Değmezdi be… Ama gelin görün ki, bu cümlenin telif hakkı hep en son fark edenlere aittir. Oysa ne emekler gömdük o "belki değer" diye kurduğumuz hayal bahçelerine. Her biri, sonunda bir kuru ot gibi yüzümüze gülerek kurudu.

Hayat dediğin, üç kuruşluk ömrü bin parçaya bölüp, her birine "aşk", "iş", "dostluk" gibi cicili bicili etiketler yapıştıran bir çerçi dükkanı. Bugün burada, yarın bir bakmışsın... ya toprakta, ya da sadece engellenmiş listesinde. Hangisinin daha feci olduğu ise, medeni bir münazara konusu.

Birine "canım" dersin, o da sana "Canım, bir çıksan mı?" der. Romantizm burada gömülür, hüsran burada kendi heykelini diker. Dert dinlersin, adeta gönüllü psikolog olursun. "Sen özelsin" dersin, bir bakarsın senin o "özelliğin", onun koleksiyonundaki bir sonraki kelebek oluvermiş. Hani derler ya "Aşk bile yatırım tavsiyesi değildir" diye... Vallahi borsa bile daha güvenilir.

Bak şimdi, aklıma Sindirella geldi. Hani o temizlik paspasıyla evin VIP salonlarında cirit atan kızımız var ya... Bir gece peri gelir, sihirli değneğiyle kızın üzerine tavan boyası fırlatır, bir de balkabağını son model bir limuzine çevirir. Prens de zaten dans pisti bekçisi gibi, gördüğü ilk parlak şeye konar. Ama tam saat 24:00’ü vurduğunda... Büyü biter, elbise yırtık pırtık olur, prensesin ayağından düşen kundura ise bir nevi 'ilişkinin son kullanma tarihi' etiketi gibidir. Yani hayatın bize ilk mesajı: "Güzellik geçici, ama ayakkabı her zaman bir iz bırakır."

Modern zamanların Sindirellası ise bambaşka bir senaryoda oynar. Saat 12'de prenseslik başlar, çünkü o saatten sonra Tinder'da tanıştığın adama "yüksek bir özgüvenle" prenseslik provası yaparsın. Sabaha kadar süren o sanal sohbetin ardından, sabah olunca "Ben dün evdeydim yaaa" bakışı devreye girer. Masal tersine dönmüştür; gece yaşanır, gündüz maske takılır.

Ama kabul edelim, sadece onlar mı böyle? Hepimiz zaman zaman içimizdeki başka versiyonla dolaşmıyor muyuz? Sosyal medyada bir 'Kendimiz', WhatsApp'ta bir başka 'Bendeniz', Aileye ayrı, sevdiklerimize bambaşka bir 'Modumuz'... Adeta kişilik bölünmesi değil, çoklu kişilik yayını yapıyoruz.

Sonuç ne mi? Hayat kısadır, insanlar karışık, ilişkiler ise bir test gibi: en iyi ihtimalle optik formda kaydırma yaparsın. Ama en güzeli ne biliyor musun? Kendine dürüstsen, maskesizsen, gece 24:00'den sonra da sensen... İşte o zaman masal biraz gerçek olur.

Ama gene de…