DİYANET’DE YENİ DÖNEM!..

Merhum’lar, Ömer Nasûhî Bilmen ve İbrahim Edhem Elmalı’dan sonra, İstanbul müftüsü iken, Diyanet İşleri Başkanlığı’na ta’yin edilen, üçüncü isim, Prf. Dr. Sâfî Arpaguş oldu. Bellidir ki, kendisine bu vazife’ye getirileceği önceden fısıldanmış, ihsas edilmiştir, hazırlıklı geldiği anlaşılmaktadır. Zira, gelir-gelmez, henüz daha koltuğuna ısınmadan, Diyanet İşleri Başkanlığı Merkez Teşkilatında çok önemle değişikliklere gidildi. Çok da isabetli oldu. Ahbes-i Sağir, Mel’un Fetö’nün, isti’la darbe teşebbüsünden sonra,Askeriyye, Emniyet ve Adalet kurum ve kuruluşları başta olmak üzere, Devletimizin bütün kurum ve kuruluşlarında, Fetö haşâşî’leri önemli mikyasta temizlenmiş iken, Diyanet İşleri Başkanlığı’nda bu temizlik mahdud sınırlarda kalmış, merkez ve taşra teşkilatında %1’i bile bulmamıştı. Mel’un Fetö’nün, yürüttüğü, dinlerarası diyaloğ fitne ve fesad hareketine, devrin il ve ilçe müftü’lerinin ne kadar muzahir oldukları herkes’in ma’lumudur. Buna rağmen, Ali Erbaş döneminde esaslı değişiklikler yapılması gerekirken, ma’alesef yapılamamıştır. Bilindiği üzere, uzun yıllardır, Cum’a ve bayram hutbe’leri, Merkezî sistem, Din İşleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanıyorur, Bilgi-İşleme yükleniyor, Çoğu zaman Cum’a Ezanı okunurken, İmam-Hatipler, Dizüsü Bilgisayardan çıktı alıp, minbere çıkıp bu hazır hutbeyi irad ediyorlar. Zaman zaman, bu köşelere taşıdığımız, öyle hutbeler hazırlandı ki, bu hutbe’ler, bir İslâm alimi ya da Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesindeki bir genel müdürlük tarafından hazırolunan hutbeler olamazdı. Olsa olsa, Hıristiyanlık Medeniyyetinden gelmedikleri halde, Papa’nın seçiminde rey sahibi, dünya’daki iki Kardinalden birisi olan, Mel’un Fetö,- bir diğeri, Güney Kore, Mon Tarikatinin lideridir.-’nün Cizvit papazlarına hazırlattığı hutbeler olabilirdi.” Üç Semâvî dini merkezi Kudüs, İbrahimî din’lerin merkezi, İbrahim Halîlu’llâh, Musa Kelîmu’llâh, İsa Ruhu’lâh ve Muhamed Resûlu’llâh ve benzeri, dinlerarası Diyaloğ saçma sapan yaveleri…

Din İşleri Yüksek Kurulu, Din Yüksek Kurulu müşavirlerinden ba’zıları, son zamanların, inkarı, ilhadı ve zındıkkıyyesi,” Kur’ân Bize Yeter,” iddisıyla Hadisi ve Peygamberi devredışı bırakan münkir, mülhid, zenâdika’nın izinde söylemlerde bulunmaya başlamışlardı. İşte, yeni Başkan, Sâfî Hoca, en başta, Din İşleri Genel Müdürü olmak üzere, Başkan yardımcılarını, Din İşleri Yüksek Kurulu’nun ba’zı üyelerini, müşavirlerini Merkez Teşkilatındaki bütün Genel Müdürleri vazifelerinden uzaklaştırmış, yerlerine yeni isimler ta’yin etmiştir. Gecikmiş bir temizlik de olsa yine de hayra delâlettir.