MUSTAFA ERNAM’IN SON GÜNLERİ!..

Bilindiği üzere, 12 Eylül 1980 Darb-i Hükûmetinden sonra, Anayasa rafa kaldırılmış, T.B.M.M.’si, lağvedilmiş, yasama( kanun yapma-çıkarma) Devlet ve Genelkurmay Başkanı, Kara kuvvetleri Komutanı, Deniz kuvetleri Komutanı, Hava kuvvetleri Komutanı ve Jandarma Genel Komutanından müteşekkil, bir komite tarafından gasb’edilmişti. Devrin, Genelkurmay 2. Başkanı, Orgeneral Haydar Saltık, Meclis Başkanı gibi davranıyor, ba’zı metinler hazırlıyor, bu komite’nin önüne koyuyordu. Komite Başkanı, diğer komite üyelerine, ” Kabul edenler, etmeyenle,” diye sözde soruyor, ittifakla kabul edilmiştir,” diyor ve o metin kanun vasfı taşıyordu.Filhikîka, Darbe İdaresi- Sıkıyönetim, aslında Keyfî İdare demekti. Kamu İderesiunde birini ta’yin veya azl için, kanuna, kararname’ye ihtiyaç duyulmaz. “ 1402 Sayılı Sıkıyönetim Kanunu gereği azl’edilmiş, vazife’den uzaklaştırılmıştır, denilerek” şifâhî bir emirle,” pekçok, bürokrat vazifelerinden uzaklaştrılmıştı. Vakıflar Genel Müdürü, Merhum, Mustafa Ernam, Darbe-i Hükûmet’den sonra, uzun bir müddet vazifesine devam etti.Aradan uzun bir müddet geçtikten sonra, Haydar Saltık Paşa, Genel Müdür Mustafa Ernamı Makamına da’vet etti, “ Mustafa Bey, Sizin hakkınızda, alakalı kuruluşlarca derinlemesine tedkik ve tahkik’de bulunduk.Geçmişiniz, pırıl pırıl, tertemiz, hiçbir şaibe’ye rastlanmadı. Ama, Darbe dönemindeyiz, hiç bir sebeb olmamasına rağmen, sizi görevden almak durumundayız,bizi, anlayışla karşılayacağınızı umarım,” dedi ve bir müddet sonra Mustafa Ernam Bey, Vakıflar Genel Müdürlüğü vazifesinden alındı.Bu tatbîkatta bir uç nokta olarak arz’edelimki, Konsey, dolaysiyle İstanbul 1. Ordu ve Sıkıyönetim Komutanlığı, İstanbul Merkez vaiuz’leri, Seyfeddin Alkan ile, Timurtaş Uçar’ın Tenzil-i Rütbe ile İstanbul haricinde bir başka yere naklini emretti.Durumu, devrin Diyanet İşleri Başkanı, Dr. Tayyar Altıkulaç ile görüştüm, “ Eğer biz, bu emri uygulamaz isek, bu takdirde bizi vazifeden alırlar,” demişti.

Merhum, Mustafa Ernam, Kanser!...Merhum, Mustafa Ernam, Haftaboyu çalışmalarını İstanbul’da sürdürmüştü, Ba’zı toplantılar için, hafta sonunda Ankeara’da olması gerekiyordu., uçak saatini öğrenmek için Telefon ettiğimde, çok sık bir şekilde kesik kesik, öksürüyordu.cevap vermekte bile zorlanıyordu.Uçak saatini beklemeden, hemen, Taksim’deki Otel’e gittim, “ Ağabey, sık ve kesik kesik öksürüyorsunuz,bu, soğkalgınlığı, nezle öksürüğü değil, hemen, çıkalım, Hastahane’ye uğrayalım, Arkadaşlarımız sizi muayene etsinler, rahat rahat, Ankara’ya uğurlayalım,” dedim.Bezm-âlem Vakıf Gureba Hastahanesi, Başhekimi, Merhum, Asaf Ataseven’i aradım. Hocam, Mustafa Ernam Bey, çok sık ve kesik kesik, öksürüyor, iyi’ye alâmet değil, Alakalı arkadaşları da hazırla, biz geliyoruz, bütün hekimler hazır olsunlar, bir konsilitasyon yapsınlar,^ dedim.Türkiuye’de ilk def’a olarak, Kanser Araştırma Merkezi, Bezm-iâlem Vakıf Gurebe Hastahanesinde açılmıştı.Hastahane’ye uğradık, Onkolog’lar, Hariciyye ve dahiliyye uzmanlarının hepsi hazır, bizi bekliyorlardı. Derinlemesine muayene ettiler, kan ve boğaz Kültürü örnekleri aldılar.Kendisini sağ-salim Ankara’ya uğurladık…

Pazartesi günü Başhekim, Prf.Dr. Asaf Ataseven aradı. Sayın Genel Müdür’ün hiç vakit kaybetmeden, İstanbul’a gelmesi ve derhal tedaviye başlamamız gerekiyor,” dedi.Şok olmuştum, yoksa, Kötü hastalık mı? Ma’alesef evet! Münasip bir tarz’da kendisine söyleyin, alelacele İstanbul’a gelsin, biz burada gereğini yaparız.” Dedi. “ Asaf Bey, Lütfen siz bir hekim olarak, münasip bir tarz’da, bir hekim diliyle durumu kendisine anlatınız,” daha münasip olur,” dedim. Mutabakata vardık, aradılar, Ernam Bey, hemen beni aradı, Alah Aşkına! Lütfen doğruyu bana söyleyin, takdir-i İlâhî her ne ise o olur,” dedi. Elbette İlâhÎ Takdire karşı hepimizin boynu büküktür, ancak tedbire de başvurmakla mükellefiz, lütfen vakit kaybetmeden tedbire başvuralım, tedaviye başlayalım.” Dedim. İstanbul’a geldi, yeniden derinlemesine tedkikler yapıldı, tedavi başladı, ilâç tedtibiyle, morali çok Yüksek bir şekilde Ankara’ya uğurlandı. O devirde, Merhum, Turgut Özal Başbakan Yardımcı’sıydı.Kendisini ziyaret ettim, Mustafa Ernam Bey’in durumunu bütün tafsilatıyla anlattım. Rahatsızlığı sebebiyle artık Aktif bir vazife’ye ta’yini uygun değildir. Diğer taraftan, Hastalığı’nın ileri evre’lerinde, yurt dışında, belki, A.b.d.’de, tedaviye ihtiyaç duyulabilinir. Bu bakımdan, Aktif olmayan bir üst makama ta’yini uygun olur, elbette, Takdir, sizindir,” dedim. Merhum, Turgut Özal, üstün bir vefa örneği göstererek, Merhum, Mustafa Ernam Bey’i, önce, Başbakanlık Başmüşavirliği’ne,bir müddet sonra, Plânlama Teşkilatı Başmüşavirliuği’ne, daha sonra da Bakanlar Kurulu kontenjan’ından Y.ö.k. ( Yüksek Öğretim Kurumu) aza’lığı’na ta’yin edildi.

Türkiye’deki Tedavî’lerden sonra Amerika’ya gönderildi. Dünya’nın en Onkoloji Hastahane’sinde çok uzun bir müddet tedavi gördüğü halde, ma’alesef, 22 Aralık 1988 tarihinde Ankaradaki evinde rahmeti Rahman’a kavuştu.Rabbim, vâsî’ rahmetiyle muamele buyursun!...