HİLÂFET VE HULEFÂ-İ RÂŞİDÎN!...
Yüce İslâm Dini’nin ikâmesi ümmtin tamamının tâbi olduğu, Peygamberimizden sonra ona Niyâbette bulunmak üzere, hilâfet ve niyâbet sabittir. Efdaliyyet tertibi üzere, Peygamberimizden sonra, hilâfet Makamı’na, sırasıyla, Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Alî Ashab-ı Güzîn’in icma’ı ve ittifakıyla seçilmişlerdir.
Râfizî’ler, (ilk’leri Aleviyye,), günümüzde, Sâsânî, İran- Molla’lar rejimi, “Hilâfet, Kureyş kabilesine aid’dir; Peygamber’den sonra ilk Halife Hazreti Alî olmalıydı, sonraki halife’ler de Kureyş’den, Hazreti Alî’nin neslinden gelenler olmalıydılar,” diyorlar.
Yakın bir müddet evvel, İran, sözde dînî Lideri, Başmolla, Hameney, “Hilâfet, Kureyş’in, dolaysiyle, Hazreti Alî’nin hakkı olduğu halde, diğer halife’ler, hilafeti gasb’etmiş, isyana, hâşâ! Küfre düşmüşlerdir, bütün ehl-i Sünnet dünyası da aynı durumdadırlar,” hezeyanını savurmuştur. Her mes’ele’de olduğu gibi, Şîa, hilâfet mes’ele’sinde de tam bir takiyye içerisindedir.
İlk Alevî’ler ve Rafizi’ler, “Aslında risâlet, (Peygamber’lik Allah tarafından Hazreti Alî’ye indirilmiş, hâşâ! Cebrail hata ederek, Muhammed’e vermiştir. Bu garabet ötesi saçmalığa ve dalâlete, ehl-i Sünnet kısaca şöyle cevap vermiştir: -“Muhammed Allah’ın Resûlüdür. Beraberinde bulunanlar da kâfir’lere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler.” (Fetih/49/29)”
“Muhammed sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat, o, Allah’ın Resûlü ve Peygamber’lerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.” ( Ahzâb/33/40)…
Şî’a’ya göre, Risâlet (Peygamber’lik) bitmemiş, 12 imamla devam etmiş, Gaybûbet-i Kübra’da kayb’olan 12. ve son imam, İmam-ı Muhammed’i Ma’sum adına imamet makamında bulunanlar da, ma’sûm, İlmü’l-Evvelîn ve’l-âhirîn’ e vâkıf, ya’nî Peygamber’dirler…
Peygamber’imizin ruhu Refîk-ı âlâ’ya yükseldiği, ebediyyete intikâl buyurduğu gün, definden evvel, bütün Sahâbe, Benî Sâide’nin Sakîfi’nde toplandılar. Ensâr’dan olanlar, Mühâcirîn’den olanlara, “Sizden bir emîr, bizden bir emîr, seçelim,” dediler. Bunun üzerine Hazreti Ebû Bekr es-Sıddîk radiya’llâhu anh: Her kabileden veya herbir topluluktan bir emîr seçimi, Cahiliye dönemi adetidir, o halde bizden emirler, sizden vezirler seçilsin! Buyurdu. Bunun üzerine, bir müddet devam eden münâza’a ve müşâvere’den sonra, Hazreti Ebû Bekr’in hilafeti üzerine ittifak ettiler ve bütün Sahabe’nin oybirliği ile Haz. Ebû Bekr ilk Halife olarak seçildi. Bu seçime sadece, bir kişi, Sa’d İbn-i Ubâde muhalif kalmış, kısa bir müddet sonra Medine’den çıkarak, Şam’a cihetine gitmiş burada Havrâne’de ikâmetle, hicretin 14. veya 16 senesinde vefat etmiştir. Akabe Bî’atında delege olarak bulunmuş, Peygamber’imizle birlikte bütün gazâ’larda hazır bulunmuş, Mekke’nin fethi sırasında Fetih ordusunda Ensâr’ın alemdar’lığını yapmış, bu Sahâbî, Medine’ye dönmemişti.
Hazreti Ebû Bekr’in hilâfeti, 2 yıl, 3 ay ve 10 gün devam etmiştir. Kendisi, Peygamber’imizden iki yaş küçüktü ve Peygamberimizin irtihalinden iki sene sonra vefat etmiştir. Fazilet tertibi üzere, kendisinden sonra yine bütün Ashab-ı Güzîn’in icmâ’-ı ve ittifakıyla, Hazreti Ömer el- Fâruk İbnü’l- Hattâb Halife seçilmiştir. Hazreti Ömer radiya’llâhu anh Efendimizin hilafeti, on yıl, altı ay, yedi gün sürmüştü. Hazreti Ömer’in hilâfeti zamanında Yüce İslâm Dini, yeryüzüne yayıldı, Mısır, Yemen, Medâin, Necd- İran- Irak, Şam ve Kudüs bu dönemde feth’edildi.
HAZRETİ ÖMER (r.a.)’IN ŞEHİD EDİLMESİ:
Şöyle ki, rivâyet’lere göre, ka’bu’l-Ahbar Hazret’leri, bir gün Hazreti Ömer’e şöyle dedi: - Ey Ömer! Ben Tevrat’da okudum. Seninden ömründen üç gün kalmıştır. Hazreti Ömer (r.a.) o anda vücdunda bir hastalık olmadığı için, kendisine ölümün ani olarak geleceğini anladı, ve:- Cenab-ı Allah’ın kaza ve kaderine râzıyım,” buyurdu. O gün, Muğire bir Şube’nin veyahut, Halid bin Velîd’in kölesi olan Ebû lü’lü ismindeki yahudî Hazreti Ömer’in huzuruna gelip efendi’sinin kendisinden haddinden fazla para istediğini şikayet etti. Hazreti Ömer: - Ne kadar istiyor?” diye sordu. Ebû Lü’lü: Her gün için iki dirhem istiyor, dedi. Hazreti Ömer:- Sana’at’lardan hangisini biliyorsun? Diye sordu. Ebû Lü’lü: - Bir-kaç san’at biliyorum, dedi. Hazreti Ömer:- Bu kadar sana’tın varken, efendine verdiğin bu para çok değildir, işittimki, sen yel değirmeni yapıyomuşsun. Bir de benim için yap,” buyurdu. Ebû Lü’lü:- Senin için öyle bir değirmen yapacağım ki, şank’ta ve garb’da onu duymayan ve ondan bahsetmeyen kalmayacaktır,” dedi.
Hazreti Ömer, meclisinde bulunanlara: - “Beni öldürmeyi kasd’ediyor”, buyurdu. Yanında bulunanlar: - “Ey Mü’minlerin Emiri! Onun ortadan kaldırılmasını emir buyur”, dediler. Hazreti Ömer(r.a): - “Kendisi öldürmeden önce kısas olmaz,” buyurdu.