Kış sert geldi. Hava soğuk.
Ama ekranlar hiç olmadığı kadar sıcak.
Bir tartışma bitmeden yenisi başlıyor.
Bir öfke dinmeden başka bir öfke kabarıyor.
Her gün yeni bir gündem,
her saat yeni bir yargı. İnsan yoruluyor.
Ramazan yaklaşıyor.
Takvimler henüz hilali göstermedi ama
kalplerin takvimi çoktan alarm veriyor.
Çünkü Ramazan yalnızca aç kalmak değildir. Açlığı fark etmektir.
Bugün en büyük açlık midede değil.
Zihinde.
Vicdanda.
Merhamette.
Sokrates sorular sordu diye zehirlendi. Bugün kimse baldıran içmiyor belki ama soru soran hâlâ rahat değil. Çünkü soru, insanı kendisiyle yüzleştirir. Ve insan en çok kendinden kaçar. Kışın en tehlikeli tarafı soğuk değildir. Alışmaktır.
Yoksulluğa alışmak.
Haksızlığa alışmak.
Bağırarak konuşmaya alışmak.
Hakikati aceleye kurban etmeye alışmak.
Tasavvuf, alışkanlığı kırmak için vardır.
“Dur” der.
“Yavaşla.”
“Önce içine bak.”
Ramazan da böyledir. Seni dünyadan koparmak için değil, dünyaya başka bir gözle bakman için gelir. Oruç, yalnızca yemekten vazgeçmek değildir. Hüküm vermekten de vazgeçmektir. Yargıyı askıya almak, dili terbiye etmek, öfkeden bir adım geri çekilmektir. Bugün en çok ihtiyacımız olan şey belki de bu: Yan bakabilmek.
Bir habere, bir insana, bir olaya… Hemen değil, biraz öteden bakabilmek.
Çünkü bazı hakikatler doğrudan bakınca kaçar.
Utangaçtır. Sessizliği sever.
Gürültü çağında yaşıyoruz. Ama Ramazan fısıltı ayıdır. Kalabalık sofralar kurulacak. Fotoğraflar paylaşılacak. Mesajlar yazılacak.
Ama asıl soru şu: Kalbimiz de kurulacak mı?Yoksa sadece masalar mı donatılacak? Kış, insana iki şey öğretir: Sabır ve bekleyiş. Toprak sabreder. Ağaç sabreder. İnsan da sabredebilir. Belki de bu Ramazan, en çok susmayı öğrenme ayı olmalı. Herkes konuşurken susabilmek.
Herkes yargılarken anlayabilmek.
Herkes hızlanırken yavaşlayabilmek. Çünkü hakikat bağırmaz. Hakikat acele etmez. Hakikat kapıyı çalar. Açarsan içeri girer. Açmazsan bir sonraki Ramazan’ı bekler.
Kış geçer. Yaz gelir. Gündem değişir. Ama insan değişmezse takvim yaprakları sadece kâğıttır. Ramazan yaklaşırken belki de en doğru dua şu: “Allah’ım, midemi değil, kalbimi terbiye et. Beni açlıkla değil, idrakle doyur. Sözümü azalt, vicdanımı artır.” Çünkü en büyük oruç ekmeğe değil, egoya tutulandır.
Haftaya görüşmek dileğiyle hoşçakalın. Soğukta ısınanlara, sıcakta unutmayanlara…