Biz'leri tanımayanlara, tanıtmaya devam edeceğiz.
Hicrî, 13. ve 14. , Milâdî, 20. Asır, Süleyman Hilmi Tunahan(k.s.) Efendi Hazret’lerinin ve talebe-müntesipleri’nin asr’ıdır; 03.Mart1924 tarihinde,Medreseler kapatılmış, uzun yıllar din eğitimi tamamen yasaklanmıştı.Yalnız, medreselerin kapatılmasıyla, din eğitiminin bütünüyle yasaklanmasıyla kalınmamıaş,Aziz Milleti’mizin, maddî-ma’nevî, bütün değerleri yok edilmişti. Öylesineki, 1940’lı yıllarda, devrin Matbuat Umum Müdürü,( Basın Yayın Genel Müdürü), İstanbul Valiliğine bir ta’mim göndererek, “ Son zamanlarda, İstanbul’da yayınlanan gazektte ve mecmu’larda, sık sık,” Allah’” tan bahsedildiği,” Allah’ın izniyle, Allah’ın yardımıyla, Allah yardımcımız ,” olsun,gibi,” bundan böyle, aslâ, “ Allah”’tan bahsedilmemesi hususunda gerekli tedbirlerin alınması, emredilmişti.Böylesine bir devirde,Süleyman Efendi Hazret’leri, tek başına,Divânü’s-Salihîn’de kendisine tahmil buyrulan, “Tedris,” vazifesini bütün zor şartlara göğüs gererek, aynı zamanda,tecdid, ihya vazifesini de devr’aldığı,1936 yılından i’tibaren,yerine getirmeye başlamıştı.1924den 1936 yılına kadar bütün şartları zorlayarak,okuttuğu talebe ve müntesipleri, formel bir eğitim alamadıkları için, daha ziyade irfan sahibi oldular. 1939’dan i’tibaren,formel eğitime geçildikten sonra, ilk talebe’sinden, ilk ve tek icazet verdiği, Merhum, Çırpanlı Hoca’mız,( Mustafa Çırpanlı,) dır. Yanlış bir mülahaza ile, Süleyman Efendi’nin Ümmet-i Muhammed’in evlaoına, Kur’ân öğrettiği, Kur’ân okuttuğu ifade ediliyor. Oysaki, Süleyman Efendiu Hazret’lerinin Rahle-i Tedrisinde bulunanların ekserisi, daha önce hıfzını tamamlamış olanlardı.Din eğitimi, Kur’ân okuma- okutma bütünüyle yasak olmasına rağmen,Karadeniz Bölgelerinde, Siirt, Bitlis gibi, kadîm şehirlerimizde, ellerie öpülesi hoca’larımız, Düsce’de, Çankırılı,(Orta)’dan, Hafız Hasan Efendi,İstanbul’da, Nuruosmaniye Cami’i İmamıı, Kurrâ’dan Hafız, Hasan Akkuş ve diğer hoca’larımız, Jandarma zulmü ve baskısına rağmen bütün köylerdeki köy imamlarımız Ümmet-i Muhammed’in evladına Kur’ân okumayı ve zarûrât-ı diniyyelerini öğretiyorlardı. Süleyman Efendi Hazretleri, Karadeniz bölgesinde, Siirt ve Bitlis’te az sayıda hoca’larımız, sarf. nahiv, metinler, fıkıh, usûl-ü fıkıh, hadis, tefsir gibi âlet ve âlî ilimleari tedris ediyorlardı. Süleyman Efendi Hazret’leri,bilâfasıla, 1957 yılına kadar,bütün mihnet ve çilele’ye rağmen, bizzat veye bilvasıta, İslâmî ilim’lerin tedrisine devam etti.1957 yılında,devrin, Cumhurbaşkanı, Celal Bayar, Dahiliye vekili,Namık Gedik,Bayar’ın damadı,devrin Kütahya milletvekili, Ahmed İhsan Gürsoy tarafından İzmir- Menemen, Mustafa Kubilay tertibi benzeri bir tertip ile, Süleyman Efendi