MUSTAFA ÇIRPANLI HOCA’MIZ!.. (10)
Merhum, Mustafa Çırpanlı Hoca’mız, 27 Mayıs 1960 Darbe-i Hükûmit’inden sonra, bir müddet daha İstanbul’da kaldı. Rami- Topçular Kursunun da kapatılmasından sonra, 1962 yılının başlarında Alanya’ya döndü. Tedris hizmetleri bir def’a daha fetret dönemine girmişti, ama, Hocaefendi için asla bir fetret devri yoktu, bütün zorluklara ve ağır şart’lara rağmen, Tedrisata devam ederdi. Kış aylarında, Alanya Merkeziunde buluduğu her yerde, yaz aylarında ise, Türktaş ve Söbüceova yaylalarında, konar-göçer yörüklerin de destek ve yardımlarıyla tedrisata devam ederdi. Alanya Merkez Kursundan başka, yakın mahalle ve köylerden, Kestel Köyü’ne bir Kur’ân Kursu açılmıştı. Hocaefendi burada, Tekâmül seviyesindeki talebe’ye ders okutuyordu. Kestel’de bir huzursuzluk meydana gelmiş, bunun üzerine, Hocaefendi talebesinden birisini, Tosmur Köyü’ne gönderir, “Bu akşam Tosmur Köyüne git, Teravih namazını kıldır, Teravih’ten sonra va’az et, va’az’ında Kur’ân Kurs’larının ehemmiyyetinden bahset, bir de, Tosmur Köyü’nün ayağı kısmında, denize nazır küçük bir tepe var, o tepe’nin kime aid olduğunu öğren, oradan bize bir Kur’ân Kursu binası yaptırabileceğimiz, bir dönüm kadar yeri satıp-satamayacağını da öğren,” dedi. Hoca, Tosmur Köyü’ne gitti, köylü’lerle birlikte iftar etti, Teravih Namazını kıldırdı, va’az etti, va’az’ında Kur’ân Kurslarından, Kur’ân Kursu yaptırmanın faziletinden bahsetti, sohbet namazdan sonra da aynı minval üzere, çay faslında devam etti. Köylülere, “Hocaefendi’nin sizlere çok selamı var, Tosmur’da bir Kur’ân Kursu yaptırmak isteriz, Kur’ân Kursu’nun yapılabileceği en iyi yer de, Köyün aşağındaki küçük tepe,” buyurdu, dedikten sonra, o tepenin köylülerden kime aid olduğunu sorar? Oturanlar’dan birisi, (Halk tarafından. “Kerimcik,” diye arılan, Musa Özdemir) ayağa kalkar, Gür ve samimi bir ifade ile, “Hocam, o tepe benim, Bu köye bir Kur’ân Kursu yapılacak ise, en uygun yer bu tepe’dir, ben bu tepeden sizin istediğiniz kadar arsayı veriyorum, ayrıca, bu Kur’ân Kursunun bir an evvel yapılması için, 500 TL de nakit yardımda bulunacağım” der. 1962 yılI’nın 500 TL.’si’nin bugünkü karşılığı hesaba katılırsa ne büyük bir meblağ olduğu anlaşılır.
Hocaefendi, Tedris hizmetlerinin aksamaması için bütün resmî prosedür’lerin eksiksiz yerine getirilmesini isterdi. Bunun için açılan her kurs için, ya bir vakıf kurulmuş, ya da denetime açık bir dernek… Hocaefendi, ayrıca, vakıflara ve derneklere yardım hususunda şeffaflığa, a’zamî derece’de riayet edilmesini ısrarla tavsiye ederdi. 1962 Yılından sonra, Hocaefendi’nin himmet ve gayretleriyle Alanya Merkez, mahalle ve köylerinde 20 Kur’ân Kursu açılmıştı. Alanya Merkez, Sugözü Mahallesi, Kestel Köyü, İmamlı Köyü, İsbatlı Köyü, Şıh köyü, Mahmudlar köyü, Seki köyü, Tosmur Köyü, Oba Köyü, Değirmendere Köyü, Bıçakcı Köyü, Kayabaşı köyü, Elikesik Köyü, Karabuynuzlar Köyü, Avsalla Köyü, Yeşilköy Köyü, Okurcalar Köyü ve Payallar Köyü…
Hocaefendi, 1939 yılından, 1973 yılına kadar geceyi gündüze katarak, ders okudu, ders okuttu, Ümmet-i Muhammed’in irşadı ve hidayeti için, insanüstü bir gayretle geçirdi.1973 yılında, Hocaefendi’yi canevinden vuran ve emsalsiz, derin hüznüne sebeb olan iki hadise meydana geldi. Ömrü boyunca hep yanında, arkasında olan her hüznünde ve kederinde, tek teselli kaynağı, hayat arkadaşı, Muhtereme’e Refikası, Müzeyyen Hanımefendi ebediyyete intikal etti. Müzeyyen Hanım’ın vefatı, Hocaefendi’yi kalabalıklar arasında müthiş bir yalnızlığa itmiş, derim hüsnün sebeb olmuştur.
Hocaefendi, Hazreti Üstazımızda Seyr-i Sülûkini tamamlamış, Kelâm, hadis, tefsir, fıkıh ve Usûl-ü Fıkıh’da, âlât ve â’lâ ilimlerde icazet almış birisiydi. Bölgesinin, yakın bölge’lerin değil, bütün Türkiye’nin ve Gönül Coğrafya’mızın, idarecisi, Hocaefendisiydi. Birilerinin bir bölgeye veya bir şehr’e onu idareci ta’yin etmesine de ihtiyacı yoktu, “Özgülağırlık,” deniliyor, zâtî ve şahsî ağırlığı vardı. Bir basiretsizlik misâli, torunu yaşında birisi, Hocaefendinin ikamet ettiği ilçe’ye, o ilçenin bağlı bulunduğu ile idareci olarak ta’yin edildi.