Aslında kimse bir günde değişmez.
Sadece bir gün, her şey aynı anda gün yüzüne çıkar.
Biz değişimin bir anda olduğunu sanırız; oysa o an, uzun zamandır biriken sessiz çığlıkların, gizli kırılmaların ve fark edilmeyen uzaklaşmaların sonucudur. Bir insanın sesi bir günde donuklaşmaz, bakışları bir gecede yabancılaşmaz ve kalbi bir sabah ansızın başka bir iklime göç etmez. Sadece biz, o yavaş ilerleyen süreci görmeyi reddetmişizdir.
Peki, bir insan neden değişir? Hemen söylüyorum; çünkü etkilenir.
Bazen bir annenin tek bir cümlesi, bazen bir arkadaşın sinsi yönlendirmesi, bazen de insanın kendi içindeki o karanlık korkular… Zayıf karakterler, güçlü etkilerle şekillenir. Kendi merkezini bulamamış olanlar, sonunda başkasının fikrine dönüşürler.
En acısı da şudur:
Size yıllarca “Ben böyleyim” diyen birinin, aslında hiçbir zaman “kendisi” olmamış olmasıdır.
Bir bakarsınız; sizi her şeyden çok seven o insan, artık dilinizi anlamıyordur. Sizi her tehlikeye karşı koruyan el, artık sizi suçlayan bir oka dönüşmüştür. “Asla yapmam” diyenlerin, kendi sözlerinin altında kaldığını görürsünüz.
İşte o an kendinize sorarsınız: “Bu insan ne zaman böyle oldu?”
Cevap oldukça basittir aslında. O, zaten böyleydi. Sadece siz, onun hangi yönden kırılacağını bilmiyordunuz. İnsan, karakterinin en zayıf olduğu yerden değişir. Kimisi korkudan, kimisi çıkarından, kimisi de bir başkasının gölgesinde yaşamaya alıştığı için köklerinden vazgeçer.
Güçlü insanların değişimi kolay değildir; çünkü onların bir duruşu, sarsılmaz bir “ben buyum”u vardır. Ama zayıf karakterler, rüzgârın yönüne göre şekil alan bulutlara benzer. Bir gün gelir ve sizin tanıdığınızı sandığınız o suret, yerini bambaşka birine bırakır.
Aslında değişen sadece o değildir; asıl değişen sizin ona olan sarsılmaz inancınızdır.
İnsanların değişimine en çok, kalbiyle yaşayan iyi insanlar şaşırır. Çünkü onlar, kendi içlerindeki o sabitliği herkeste ararlar. Kendileri gibi kalıcı olmayanı, kendileri gibi sadık zannederler.
Oysa herkes sizin gibi değil. Bazen en büyük hayal kırıklığı, birinin değişmiş olması değil; sizin, onun hiç değişmeyeceğine dair kurduğunuz o devasa hayaldir.