Bir makine gördüm bugün.

Sessizdi. Ama içinde yılların gürültüsü vardı.

Kolu çevrilen eski bir hesap makinesi…

Ne ekranı var, ne ışığı.

Ne de “geri al” tuşu.

Hata yaparsan, geri dönüş yok.

Bir daha çevirmen gerekir kolu.

Bir daha…

Bir daha…

Ve bir an durdum tefekkür ettim…

Bizim hayatımız da böyle değil mi?

Eskiden hesaplar ağırdı.

Bir sayıyı toplamak için bile emek gerekirdi.

Sabır gerekirdi.

Dikkat gerekirdi.

Şimdi?

Bir tuşa basıyoruz. Hesap bitiyor.

Ama anlam eksiliyor. O eski makineyi elime aldım. Makinenin üzerinde iki şey yazıyordu:

“İsveç üretimi”

“Türk montajı”

Bir an durdum ve tefekküre daldım…

Hayat da böyleydi aslında. Kader bir yerlerde yazılıyor, ama biz başka bir yerde kuruluyoruz.

Bir parçamız başka coğrafyalardan geliyor, bir parçamız yaşadığımız yerin izini taşıyor. Ve sonunda… Ortaya biz çıkıyoruz. Ama asıl mesele şu:

O makinede hata yaptığında, geri alma şansın yok. Bugün ise insanlar hatalarını “silinebilir” sanıyor.

Sözler silinmiyor.

Kalpler silinmiyor.

Kırıklar silinmiyor.

Artık her şey kolay. Hesaplar saniyede. Kararlar bir tıkla.

İnsanlar… bir mesajla siliniyor.

Ama kimse şunu söylemiyor:

Kolay olan şeyler

her zaman doğru olmuyor.

Bir kalp kırıyorsun.

“Pardon” diyorsun.

Ama o kalbin içindeki çizik

silinmiyor.

O eski makine bana şunu öğretti:

Hayat hızlı olunca

değerli olmuyor. Aksine…

yavaş olan, emek isteyen,

zor olan kıymetli oluyor. Belki de bu yüzden eskiler daha derindi.

Çünkü onlar hesap yaparken bile

hayatı hissediyordu. Şimdi biz…

çok hızlıyız.

Ama neyi kaçırdığımızı bilmiyoruz.

Bir kol çevriliyor içimizde her gün.

Bir karar, bir söz, bir adım…

Ve biz fark etmeden

hayatın toplamını büyütüyoruz.

Ama unutuyoruz:

Her hesap, bir gün sorulur. Ve belki de bu yüzden… en doğru hesap,

kalple yapılan hesaptır.

Bir insanı harcıyorsun.

“Yanlış anlaşıldım” diyorsun.

Ama gerçek…

çoktan olmuş oluyor. Eskiden insanlar yavaştı. Çünkü düşünürlerdi. Şimdi insanlar hızlı.

Çünkü düşünmüyorlar.

Bugün herkes hesap yapıyor.

Kim kimi kullanır?

Kimden ne çıkar?

Kim daha çok kazanır?

Ama kimse şu hesabı yapmıyor:

“Ben ne kaybediyorum?” Çünkü bazı kayıplar… parayla ölçülmez.

Vicdanla ölçülür.

Ve en acı olan şu:

İnsanlar artık doğruyu bulmak için değil,

haklı çıkmak için yaşıyor. Ama bir gün…

Herkes duracak. Herkes susacak.

Ve o gün… hiçbir hesap makinesi işe yaramayacak.

Çünkü o gün sorulacak soru şu olacak:

Sen doğru mu yaşadın,

yoksa sadece hesap mı yaptın?

Ve cevabı…

Hiçbir tuş veremeyecek. Sadece vicdanın konuşacak.

Uzun zamandır bir takım özel sebeplerden dolayı paylaşım yapamıyordum…

Ama gördüm ki, susmak da biriktiriyor insanı.

Mesajlarınız, ilginiz ve kıymetli dönüşleriniz beni derinden etkiledi.

Bundan sonra her hafta yeniden buluşmak dileğiyle…

Sevgilerimle.