Sanatın susturulduğu yerde sözü sanatçı alır. İşte tam da bu yüzden, son dönemde tanıklık ettiğim en anlamlı kültür-sanat hamlelerinden biri Sanatta Sanatçının Sözü – 3S Platformu oldu.

Bugünün sert, acımasız ve çoğu zaman sanatçıyı yalnız bırakan sisteminde; üretmek kadar ayakta kalmanın da mücadeleye dönüştüğü bir iklimdeyiz. Tam bu noktada, kuruculuğunu Burcu Özgür’ün üstlendiği Sanatta Sanatçının Sözü 3S Platformu, “sanatçıya alan açmak” gibi artık romantikleşmiş bir söylemi pratiğe dönüştürerek sahneye çıktı. Üstelik iddialı, kararlı ve gür bir sesle.

3S, sanatçının yalnızca sergilendiği değil; sözünün dinlendiği, emeğinin korunduğu ve değerinin hatırlandığı bir zemin kuruyor. Sanatın tüm disiplinlerini aynı çatı altında buluşturma iddiası ise, kağıt üzerinde kalan bir vaatten ibaret değil. Bunu ilk organizasyonunda açıkça gösterdi.

Açılış gecesinde Türk tiyatrosunun belleğinde derin izler bırakmış isimlerin varlığı, platformun durduğu yeri net biçimde ilan ediyordu. Hakan Altıner, Dilek Türker, Çiğdem Tunç ve yalnızca bir dönem podyumlarda değil; tiyatroda, sinemada ve tuvalin karşısında da söz söylemiş çok yönlü bir sanatçı olan İpek Tenolcay’ın katılımı, bu platformun “geçici bir etkinlik” değil, kalıcı bir duruş olduğunu fısıldıyordu.

Müzik cephesinde ise tablo daha da güçlüydü. Atilla Atasoy, Atilla Yelken, Gonca Birol Bahar ve oyunculuğunun yanı sıra müzikal üretimiyle de dikkat çeken Halis Murat Canaz, yalnızca sahne anılarıyla değil; sanatın hafızasına bıraktıkları izlerle de gecenin ruhunu derinleştirdi. Bu çok seslilik, 3S’in ne kadar doğru bir yerden konuştuğunun altını kalın bir çizgiyle çizdi.

Üstelik mesele yalnızca bir açılış gecesiyle sınırlı kalmadı. Nedim Saban, Ayşen İnci ve genç kuşağın güçlü temsilcilerinden Erdem Topuz ile gerçekleştirilen söyleşiler, sanatın izlenen değil; konuşulan, tartışılan ve paylaşıldıkça büyüyen bir alan olduğunu bir kez daha hatırlattı.

Bugün birçok proje “etkinlik” üretirken, Sanatta Sanatçının Sözü 3S Platformu bir hafıza, bir direnç alanı ve belki de en önemlisi bir sanatçı dayanışması modeli inşa ediyor. Kurucu üyelerinden biri olmaktan onur duyduğum bu yapı, bana göre sanat dünyasında sessizce değil; yüksek sesle gelen bir devrimin ayak seslerini taşıyor.

Çünkü bu kez vitrin değil, söz konuşuyor.
Ve o söz, nihayet sanatçının kendisine ait.