Dünya eski dünya mı? Bildiğimiz dünya değil, o bir gerçek. Kendi halimizde zamanın içinde alıp giderken bir anda uyandık ve etrafımıza baktık. Bir de ne görelim, her yerde bir vahşet her yerde bir kıyım.
Ne kadar savunmasızız onu da gördük. Evlerimizde otururken bile siber saldırılara uğrama ya da herhangi bir salgınla mücadele etme ihtimalimiz var.
Biz dünyayı kendimiz, eşrafımız sanarken halbuki ne kalabalık bir dünya olduğunu unutmuşuz. Diğer insanların neler yaptığı, ne gibi kötülüklerle karşılaştığı ve hatta şeytanlıkların konuşulduğu tuhaf bir dünya olmadı mı burası? Gidecek başka bir yerimiz de yok üstüne üstlük.
Gizlilikler, iğrenç ritüeller derken; aklımızın ve havsalamızın almayacağı o kadar çok şeyi duymaya maruz kaldık ki. Ve sonunda da burası da dünya işte diyerek geçemeyeceğimiz hale geldik. Sonra fark ettik ki olan hep en masuma en günahsıza oluyor. Hangi dirayet tutabilir aklımızı yerinde ya da hangi inanç soğutabilir kalbimizi? Dünyanın çivisi çıkmış demek bile az geliyor.
Pamuklara sarılı dünyadan bir haber yaşayıp gidiyorduk... En büyük derdimiz birinin bizimle kaş kaldırarak konuşmasıydı. Şimdi derdimiz dünya kadar oldu.
Sahi biz neyi koruyacağız? Elimizde ne kaldı savunacak da bu dünyaya nasıl karşı geleceğiz? Değer verdiğimiz, kutsal saydığımız ve savunmasız dediğimiz ne varsa talan edilmiş zaten.
Yaşamanın bizi yorduğu, bünyemizin kaldıramadığı ve hala bir kâbusun içindeymişiz de uyanamıyormuşuz gibi olduğumuz bir dönem bu. Düz dünyacıların, savaşı çıkaranların bile daha masum kaldığı zaman içindeyiz.
Evrende yalnız değilsek, dünyaya denk gelişimiz de bizim basiretsizliğimiz. Ne bilelim işte, teknolojisi çok gelişmiş ve yaşam formlarını araştıran uzaylılar da olabilirdik ama insan olmanız hak görülmüş. En azından insanlıktan çıkmayanlar kısmında olmak da bir şey desek de strese ve kötülüklere maruz kalan tarafta olmak da zulüm görmek de kötü.
Güçlünün ve kötünün kendine her şeyi hak gördüğü ama iyinin ve mazlumun da ezildiği bir dünya değildi hayalimiz. En fazla yazları kurak, kışları yağışlı olan iklim koşullarına direnecektik.
Biraz insan kalıp gidecektik. Herkesin bir misyonu var mı bilmem ama o her neyse onu tamamlayıp ebediyete intikal edecektik en fazla. Vicdanlara seslenmek ve hakkı aramak yoktu hesapta. Üç maymunu bile oynamaya geciktiğimiz bir küredeyiz.
Bu dünya bizim dünya mı?