TORUN’LAR VE AİLE’LER!...
Hazreti Üstazımız, Sahibizaman, Mürşid-i Kâmil ve Mükemmil, Medâr Mürşid ve Müceddid, Süleyman Hilmi Silstrevî, El- mârûf bi’ Tunahanı (k.s.) Efendi Hazret’leri’nin Necib Ailesi:
Süleyman Efendi Hazret’leri, (1304-1888) ‘de Osmanlı’nın gözbebeği Rumeli Eyâletlerinden, kadim bir İslâm Şehri olan, bugün Bulgaristen hududları dahilindeki, Silistre’nin Hezergard Kasabası’nın Ferhatlar Köyünde “Hoca-zâdeler” diye meşhûr, Kaymak Hâfız’ın oğlu, Hocazâde, Osman Efendi’nin dört erkek, (Fehim, Süleyman Hilmi, İbrahim ve Halil) evlâdı’nın ikincisi olarak dünya’ya geldi. İstanbul’a gelmeden önce Hezergard Kasabasında Rüştiye’yi bitirdi. Bir müddet, Babası’nın müderrisleri arasında olduğu. Satırlı Medrese’sinde dinî, İslâmî ilim’leri tahsil etti. İstanbul’a geldiğinden i’tibaren, 1913 yılına kadar, Fatih Cami’i Şerifi Dersiâmlarından Bafralı, Ahmed Hamdi Efendi’nin ders halkasında, âlât ve â’lî Arabiye ilimlerini tamamlayarak, Mücîz olmak üzere, (başkalarına da icazet salahatiyle( Mücâz) icâzet almaya muvaffak olmuştur.Osmanlı Medrese’leri’nin her kademesinde âlât ve â’lâ ilimleri tahsil ve tedris etmiştir. Rüus imtihanlarını kazanmış, İstanbul Rüûsu ta’yin edilmiş, Medrese-i Kuzâd’ı bitirmiş, Adalet Teşkilatının her kademesinde vazife alma salahiyeti elde etmiş Mudreseler kapatıldığında, Süleymaniye Sahn-ı Seman Medresesi Âlî, kısmında Tefsir ve Hadis Profesörü bulunuyordu.
Medrese’ler kapatıldıktan sonra, 1936 yılında Ricâl-i Ma’neviyye tarafından, ihdâ, irşad ve tecdid ile vazifelendirildi. İslâmî ilim’lerin tahsil ve tedrisi tamamen dümûra uğradığı için, kendileri ayrıca “ Tedris,” vazifesiyle de vazifelendirdi. Küfrün, şirkin, zulmün zirve yaptığı bir dönemde, gece-gündüz, demeden,yılmadan osanmadan, tecdide, bid’atleri imhaya, sünnetleri ihyaya gayret etti. Onbinlerce talebe yetiştirdi, bir asra sârî olmak üzere, bu talebe, müftü,vaiz, imam-hatip, müezzen kayyım, Kur’ân Kursu mualimi olarak Diyanet İşleri Reisliği bünyesinde Ümmeti Muhammed’e hizmet ettiler.
Hazreti Üstazımız, dünyevî, Zâhirî, bedenî tasarruflarını tamamlayarak, 16.09.1959 günü ebediyyete intikal ile, ruhânî, bâtınî, üveysî tasarrufa geçmiştir. Üveysî olarak tasarufu bi’temâmihâ ve bi’kemâlİhâ devam etmektedir ve ilâ Mâşâ Allah! devam edecektir.
SÜLEYMAN EFENDİ HAZRET’LERİNİN AİLE HAYATI:
Süleyman Efendi Hazret’leri kendisi gibi necib bir ailei’nin kızı, Hafîze Sultan ile mes’ud bir aile kurdu. Hafîze Sultan (05.05.1321-1905) Ziraatlicedid doğumludur. Varlıklı bir ailenin kızı, Hafîze Sultan Ailesinden miras kalan mal varlığını vakfetmiş, Süleyman Efendi Hazret’lerinin hizmetlerine tahsis etmiştir. İstanbul Kadıköyü’nde bulunan geniş bir arazî içinde bulunan dört katlı köşk 1947 yılında 475. TL. bedel ile satılmış bu meblağın büyük bir bölümü, Merhum Üstad Necip Fazıl Bey’e Büyükdoğu Gazetesini çıkarabilsin, diye verilmiştir.
Bu mes’ud izdivaç’tan, (1339-1923) tarihinde, İstanbul’da büyük Kızı, Hadîce Bedîa doğmuştur. Hadîce Bedîa, babası’nın okutacak talebe bulumadığı yıllarda babasından gece-gündüz tedris ile tekâmül derecesinde ders okutabilecek bir ilmî seviye’ye ulaşmıştı.
