MEŞHÛR, MÜFESSİR, MUHADDİS VE FAKÎH TÜRK’LER!...
ÖMER BİN MUHAMMED EN-NESEFÎ: Ebû Hafs Necmü’d-dîn Ömer bin Muhammed bin Ahmed, Mâverâü’n- nehir’de yetişen Türk âlim’leri arasında pek parlak bir nâsiye’ye mâlik, çok faziletli bir Zât’dır; ( H.461) târihinde Nesef’de doğmuş,(H.537) târihinde Semerkant’de vefat etmiştir. Rahmetü’llâhi aleyh...
Ömer en-Nesefî, tefsir, hadis, kelâm, fıkıh, usûl-i fıkıh, belâgat târih ilimlerinde büyük bir ihtisas sahibi idi. Hanefî fakîh’lerind olan bu Mübârek zât, fıkıh ilmini Sadrü’l-İslâm, Ebü’l-Yüsr Muhammed el- Pezdevî’den, diğer ilimleri de pekçok büyük âlim’lerden ahz’etmiştir.
Mâ’lumâtının genişliğinden ve ilminin here tarafa yayılmasından dolayı kendisine (Müftî’is- sakaleyn) unvânı verilmiştir. Zekâsının parlaklığı, ahlâkının metânet ve safveti ile temâyüz etmiş yüze yakın kitap te’lif eylemiştir. Tefsire dair yazmış olduğu kıymetli eseri’nin mukaddimesinde usûl-i tefsire ait çok faydalı bir mâ’lûmat vardır. Âyet-i Celileleri geniş bir surette izah etmiştir.
Bu Muhterem âlim, Mekke-i Mükerreme’de iken, Zemahşerî’yi ziyarete gitmiş, o koca allâme’nin kapısını çalınca aralarında kapı arkasından bir latîfe olmak üzere şöyle bir muhâvere cereyan etmiş olduğu rivâyet edilmiştir:
Zemahşerî :
_ Kim o? Nesefî
_ ömer; Zemahşerî:
_ Munsarıf ol, ya’nî Çekil git, Nesefî:
_ Efendim! Ömer munsarıf olmaz. Zemahşerî:
_ Nekre olunca munsarıf olur.
TE’LİF ETTİĞİ ESERLERİNDEN BA’ZILARI: Et-Teysîr, fi’t-tefsir, dört ciltten müteşekkildir. El- Ekmelü’l-etval, tefsire dairdir. El- Menzûme, fıkha, hadise dairdir. Fıkha dair, manzum olarak yazılan ilk eserdir. Kaydu’l-Evâid, fıkha dair, bin manzumedir. Tılbetü’l- Talebe, fıkıh ıstılahatını ihtiva eder. El-Eşâr bi’lmuhtâr mine’l-Eşâr, yirmi cilt’dir. Kitabü’l-Kand fî Ulemâ-i Semerkand, İslâm muhîti’nin yalnız bir köşesinde yetişmiş olan binlerce yüksek âlim’lerin hazîn hatırasını ihya etmektedir. Târihi Buhârî ve sâire...
Allâme-i Teftezânî tarafından şerh edilmiş olan “ El- Akâidü’n- Nefesiyye,” adındaki meşhur metin bu zâta nisbet ediliyor, fakat Zürkânî’nin ifadesine nazaran bu zât’ın eseri değildir. Belki, Muhammed Ebü’l-Fadl Burhânü’d-dîn
En- Nesefî’nin eseridir.İhtimaldir ki, isim benzerliği!...
Me’hazlar: El-Fevâidü’l-Behiyye, Keşfü’z-zünûn, El- Âlem....
ALLÂME TEFTEZÂNÎ: Sa’dü’d-Dîn TeftezânÎ, Şark’ta ilm-ü irfanı yeni baştan ihya’ya çalışan Büyük Türk âlimidir; Sa’dü’d-Din Mes’ud biun Ömer bin Abdullah el- Herevî el- Horasânî, Şank’ın pek büyük bir âlimidir. ( 727) veya ( 712) târihinde Hoasan’da Nesâ civarında büyük bir karye olan “ Teftezân” da doğmuş, ( 792) veya (793) târihinde Semerkand’da vefat edip na’aşı Serehs’e nakledilmiştir. Vefatına Seyyid-i Şerif “ Tayyebe’llâhu Serâhü” cümlesiyle târih düşmüştür ki, 793 târihini gösterir.Yukarıdaki terkibin Arapça harflerinin Ebced hisabıyla top değeri 793 rakamını gösterir.
Bir aralık Mogl ist’lâ ve fâcia’larıyla Şark’da İslâm Medeniyyeti tevekkufa( durgunluğa) uğramış, âlimler kalmamış İslâmî ilim müesseseleri, medreseler yok edilmişti. İşte böyle bir zamanda Teftezânî yetişti. Şark ufuklarını yeniden ilim ve ma’rifet nurlarıyla aydınlatmaya çalıştı. Kutbü’d-Dîn-i Râzî ile Abudü’d-Din el- İcî’ den ilim ahzetmiş kendisi de yüzlerce tilmiz yetiştirmiştir. Serahs’ de ikamet ederdi, bir aralık Timur ile beraber seferlerde bulunmuş, nihayet Timur tarafından Semerkand’a gönderilmiştir.
Teftezânî’nin te’lifi eserler, binlerce ilim ve kemal müştakı tarafından mütemadiyen istinsah edilerek Cihanın dörtbir tarafına neşr’edildi. Bu suretle İslâm âlimleri iki devre’ye ayrılmıştır. Teftezânî’ den evvelki âlimlere “mütekaddimîn,” ondan sonraki âlimler de ”müteahhirîn,” nâmı verilir.
Teftezânî, BİR ARALIK DA Osmanlı Türkiye’sini ziyaret etmiş, Osmanlı Ulemasıyla görüşmüş, aralarında mübâhase’ler vuku’a gelmiş o târihten kitapları Türkiye’deki Osmanlı medrese’lerinde, okunmaya, okutulmaya başlanmıştır. Ömerü’n-Nsefî’nin “ Metn-i Alaka”sı üzerine yaptığı,şerh, “Şerh-i Akâid,” bu eserlerin en meşhurudur.
Deniliyor ki : Teftezânî, zamanı’nın en güzidesi. Mahâsininden idi. Gözler onun bir mislini â’lem ve a’yâ arasında görmüş değildir. O ale’lıtlak bir üstaz idi. Bi’littifak halk arasında parmakla gösterilen birisiydi. Eserleri yer yüzüne dağıld. Hatta Seyyid-i Şerif bile te’lif ve tasnîfe ilk başladığı zamanlarda Teftezânî’nin tedkikat ve tahkikatına dalar ondan istifadeye çalışır, onun yüksek kadrini i’tiraf ederdi. Hayfâ ki, Timur’un meclisinde vuk’u bulan bir münâzara aralarındaki muhabbet ve samimiyyeti ihlâl etmiştir.
Hâsılı, Şark’da riyâset-i ilmiyye Teftezânî’ye müntehî olmuştu. Hele, belâgat ilmindeki ihtisâsı pek mükemmeldir. Parlak şiir’leri de vardır...