İSTANBUL’A MÜFTÜ OLMAK!... ( 2)

İstanbul müftü’lerinden, ilki, Mehmed Fehmi Ülgener,’in vefatıyla makam boşalmış,yine,Beker Hâkî Yener,Abdurrahman Şeref Güzelyazıcı’nın da vefatlarıylaboşalmış, Ömer Nasûhî Biilmen Efendi Hazretleriyle,İbrahim Edhem Elmalı’nın Diyanet İşleri Reisliği’ne ta’yin edilmeleri üzerine Makam boşalmıştı. Görüaldüğü gibi, Salahaddin Kaya Hoca’mıza kadar, İstanbul müftü’leri ya vefatlarıyla, ya da Diyanet İşleri Reisliği’ne ta’yinleri üzerine Makamı boşaltmışlardı.Benimle istişarede bulunan, Salahaddin Kaya Hoca’mıza, “ İstanbul müftüleri bu Makamı, ya vefat ya da, Diyanet İşlerine Reis ta’yin edilmeleri üzerine, boşaltırlar,” demem’de, herhangi bir tenâkuz yoktu. İstanbul’un 2.Mütftüsü, Ömer Nasûhî Bilmen Efendi Hazret’leri, Dersâm,fıkıh,kelâm, usûl-ü fıkıh ve tefsir’de otorite olduğu için, devrin Diyanet İşleri reis’leri, Müşâvere Hey’eti a’za’ları,bil’hassa, Diyanet İşleri Reisliğini bi’fi’îl idare etmekte olan,Merhum, Ahmed Hamdi Akseki, Ömer Nasûhî Bilmen Efendi Hazret’lerine ve İstanbul Müftlüğü’ne asla müdahale etmezlerdi. Ömer Nasûhî Efendi, oturduğu, Bâb-u Meşîhat’da, İstanbul müftülüğü’nü, Şeyhulislâm gibi idare ediyordu. Zâten, 1951 yılına kadar,bütün Hademe-i hayrat maaş’larını mazbut ve mülhak vakıflardan aldıkları için, müftülüğe bağlı az sayıda kadro vardı. Dersiamlar, günümüze göre daha az sayıda ilçe müftüleri…

Yaşım i’tibariyle,Fehmi Ülgener, Ömer Nasûhî Bilmen Efendi Hazretleriyle,Bekir Hâkî Yener’in müftülük yaptıkları döneme yetişemedim.Ancak, Ömer Nusûhî Bilmen Efendi Hazret’lerini, vefat yılı,1971’e kadar zaman zaman, eviunde ziyaret ettim, elini öptüm, hayır du’a’sını aldım. Kendisi’nin Hazreti Üstazımıza karşı çok derin bir sevgisi ve hürmeti vardı.Kendisini dâimâ, hayırla yâd eder, ruhu için fatihalar,ihlaslar okurdu.Daha önceleri Hatıratım’da tafsilatıyla anlatmıştım. Merhum, Muzaffer Ozak,- kendisinin de Hazreti Üstazımız hakkında derin hürmeti vardı, Süleyman Efeindi Hazret’leri hakkında kendisine sual edenlere,” O Mübarek Zât hakkında konuşmak için önce bir abdest alın, ağızını temiz suyla çalkalayın, ondan sonra konuşun!..” diye azarlardı.- Hazreti Üstazımız, Muzaffer Ozak için,” Hafif, Aleviyyü’l-Mezhep” buyururdu. Beyazıd,Sahaflar Çarşısında, Muzaffer Ozağın ve Şemseddin Yeşil’in yanyana Kitapçı dükkanlyarı vardı.Bu dükkanlarda, Anadolu’dan gelmiş Üniversite talebesine “Şî’a,” propagandası yapıldığını haber alınca,Hazreti Üstazımızın, bu hususta bir kitap yazması ricasıyla, Fatih Cami’i Avlusunda,Ömer Nasûhî Bilmen Efendi Hazretiyle birbuluşması var!” İki denizi birbirlerine kavuşacakları şekilde bırakıp saldı.” ( Rahman/ 55/ 19) Uzun bir hasret döneminden sonra kavuşan bu iki bahîr ( deniz) muanaka ederler, Süleyman Efendi Hazret’leri,” Ömer Hocam,Kılıçlaşmış Kaleminizle, Ashab-ı Güzin ve Hulefâ-i Râşidîn hakkında bir eser yazınız, hem bu sefih ve sefillere cevap olur, hemde kıyamete kadar istifade olunan, muhalled bir eser kazanmış oluruz,” buyurur. Bunun üzerine, Ömer Nasûhî Bilmen Efendi Hazret’leri,” Emriniz bâşım üzere, İnşâ Allah! En kısa zamanda yazarım Efendim,” diye cevap veruiyor. Filhakîka, Ömer Nasûhî Bilmen Efendi Hazret’leri, Hazreti Üstazımızdan aldığı iilham ile bu Kitabı, “Ashab-ı Güzîn Hakkında Müslümanların Nezîh İ’tikadı,” Yazdı, oğlu, Avni Bilmen neşr’etti ve fakat, Hazreti Üstazımız, dünya gözüyle bu kitabı göremedi. 1960’lı yılların başlarında neşr’edilen bu kitaptan, devrin, müdebbir, dirayetli idarecisi, Merhum, Kemal Kacar parasını cebinden ödeyerek, külliyyetli miktarda aldı, İhvanımıza hedeye etti. Bendeniz de Ufuk ve Sabah gazete’lerinde,Bu Eser’in, Kur’ân Kurs’larında, İmam-Hatip Mektepleri’nde, İlahiyat Fakülte’leri’nde ve Diyanet Eğitim Meirkezleri’nde, mecburî ders kitabı olarak, okutulmasını tavsiye etmiştim.

İstanbul müftüsü iken,1965 yılında, Diyanet İşleri Reisliği’ne getirilen, Merhum, İbrahim Edhem Elmalı, 1961 yılında, İstanbul Müftülüğüne ta’yin edilmeden önce, Üsküdar Müftüsü idi. Salabet-i Diniyye Sahibi bir Zât idi. Süleyman Efendi Hazret’lerine derin hürmeti ve sevgisi olan biriydi. Hazreti Üstazımızın, 1952 Bulgurlu, Bayrampaşa Cami’i, 1954 Küçükçamlıca,Çilehane Cami’i Kur’ân Kurs’larını büyük bir gayretle açmaya çalıştığında, müftü olarak çok büyük yardımı ve desteği olmuştu. 1656 yılında, bu Kurslarımıza ve Hazreti Üstazımızın Hâne-i saâdet’lerine 100’den fazla, polis ma’rifetiyle, yapılan geceyarısı baskınında, müsadere edilen, kitaplar ve not defterleri için, Üsküdar Mahkemesi’nce kendisiyle birlikte, üç kişilik bir komisyon teşkiliyile, kitap’ların ve not deftedrlerinin, memnu’ neşir olup- olmadığı hususunda, rapor tanzimiyle, yetkilendirildiğinde, “ Kitap’ların ve not defterlerrinin memnu’ neşriyattan olmadığına, her birinin, İslâm Dini’nin esasları hakkında kitaplar olduğuna dair, mahkeme’ye rapor sunması üzerine, müsadere edilen, kitaplar ve not defterleri, Hazreti Üstazımıza ve talebe’ye, eksiksiz, iade edilmişti.