ÖRNEK DEVLET ADAMLARI !...
1970, 1980 ve 1990’lı yıllarda, Haftalık, Günlük Mevkûte’lerinin Gazete ve Mecmua, imtiyaz sahibi ve Müessese Müdürü sıfatıyla, Devlet Protokolü listelerindeydim. Bu zamanlarda, Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, Bakanlar ve Bürokrasi’nin zirvelerinde, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterleri, Başbakanlık Müsteşar’ları, Bakanları müsteşarları ve önemli kurumların umum müdür’leriyle, çok yakın temaslarım oldu. Bunların arasında, sayıları az da olsa, yalnız yaşadıkları Devletin Mekanızmasında bulundukları zamanların nesilleri değil, Tarihin seyri içinde gelecek nesillere de örneklik teşkil edene zevat tanıdım, ba’zılarıyla çok yakın münasebetlerim oldu. Geçen hafta bu sütunlarda,” Meğer Ben ne Enâyîmişim,” Serlevhalı, bir yazı neşrettim. Bu içten samîmî dertleşme, Bürokrat, Başbakanlık Müsteşarı, Millî Eğitim Bakanı, Merhum, Hasan Celal Güzel’e aid idi. Merhum, Haesean Celal Güzel Yakînen tanıma fırsatı bulduğum, devlet adamlarında birisiydi. Müsteşar olduğu sırada, Türk Tarihine, Devlet-i aliyye’mize, Aziz Milleti’mizin hafızasına çok büyük bir hizmeti olmuştu. Müzakere ve görüşmelerimizde, kendisine, Osmanlı Arşiv’lerimizin hazin durumunu kendisine arz’ettik. Medeniyyet Tarihimizin belgelerinin ekserisinin rutubetli mahzenlerde neredeyse yok olduğunu, diğerlerinin de yok olmak üzere olduğunu ifade ettik. Derhal, el attı, özel bir kararname ile, Arapça- Osmanlıca bilen ve fakat tahsil durumu me’muriyete müsaid olmayan, uzmanlar, çıkarılan Husûsî bir Kararname ile, Başbakanlığa bağlı Osmanlı Arşivlerine uzman olarak ta’yin edildiler. Arşiv belgeleri, gün yüzüne çıkarıldı, rutubetten ve diğer sebeplerden harab hale gelen belgeler, özel yöntemlerle yeniden kazandırıldı. Hasan Celal Güzel’in zâtî ve şahsî gayretleriyle, ta’yin edilen uzman’lar eliyle, tarih yeniden canlandırıldı, belgeler, tasnif edildi, Osmanlı Arşivi, bütün örnek olabilecek, bir kültür hazinesi olarak, Aziz Milletimizin ve dünya tarihçilerinin, araştırmacı’ların istifadesine sunuldu. Merhum, Hasan Celal Güzel’in bürokrat ve Bakan olarak yaptığı devasa hizmetleri bir yana, sadece bu Osmanlı Arşivleri hizmeti bile, onun kıyamete kadar takdir ve şükranla yad edilmesine kâfi bir hizmettir.
MERHUM, MUSTAFA ERNAM: Merhum, Mustafa Ernam’ı, 1970’li yıllarda, Siyâsî istikrarsızlığın hakim olduğu, Milletçi Muhafazakâr Gazeteler, Bâb-ı âlîde Sabah, Bizim Anadolu, Ortadoğu, Türkiye ve Yeni Asya Birliği olarak biz’lerin de dahli ve aracılığı ile kurulan Birinci ve İkinci M.C., (açılımı, Birinci ve ikinci Milliyetçi Cephe Hükûmetleri) kuruluşları merhalesinde, yakinen tanıdım, ma’alesef, genç yaşında, kanser illetinden vefat edinceye kadar yakın münasebetlerimiz devam etmişti.
Merhum, Mustafa Ernam, Türk siyasetinde ve idaresinde tanıdığım, en yetkin, dirayetli, buna mukabil en mütevâzi’ devlet adamıydı. 1970’li yılların ortalarında, Başbakanlık Müşaviurliği, Başbakanlık Müsteşar Vekilliği ve Bürokrasi’nin zirvesi olan, Başbakanlık Müsteşarlığı yapmıştı. Müsteşar vekilliği ve Müsteşarlık dönemlerinde, Başbakan Süleyman Demirel’in Grup konuşmalarını, Seçim Miting’leri hitabe’lerini Merhum, Mustafa Ernam Hazırlardı, Bu konuşma ve hitabeleri Başbakanlık’da değil, asude bir köşe olan Bayındır Sokağındaki mütevâzî’i büro’da hazırlardı. Zaman zaman, bu konuşmalara bizim de dahlimiz olurdu. Demirel, Seçim Miting Meydanlarında, C.H.P.’ nin Millete yaptığı zulümleri anlatırken, “âşâr zulmünden,” bahsediyordu. Başbakan Süleyman Demirel ile bir mülakatımızda, “Sayın Başbakan, âşâr, aslında bir zulüm değil, Tarım Ürünlerinin zekatıdır, Öşrü, zulüm haline getiren, C.H.P.’ dir. Siz, Öşrü, âşâr’ı, zulüm olarak ifade ederseniz, bu bütün müslümanları üzer,” demiştik. Süleyman Demirel,” Biliyorsunuz, benim konuşmalarımı, Müsteşarım Mustafa Ernam Bey hazırlıyor, Sizin de Arkadaşınız, bu ikazları lütfen kendisine yapınız,” demişti.