Bir insanın eğitimini sadece diplomasından anlayabilir misiniz? Peki ya mesleğini yahut ünvanını? Ancak konuşmasından onunla ilgili çok şeyi anlayabilirsiniz.Çünkü insan, konuşurken sadece söylemek istediklerini değil kendini de anlatır. Düşünce, öfke, güven ve birçok duygu dilde kendini gösterir. Bu nedenle, Türkçe’yi güzel konuşmak sadece bir dil meselesi değil aynı zamanda bir ilişki kurma biçimidir.

Okulda öğretilen dilbilgisi kuralları, yetişkinlikte toplumsal kurallarla bir araya geldiğinde kişilerarası iletişimi kuvvetlendirir. Doğru kelimeyi seçmekten ibaret olmayan iletişim, doğru sözü doğru zamanda söyleyebilmektir aynı zamanda. Kısa bir “Yok bir şey!” cümlesi dahi kimi zaman yeni bir iletişimin kapısını açarken kimi zaman bir bağı koparabilir.

Sosyal psikolog H. Giles ve arkadaşları tarafından 1970’lerde iletişim alanında yapılan çalışmalar; insanların, konuşurken karşılarındaki kişinin diline, konuşma tarzına ve kimi iletişim özelliklerine uyum sağlayabildiğini göstermiştir. Bu durum, iletişimi oluşturan tüm unsurların ilişki kurma biçimini etkilediğini de gösteriyor.

BİR KELİME BİR İZ

Buradan yola çıkarak karşımızdaki insanla aramızdaki mesafeyi sadece fiziksel uzaklığın değil kelimelerin de belirlediğini söyleyebiliriz. Bunu günlük yaşamda çok net görmek mümkün. Yanında rahat hissettiğiniz ve rahat konuştuğunuz insanlar vardır. Onlarla çok konuşmak da, sessizlik de, yanlış anlaşılmak da sorun olmaz. Bunun yanında kendinizi iyi hissetmediğiniz ve konuşsanız da sussanız da rahat olamadığınız insanlar da vardır. Onlarla konuşacak küçücük bir alan dahi hissetmezsiniz.

Günümüzde dil konusunda birçok problemimiz var. Düşünmeden, hızlı, özensiz konuşuyor; anlamadan öfkeleniyor, sabredemiyor, yargılıyoruz. Sanki düşünmek için kendimize zaman ayırsak zaman kaybedecekmişiz gibi hissediyoruz. Oysa açık, anlaşılır ve dilin hakkını vererek konuşmak iyi iletişimlere açılan en önemli kapıdır. Unutmayın: Kelimeler havada salınır gider ancak bıraktıkları iz her zaman kalır.