BU MAKALEBİR MANİFESTO’DUR!... (2)
“Süleymancı, Süleymancılar, Süleymanlı, Süleymanlılar,” kalıp ve yaftalarını asla kabul etmiyor, şiddetle ve nefretle reddediyoruz. “Süleymancı, Süleymancılar,” iğrenç yaftasını, yıllar önce muarımız, kimi, münkir, mülhid ve zenâdıka takımı üzerimize yapıştırmaya çalışmışlardır. “Süleymanlı, Süleymanlı’lar,” yaftasını ise, hazindir, içimizdeki ba’zı safderûn, bî’şuur, ma’zur görünüz, Süfehâ takımı, güya, “Süleymancılar,” yaftasına bir re’aksiyon olarak,” hayır! “Biz, Süleymancı,” değil, “Süleymanlı,”yız, demişlerdir. Asla ve kat’â’ kabul edilemez.
Biz’ler, Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) Efendi Hazret’lerinin talebe ve müntesipleri olarak, “Süleyman,” diye bir meta’, eşya alıp-satmadığımız için “Süleymancı,” değil, ” Süleyma,” diye, Süleyman Efendi Hazret’lerinin elâmet-i Fârikası, bir nesne, bir kıyafet, bir külah ve maşlah olmadığına göre, “Süleymanlı,” da değiliz.
Bütün dünya’ya bir kere daha açıkça ilân ediyoruz ki, herkes bilsin. “Bizler, Süleyman Efendi Hazret’lerinin talebesi ve müntesipleriyiz..” Nokta!...
Süleyman Efendi Hazret’leri’nin teberrüken ve tevâzu’an, “İmam-ı Rabbânî Evlâdı,” olarak tavsîf ettiği, yüz binlerce talebe ve müntesip’lerinden, her birisi, bulundukları illerin ve ilçe’lerin, belde’lerin Nümûne-i İmtisal (örnek) ve Vakıf insanlarından ba’zıları: İlk talebesinden, Merhum, Çırpanlı Hoca, Mustafa Çırpanlı, İzmir Müftü Müsevvidi, Müftü Vekili, Şanlıurfa-Birecik Müftüsü, Kalaycı Hoca, Kalaycızâde, Mehmed Oral, Emirdağ, Antalya ve Burdur, ilçeleri müftüsü, Demirci Hoca, Mustafa Özdemir (Gazioğlu), Kütahya Altıntaş Müftüsü, Refik Akçelioğlu. Demirci, Manisa, Sinop Müftüsü, Mehmed Ergin, Babadağı, Bornova Müftüsü, her biri birer vakıf insan hayırperverlikleriyle ma’ruf, Mustafa Doğanbey, Konyalı, Nureddin Doğanbey, Konya Lezzet Lokantası sahibi, Hacı Refik Bürüngüz. Şişe-Cam Fabrikaları hissedarı, ve Türkiye Başbayii, Dahiliye Mütehassısı, Dr. Kamil Karakayalı, Hacı Süleyman Kuşçulu, Otomotiv Endüstrisi, Nuh Kuşçulu, İstanbul Ticaret Odası Başkanı, Mehmet Üretmen, Fabrikatör, Prof.Dr. Nevzat Yalçıntaş, Hacı Nazif Çelebi.
Askerî Cihetten ve Askeriyye’den, Merhum, E.Albay, Mevlüt Doğan, (Ermenekli) Merhum, Dr. Lutfi Doğan’ın Pederleri (Diyanet İşleri Sabık Reislerinden), E.Albay, Harita Yüksek Mühendisi, Mevlüt Çöklü, Ahmed Andican, Kızılay Sabık başkanlarından,
Hazreti Üstazımız, Süleyman Hilmi Tunahan( k.s.) Efendi Hazret’lerinin talebe ve müntesiplerinden yukarıda isimlerini kaydettiğim, zevât, tek Parti devrini görmüşlerdir. İttihad ve Terakkî Bakiyesi Tek Parti Mütegallibe, Devlet-i aliyye’mizin inkirazına sebep olmuş, dinimizi, tarihimizi, kültürümüzü, dilimizi, Milliyyetimizi, bu Milleti Millet yapan, bizi biz yapan her şeyi tahrip etmiştir.
