Bazı insanlar vardır; yanınızdan geçerken gülümserler, halinizi hatırınızı sorarlar, kahvelerini yudumlar, fotoğraf paylaşırlar, işe giderler, çocuklarını okula bırakırlar… Hayatın içinde gayet “normal” görünürler. Oysa kimsenin bilmediği bir şey taşırlar içlerinde.
Bir cenaze.
Bazen çocukluklarını defnetmişlerdir.
Bir daha asla dönmeyecek o saf, korkusuz, koşarak gülen çocukluklarına…
Bazen bir aşkı gömmüşlerdir.
Ölmemiştir belki o aşk; sadece karşılığı olmayan bir yerde nefessiz kalmıştır.
Bazen bir anne sözünü, bir baba suskunluğunu, bir kardeş kırgınlığını, bir dost ihanetini…
Bazen de hayallerini toprağa vermişlerdir. İnsan en çok kaybettiklerine değil, içinde yaşatmak zorunda kaldıklarına yorulur. Çünkü bazı acılar mezarlığa bırakılmaz. Onlar insanın kalbine gömülür ve bu acıların tabutunu gönül denen coğrafyada, bilindik topraklarda bir bilinmezliğe defnetmek başka bir ağırlıklı sanrı…
Ve kalp, sanıldığı kadar geniş değildir.
Bir süre sonra o gömülen şeyler konuşmaya başlar. Gece herkes uyuduğunda, bir şarkının ortasında, boş bir odada, eski bir kokuda, ansızın çalan bir telefonda… İnsan bazen neden ağladığını bile bilmez. Çünkü ağladığı şey bugünün acısı değildir. Yıllar önce içine gömdüğü bir vedanın, üstünü kapattığını sandığı bir yaranın sesidir.
Hayat bizden güçlü olmamızı ister.
“Geçer.” derler.
“Zamana bırak.” derler.
“Takma kafana.” derler.
Oysa bazı şeyler geçmez. Sadece insan onları taşımanın yolunu öğrenir.
Bazı insanlar, acılarını öyle ustalıkla saklar ki; çevresindekiler onları güçlü sanır. Oysa güçlü görünen herkes güçlü değildir. Bazıları sadece yıkılacak bir omuz bulamadığı için dimdik duruyordur.
Kim bilir…
Belki de karşınızda sessizce oturan o kişi, yıllardır kendi içindeki cenazenin başında nöbet tutuyordur. Bu yüzden insanlara biraz daha nazik davranmak gerek. Her tebessümün arkasında bir kırık, her suskunluğun içinde bir çığlık, her “iyiyim” cümlesinin altında görülmek isteyen bir yara olabilir. Kimse kimsenin kalbinde neyi defnettiğini bilemez. Bazı insanlar mezarlığa gitmez.
Çünkü mezarlık zaten içlerindedir. Ve bazı vedalar, toprağa değil; insanın ruhuna gömülür.
Bir sonraki yazıda buluşmak dileğiyle, sevgilerimle hoşçakalın…