ASIL MÜCADELE KİMLER ARASINDA?!...

Resûlu’llân’ın ve Ashabı’nın yolu, Sırat-ı Müstekîm’den, kısacası, Yüce İslâm Dinin’den ayrılmış, Fırak-ı dâlle’nin en şen’î’si, Şî’a’nın uzun yılardır, Türkiye’de devam ettirdiği, en müessir, propagandası, “İslâm Ağacı’nın iki dalından birisi, Sünnî’lik, diğeri, Şî’î’lik!..” Aslında bunu söyleyenler, şî’î İmam’lar, molla’lar ahund’lar değil, miğedeleriyle, İran’a bağlı, satılmış, sözde Türk din adamı, yazar- çizer takımı. Son zamanlarda, İran dînî Lideri Hamaneyn’in attı bir işaret fişeğiyle, Sosyal madde’de tedavüle sokulan,” Asıl mücadele, Hüseyin’in yanında olanlarla, Yezid’in yanında olanlar arasında cereyan ettiği, bugüne kadar olduğu gibi, kıyamete kadar da devam edeceği,” iddiasıdır.

İran Molla’lık Rejmi, Sasânî, Zerdüşt, Hazreti Ali Kerreme’llâhu Vechehû Efendimizin halifeliği döneminde, hâşâ! Peygamber olduğunu iddia eden, tarihin en yalancı insanlarından, yahûdî, Abdullah İbn-i Sebe’e adındaki bir yahûdî tarafından dizayn edilmiş beşerî bir sistem’dir, asla, İlâhî Kitâbî bir din değildir. Yavuz Selim Han, Şah İsmail arasındaki muharebe ve mücadele de dahil olmak üzere, tarih boyunca İran ile diğer İslâm ümmetleri arasındaki mücadele, bir mezheb mücadele ve muharebesi değil, Sasânî, Zerdüşt, Abdullah İbn-i Sebe’e ‘in dizayn ettiği beşerî sistemiyle müslümanlar arasında geçmiş, mücadele ve muharebelerdir.

Şî’a’ nın en büyük hususiyyeti “Takiyye’dir,” Takiyye, bile bile, gerçeği saptırma, yalanı bile bile, gerçek gibi söylemektir. Sasânî, Zerdüşt, Abdullah İbn-i Sebe’e dizaynı, Kur’ân’la, Peygamber’le hadis’le, uzaktan yakından alaka ve münasebet bulunmayan, “ Molla’lar,” Rejimi’nin en büyük takiyyesi, “ Ehl-ibeyt İstismarıdır,” Ehl-i beyt sevgisi, asla herhangi bir fırka’nın hele hela, Fırak-ı dâlle’nin en şen’î’sini inhisarında olmaz- olamaz.” İşte Allah’ın iman eden ve iyi işler yapan kullarına müjdelediği ni’met budur. De ki: “ Ben buna karşılık sizden akrabalık sevgisinden başka bir ücret istemiyorum. Kim bir iyilik işlerse onun sevabını fazlasıyla veririz. Şüphesiz Allah bağışlayan şükrün karşılığı verendir. “ (Şûra/42/23) (âyette geçen akrabalık sevgisi, “Sizden akrabamı sevmenizi istiyorum,” veya, “ Akranız olarak beni sevip desteklemenizi istiyorum,” şeklinde tefsir edilmiştir, Müfessir’ler bu âyeti Kerime’nin uzun tefsirinde, Peygamber’imizin yakınlarını ve ehl-i beytini sevmenin bütün Müslümanlara farz olduğu, hususunda ittifak etmişlerdir.

Ey Şî’a, “ Molla’lar Rejmi! Siz kim oluyorsunuz da “ Ehl-i beyt Sevgisini,” kendi inhisarına alıyor, diğer bütün müslümanları hâşâ! “ Ehl-i Beyt,” düşmanı ilân ediyorsunuz?!... Hem sonra, Peygamber’imizin yakınları, Ehl-i Beyt bir bütündür; Peygamber’imizin en yakınlarından olan, “ Ehl-i Beyt”’in en önemli Unsuru, iffet ve namusu Kur’ân-ı Kerim’de bizzat Allah tarafından te’yid edilmiş, bütün mü’minlerin annesi, Aişe-i Mutahhare’ye en şen’î yalan, iftira ve Buhtan-u Azîm’i yâvele’yeceksiniz, sonra da, “ Ehl-i Beyt,” sevgisinden bahsedeceksiniz, ne yaman takiyye?!...

Kur’ân’da ve Hadis’te, iman esesları arasında “ İmamet,” var mıdır? “İlmü’l-evvelîn ve’l-ahirîn,” e vakıf, yani, dünya’nın yaratılışından kıyamete kadar olan ve olacakları bilen, ma’sûm, asla, günah işlemeyen imamet nereden çıktı? “ Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar( dirsekler dahil) ellerinizi, başlarınızı meshedip, topuklarınıza kadar, (topuklar dahil) ayaklarınızı yıkayınız,” (Mâide/5/6) Ayakların yıkanması esastır, mesh’e ruhsat deriden yapılmış mesh, kendi kendine durabilen keçeden ve başka maddeler ma’mûl, su geçirmez kalın çoraplar üzerine ruhsattır. Peygamberimizin ve ashabının uygulaması da budur. Dolayısiyle Şî’a’nın çıplak ayakla üzere mesh uygulamasının İslâm dininde yâri yoktur. İslâm’da Müt’a Nikah’ı( zamana bağlı, bir gecelik nikah’) da yoktur. Mola’lar Rejimi, “ Müt’a ile fuhşu meşrulaştırmışlardır. Hazindir ki, bu sebeble İran’da dünya’ya gelen çocukları çoğunun babaları belli değildir.