Hazret’leri, damadı, Merhum, Kemal Kacar,devrin Kütahya- Altıntaş Müftüsü, Mustafa Özdemir, (Gazioğlu) Meşhur, Demircihoca, Kütahya eşrafından, Merhuim,Hacı Nuri Temizerler,1957 yılının Temmuz- Ağustos aylarında, Kütahya Hapishenesinde, 59 gün, mevkuf kaldılar.Bu çile’ler ve iyice müzminleşen,Diyabet dolaysıyla,Süleyman Efendi Hazretleri, bizzat tedrisata ara vermek durumunda kalmıştı. Mustafa Çırpanlı Hoca’mız, o yıllardra,İzmir Müftü yardımcısıydı.İzmir Müftüsü, yaşı epeyce ilerlemiş ve rahatsız olduğu için, müftü vekili olarak, fi’îlen,İzmir müftülüğünü deruhte ediyordu. 1958 yılında, naklen, Şanlıurfa-Birecik müftülüğüne ta’yin edilmişti.Burada çok kısa bir müddet, müftülük yaptıktan sonra, Süleyman Efendi Hazret’lerinin ta’limatı ile, istifa ederek, İstanbul’a gitti. Çamlıca- Kısıklı’da, Süleyman Efendi Hazret’lerinin, Çamlıca Apartman’ınıan bir dairesine yerleşti. Rami Topçularda, Efendi Hazret’lerinin ilk müntesiplerindean, Merhum,Mehmed Üretmen’in,( Merhum, Prf. Dr. Nevzat Yalçıntaş’ın kâim-i Pederi,)Topçular Cami’i’nin bitişiğinde Tel Çekme ve demir ürünleri fabrikası vardı.Cami ile fabrikanın arasının üstü ve yanları kapatılarak, 150 talebe’nin barınabileceği bir mekan haline getirildi.Böylece, ibate te’min edilmiş oldu.İaşe hususunda, Efendi Hazret’leri,” Mehmed Bey, Fabrikada kaç işçiye yemek veriyorsunuz? “ Efendim, normal zamanlarda 400,Kampanya dönemlerinde en az, 600 kişiye kazan kaynatıyoruz. Mehmed Bey,Aşçıbaşına söyle! Kazanlara iki kova daha su ilave edivöersin, Allah’ın izniyle, bereketlenecek, talebemiz de rahat rahat doyacaktır,”buyurur.Hakîkaten,150 talebe, fabrikada işçiler için hazırlanan yemekten, üç vakit yelmeklerini yediler iaşe ve ibateleri böylece te’min edilmiş oluyordu, burada barınan, takribî, 150 talebe’ye, Çırpanlı Hoca,Tekâmül dersleri okuttu. Burada tekâmülü bitirenlerden ekserisi,Diyanet İşleri Reisliği’nin, açtığı, müftülük- vaizlik imtihanlarını kazanarak,Diyanet İşleri Reisliği’nin bünyesinde vazife alan ikinci kuşağı teşkil eder.Aralarında, Balıkesir Müftü Yardımcılığı ile başlayan, Türkiye’de 20’den fazla ilçe’de müftülük yapan, 16. Dönem, Balıkesir Milletvekili olarak, Parlamento’da bulunan, Hüsnü Yılmaz, Pek çok ilçe’de, müftülük vazifelerinde bulunan, Kemal Er, Kemal Çoşkun, Nazmi Akar,İskilip, İzmir- Karaburun müftüsü, Ziya Hoca,burada, isimlerini saymaya kalksam,Köşe’mizin vüs’atının yetmeyeceği, pek çok ağabey ve kardeşimiz, uzun yıllar, Diyanet İşleri Reisliği bünyesinde, müftü-vaiz, imam-hatip, Kur’ân Kursu muallimi, müezzin kayyım olarak, Ümmet-i Muhammed’e hizmet ettiler. Sünnet’lerin ihyasında, bid’atlerin imhasında, Süleyman Efendi Hazret’lerinin tecdid, ihya ve tedris sistemini ta’kib ile devam ettirdiler…