Hadîce Bedîa (05.01.1944) tarihinde, Kacarlar Hanedânı’na mensup, devrin, Yün ve Yapağı İhracatcıları Birliği Başkanı, İstanbul Ticaret Odası Başkanı vekili, Halil Kacar’ın, Galatasaray Lisesi me’zunu, oğlu, (1917) doğumlu, Kemal Kacar ile evlendi.Lihikmetin çift’n çocukları olmadı.Hadîce Bedîa Sultan Abla, (04.01.1981) tarihinde vefat etti. Zevci Kemal Kacar (17.06.2000) ‘de vefat etti.
Küçük Kızı, Feriha Ferhan (1931)’de İstanbul’da doğdu. (18.05.1952) tarihinde Seyyid Hüseyin Kamil Denizolgun ile evlendi.Bu evlilikten, Mehmed Beyazıd (1955), Arif Ahmed, (1956) ve Ayşe Gülderen (1958) doğdular. Mehmed Beyazıt evlenmiş,birisi Süleyan Fatih olmak üzere, iki çocuğu vardır. Arif Ahmed hiç evlenmemiş, çocuğu yoktur.Ayşe Gülderen, Ebâen an ceaddin, C.H.P.’li, Of’lu bir ailenin oğulları Sabri Kuriş ile evlendirilmiş ve bu evlilikten iki de çocukları, Ali Erhan Kuriş ve Tuna Kuriş doğmuştur.Ne varki, bu evlilik, kağıt üstünde kalmış, kısa bir müddet sonrası, Ayşe Gülderen baba evine dönmüş, Sabri Kuriş de vefatına kadar kendi hayatını herhangi bir bekâr gibi tek başına ya da başkalarıyla yaşamıştır.
Bunlar birer tesbittir, asla kimseyi üzmek ya da kimsenin ruhunu ta’ciz için yazılmamıştır.
Hazreti Üstazımızın, günün şartları müvacehesinde Nüfus Kütüğüne geçirilmemiş, bir de oğlu vardır; Faruk İsmi verilen bu cennet kuşu yavrusu, henüz.1,5, iki yaş arası, cennete uçmuş, İstanbul Merkez Efendi Kabristanlığı’na defn’edilmiştir. Defin yeri, li’hikmetin kısa zamanda gaybolmuş, bugğün mezar yeri bilinmemektedir. Vârisi olduğu, Sevgili Peygamber’imizin dört oğlu, Kasım, Tayyip Tahir, Abdullah ve İbrahim de küçük yaşlarında cennetea uçmuşlardı. Resûl-i Ekrem Efendimiz, oğlu, Kasım’a izâfeten “ Ebu’l-Kasım,” olarak künyelendiği gibi, Hazreti Üstazımız da Ricâl-i Ma’neviyye nezdinde küçük yaşta cennete uçan oğlu Faruk’a izâfeten, eş-Şeyh, Ebu’l-Faruk Süleyman Hilmi Silistrevî,(K.S.) olarak künyelenmiştir.
Bu Necip Aile’nin öz kızları gibi, hiç bir veçhile onlardan ayırmadıkları, kızları da vardı.Bunlar’dan Kâniye Hanım her bakımdan mükemmeliyyet içerisinde yetiştirilmiş, evlenme yaşına geldiğinde, çehizleri eksiksiz düzülmüş, Hazreti Üstazımızın ilk talebesinden,” Sık sık, Hafız Hüseyin,” diye iltifat buyurduğu Hüseyin Kaplan ile evlendirilmiş, her ikisi de huzurlu, müreffah bir ömür sürmüş ebediyyete intikal etmişlerdir. Çocukları, torunları vardır.
Valide Sultanını ebediyyete intikali üzerine, Hadice Bedîa Ablamıza emanet ettiği, Meryem ile Behiye, müreffah şartlarda yetiştirilmiş, terbiye edilmiş, mükemmel bir aiule vasatında yetiştirilmişler, Meryem, Benim 1960’lı yılların başında, Zeytinb.urnu Taşcami’i Kursu’na talebem, müzâkerecim, Hüseyin Dönmez ile, Behiye, yine, benimle, Ufuk ve Sabah Gazete’lerinde uzun yıllar beraber çalıştığımız, en yakın çalışma arkadaşlarımdan, Cemal Bıçkıcı ile evlendirilmiştir. Her ikisine de Bedîa Abla tarafından, İstanbul’un en mu’tena semt’lerinde Çamlıca- Kısıklı’dan dayalı döşeli birer daire satın alınmış, çeyizleri eksimsiz dürülerek evlendirilmişler
Sorarım, İstanbul’da kaç aile kendi öz kızlarına, Çamlıca’da daire satın alıp verebilir?!...