Sosyal medya, hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olmaktan öte artık neredeyse hayatımızı yönetir hale geldi. Sosyal medya platformlarında her gün binlerce mutluluk görüntüsüyle karşılaşıyoruz. Kimi boğazda kahve keyfi yapıyor, kimi deniz kenarında kitap okuyor, kimi sürpriz kutlamalara katılıyor. Tebessümler bitmiyor. Ancak bu karelerin ardında çoğu zaman görülmeyen bir durum var: Bunların ne kadarı gerçek, ne kadarı sahne?
Mutluluk belki de tarihin hiçbir döneminde bu kadar fazla paylaşılan bir duygu olmadı. Hep mutlu olsak ve mutluluklarımızı sevdiklerimizle hep paylaşsak ancak çoğu insan mutlu hissettiği için değil mutlu görünmek istediği için bir şeyleri paylaşma ihtiyacı duyuyor. Çünkü mutluluktan beslenememek, mutlu görünme çabasından beslenme ihtiyacını doğuruyor. Haliyle bu durumun hem bireysel psikolojide hem de toplumsal yapıda ciddi yansımaları oluyor.
Telefon ekranımızda sürekli çok mutlu insanlar görüyoruz. Hayatlar hiç sorun yokmuş gibi akıyor ama biliyoruz ki gerçek öyle değil. Kendi hayatımızı başkalarının parlak anlarıyla kıyasladığımızda mutsuzluk ve yetersizlik duygusu hasıl oluyor. Öncesini ve sonrasını bilmediğimiz fotoğraflar, videolar “Ben neden böyle değilim?” sorusunu zihnimize yerleştiriyor.
Mutlu insanlar görmenin mutsuzluğu
Yıllar önce çalıştığım bir kurumda bir arkadaşımız, kendisine sorulan “Neden sosyal medya kullanmıyorsun?” sorusuna “Mutlu insanlar görünce mutsuz oluyorum.” cevabını vermişti. İnsanların her daim mutlu olmadığına kendisini ikna edememiştik, çünkü kişisel mutluluğunu yakalayamamış biri idi. Mutluluğu dış kaynaklarda arayan insanlar gördükleri mutluluk pozlarının arkasında herkeste olduğu gibi uykusuz gecelerin, gözyaşı dökülen anların, öfke patlamalarının olduğunu düşünmez. Oysa biz de mutlu olduğumuz anları paylaşmıyor ve hayatın diğer olumsuzluklarını herkes gibi yaşıyoruz.
Herkesin mutluymuş gibi algılandığı bir hava gerçek acıları, kayıpları, sıradanlıkları konuşulmaz hale getiriyor; insanların birbirini anlaması zorlaşıyor. “Medya mutlulukları” işte böyle bir yanılsama yaratıyor. Güzel anlarımızı paylaşmakta sorun yok. Ancak mutluluk kahve, kitap, filtreler ve arka plan müziklerinden çok “Hadi buluşalım, bir kahve içelim.” diyenleriniz olup olmadığıyla ilgilidir. Varsa ne mutlu, yoksa bir önceki cümleyi bir daha okuyun!