Asr’mızın Müceddidi Süleyman Hilmi Tunahan( k.s.) Efendi Hazret’leri ve talebe, müntesipleri ömürlerini, elbetteki bu partiyle mücadele’ye hasr’etmişlerdi.
Süleyman Efendi Hazret’leri, “Bu parti’ye rey vermek desteklemek şöyle dursun, muhabbet ve müsamaha göstermek dahî iman’a zarar verir” buyururlardı.
Son yıllarda, hele hele, son aylarda, Sosyal Medya’da tedâvüle sokulan, Gayr-i Millî, Maocu, bir parti’nin yayın vasıtaları gazete ve televizyon kanallarından körüklenen bir iftira ve buhtan kampanyası icra ediliyor.
Süleyman Hilmi Tunahan (k.s.) Efendi Hazret’lerinin talebe ve müntesiplerinden hiçbirisi, ama, hiçbirisi, kat’iyyeten ve katibeten, asla ve kat’â, İttihad ve Terakkî bakiyesi, olan bir partiye rey vermez, vermemiştir, vermeyecektir de. Zira, Bizlere, Üstadımızın, büyüklerimizin, ağabey’lerimizin telkini. “Küfre rıza, küfürdür, küfre destek vermek en büyük küfürdür,” “Zalimlere (zulmedenlere meyletmeyin; sonra size ateş dokunur (cehennemde yanarsınız) sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra (O’ndan da) yardım göremezsiniz.” (Hûd/ 11/ 113)
Tedâvüle sokulan bir başka yalan, iftira ve buhtan ise, Güya, Hatimler’de bir Muhterem Zât için, bed-Dua edildiği, la’netlendiği, ismini burada zikretmeyi zül kabul ettiğim bir başka herif-i nâ şerîf için du’a edildiği iddiasıdır. Külliyyen, yalan, iftira ve buhtandır. O zât-ı Muhterem’in Muhterem, Merhum Ahmed Erdoğan ve Muhtereme, Merhumi, Tenzile Erdoğan Hanımefendi. Süleyman Efendi Hazret’lerinin müntesibi idiler. Süleyman Efendi Hazret’lerinin talebe ve müntesiplerinden hiçbir kimse, ama hiçbir kimse Bu Muhterem Zât’a, asla ve kat’â,bed- Dua’da bulunmaz, la’net etmez. Hatta, hiç kimseye la’net edilmez. Hatm-i Hacegân-i Nakşiye, Tarîkat-i Nakşibendiye-i aliyye’nin esâsâtından olup, Silsile-i Zeheb- Silsile-i Saâdât’ın edebine göre, bu hatimlerde, hiçbir kimseye, ama, hiçbir kimseye, ne bed-Dua’da bulunulur, ne de kimseye la’net edilir. Sadece, Ümmet-i Muhammed’in evlâdı’nın hidayete ermesi, doğru yolu bulması için dua edilir.
Bir kâfir’e, bir din düşmanına, dua etmek küfürdür. “El açıp yalvarmaya lâyık olan ancak O’dur. O’nun dışında el açıp du’a ettikleri onların isteklerini hiç bir şeyle karşılamazlar. Onlar ancak ağızına gelsin diye suya doğru iki avucunu açan kimse gibidir. Halbuki, (suyu ağızına götürmedikçe) su onun ağızına girecek değildir. Kâfirlerin dua’sı kuşkusuz, (dalalettedir.) hedefini şaşmıştır.
Şüphesiz, Allah, Kâfir’lerin du’a’sını kabul etmediği gibi, kafirler için müslümanların du’a’ sını da kabul buyurmaz. Bu hususlar gelecek yazılarda çok daha geniş tafsilât verilecektir. Şimdilik bu kadar!...