İnsanın bildiği ama kabullenemediği en eski hakikat.
Adını duyduğumuzda içimize bir soğukluk düşüren, kapımıza yaklaştığında ise bütün kelimeleri susturan o büyük geçiş…
Bugünlerde çok yakınım olan, gönlümde “annem” diye yer etmiş bir çınarın günbegün eriyişine şahit oluyorum. Bir insanın bedenen dünyadan çekilişini, sessiz sessiz ubudiyete; yani Rabbine yönelen o derin teslimiyete doğru ilerleyişini izlemek, insanın kalbinde tarif edilmesi güç bir yer açıyor.
Öz annemden sonra ilk kez bir canın böyle ağır ağır soluşuna, hayatla ölüm arasındaki o ince çizgide bekleyişine tanıklık ediyorum. Ve bu bekleyiş bana bir kez daha gösteriyor ki dünya, sandığımız kadar büyük değil. İnsan için asıl yurt burası değil. Burası belki de yalnızca bir konaklama yeri… Bir geçimlik imtihan sahası… Ruhun derece atlaması için açılmış kısa bir fırsat kapısı…
Ne mal, ne makam, ne öfke, ne kırgınlık…
İnsan ölümün gölgesinde hepsinin ne kadar küçük kaldığını anlıyor.
Bazen bir hasta yatağının başında, hayatın bütün felsefesi susar. Saatler ağırlaşır. Nefesler sayılır. Gözler konuşur, eller dua eder, kalp ise içinden binlerce cümle geçirir ama hiçbirini tam olarak söyleyemez. Çünkü bazı acılar anlatılmaz; sadece yaşanır. Bazı bekleyişlerin dili yoktur. Onu ancak aynı çaresizliğin eşiğinde beklemiş olanlar bilir.
Ben duygularını kolay dışa vuran biri değilim. Uçan bir kuşun kanadı incinse içimde bir şey titrer ama çoğu zaman bunu kelimelere dökemem. Fakat bugünlerde yaşadığım bu bekleyiş, içimde çok daha derin bir sızıya dönüştü. Annemin yokluğunu yıllar sonra yeniden bütün ağırlığıyla hissettiren bu süreç, bana yine bir “anne” dediğim canın eriyişini izletiyor.
İnsan bazen acısını susturamaz; sadece kalemine emanet eder.
Ben de şimdi bu tarifsiz bekleyişin acısını, yine kelimelerin omzuna bırakıyorum. Belki yazmak iyileştirmez ama insanın içinde taş gibi duran sızıyı biraz olsun hafifletir. Belki kalem, çaresizliğin en sessiz duasına dönüşür.
Bugün siz değerli okurlarımdan yalnızca dua istiyorum.
Bir can için…
Bir anne yüreği taşıyan o güzel insan için…
Ve bu bekleyişin içinde sabırla, teslimiyetle, umutla ayakta kalmaya çalışan herkes için…
Rabbim hastalarımıza şifa, bekleyenlere sabır, gidenlerimize rahmet, kalanlarımıza metanet versin.
Çünkü ölüm bize her defasında aynı hakikati fısıldar:
Dünya geçer. İnsan geçer. Acı geçmez sanılır ama o da bir gün duaya dönüşür.
Geriye sadece sevgi, iyilik ve Rabb’e yönelen tertemiz bir kalp kalır.