıyan ve basın danışmanlığını da yürüttüğüm Fenerbahçe 2000 Derneği Başkanı sevgili Şevket Yılmaz ağabeyim ve daha birçok değerli isim de bu anlamlı birliktelikteydi.
Koyulaşan sohbetlerde geçmişte, saha içinde yaşanan rekabet kahkahalara malzeme olmaktan öteye geçmedi. Yıllara direnen dostluklar ise temel malzeme olarak öne çıktı. Özellikle Tayfur Havutçu’nun yeniden sağlığına kavuşmuş olması, bu özel buluşmanın anlamını daha da derinleştirdi. Futbolun renkli simaları, kimi zaman gülümseten, kimi zaman hüzünlendiren anılarını paylaştı.
Sohbet yalnızca geçmişle de sınırlı kalmadı tabi ki. Türk futbolunun bugünü ve yarını üzerine söylenmesi gerekenler de masaya yatırıldı.
Bu tür buluşmalar bir gerçeği tekrar hatırlatıyor: Futbolun en güzel yanı, saha dışında kazanılan dostluklardır. Rekabet çimlerde kalır, dostluk sofrada büyür…
Ve tam da bu noktada “vefa” sözcüğü gerçek karşılığını bulur.
Hoşçakalın…