KEVSER SÛRESİ’NİN TEFSİRİ!...
Bir önceki yazımızda, Fahrü’d-Din-i Râzî’nin, Kevser Süresi’nin Tefsiri zımnında ed-Duhâ Süresinden i’tibaren Kevser Süresine kadar 15 sûre’de Sevgili Peygamber’imizi, üçer teşrifât ile, şereflendirdiğini tezsit ettiğini, mufassalen ifade etmiştik;
Kur’ân-ı Kerim’in 100. Süresi, el-Âdiyât, Âdiyât, koşan atlar demektir. Bu Süre, Asr Süresi’nden sonra Mekke’de nâzil olmuştur. Bu Süre’de Cenab-ı Hakk, Ashab ve ümmeti’nin gaza( harb) atlarına kasem buyurmuş ve o atları üç sıfatla tavsîf buyurmuştur.
1) Harıl harıl koşanlara,
2) (nallarıyla) çakarak kıvılcım çıkaranlara,
3) ( Ansızın), Sabah baskını yapanlara, orada tozu dumana katanlara, derken, orada bir topluluğun ortasına girenlere yemin ederim ki,İnsan Rabbi’ne karşı pek nankördür.Şüphesiz, buna kendisi de şahit’dir ve o, mal sevgisine de aşırı derecede düşkündür. İnsan düşünmez mi ki, kabirlerde bulunanlar diriltilip dışarı atıldığı zaman.
Kur’ân-ı Kerim’in 101. Süresi, el- Kâria: Kâria, kapı çalan demektir, kıyamet kasd’edilmiştir. Kureyş Süresinden sonra Mekke’de indirilmiştir.
1) O gün kimin tartılan ameli ağır gelirse işte o hoşnud edici bir yaşayış içinde olur.
2) Ameli yeğni(hafif) olana gelince işte onun anası( yeri yurdu) Hâviye’dir. Nedir o
3) (‘Hâviye) bilir misin? Kızgın ateş!..( Amelin ağır gelmesi, hayır ve iyiliklerin fazla olması; yeğni(hafif) gelmesi ise, hayır ve sevab kefesine konacak amelin azlığı veya bulunmaması demektir.
Kur’ân-ı Kerim 102. Sûre, et- Tekâsür, Tekâsür, çokluk, çokluk yarışı ve çoklukla övünmek demektir. Kevser Süresinden sonra Mekke’de inmiştir. Allah’ın dinine ve şerî’atına yüz çevirenler üç vecihle azab olunacaklar ve görecekler.
1) Çokluk kuruntusu sizi o derece oyaladı ki, nihâyet kabirleri ziyâret ettiniz.
2) Hayır! Yakında bileceksiniz! Elbette yakında bileceksiniz!
3) Gerçek öyle değil! Kesin bilgi ile bilmiş olsaydınız,( orada) mutlaka cehennem ateşini görürdünüz. Sonra âhirette onu çıblak gözle göreceksiniz. Nihâyet o gün( dünyada yararlandığınız) ni’metlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz.
Kur’ân-ı Kerim’in 103. Süresi, el- Asr, Asr, yüzyıl, ikindi vakti ve meyvenin suyunu sıkmak gibi ma’nalara gelir. İnşirâh Süresinden sonra Mekke’de nâzil olmuştur.
1) Asra yemin ederim ki, insan gerçekten ziyan içindedir.Bundan ancak iman edenler,
2) Salih ameller, iyi ve güzel işler yapanlar,
3) Biribirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler, zarar ve ziyandan müstesnadırlar.
“ Hâlikin nâ-mütenâhî adı var en başı “Hakk,”
Ne büyük şey kul için hakkı tutup kaldırmak,
Hani Ashab-ı Kirâm ayrılalım derlerken
Mutlaka Süre-i ve’l-Asr’ı okurmuş bu neden?
Çünkü meknûn o büyük Sürede esrâr-ı felâh
Başta iman-i hakîkî geliyor sonra salah
Sonra hak sonra sebât işte kuzum insanlık
Dördü birleşti mi yoktur sana hüsrân artık,”
Kur’ân-ı Kerim’in 104. Süresi, el-Hümeze: Hümeze, birini ankasından çekiştirmek ve onunla alay etmek ma’na’larına gelir. Kıyamet Suresinden sonra Mekke’de nâzil olmuştur.
Bu Sure’de hümeze ve lümeze’den dolayı üç nev’i azab zikrolunmuştur.
1) O, malının kendisini ebedî kılacağını zanneder, asla ona malının yararı dokunmayacaktır.
2) Şüphesiz, o huteme’ye atılacaktır. Huteme’nin ne olduğunu bilir misin? Allah’ın tutuşturulmuş, ( yandıkca) tırmanıp kalblerinin ta üstüne çıkan ateştir.
3) Onlar ( bu ateşin içinde) uzatılmış sütunlara bağlanmış ve o vaz’iyyette o (ateş) üzerlerine kapatılmıştır ve asla çıkış kapısı bırakılmamıştır.