Töreler, kan davaları, aile baskısı, kız kaçırmalar, kadının erkek tarafından ezilmesi gibi toplumsal problemler günümüz Türkiye’sinde hala yaşanıyor. Maalesef bu konuların önüne tamamen geçemiyoruz. Bu toplumsal problemler kimisine cinayet işletirken, kimisinin de ölümüne sebep oluyor. Olan masum insanlara ve gücü yetmeyen, sesi çıkmayan kadınlarımıza oluyor. Dolayısı ile ben bu problemlerin hepsine toplumsal terör diyorum.
Bu haftaki yazımda işte bu tarz toplumsal problemlere farkındalık yaratabilmek adına siz kıymetli okurlarım için Yılanı Öldürseler romanını inceledim. Çünkü Yaşar Kemal’de 1970’lerde yazdığı eserinde tam olarak bu konuları ele almaktadır. Herkese keyifli okumalar dilerim.

YAŞAR KEMAL
Yaşar Kemal, gerçek adıyla Kemal Sadık Gökçeli 1923 – 2015 yılları arasında yaşamış Türk edebiyatının usta yazarlarındandır. Henüz üç buçuk yaşındayken, kurban kesimi esnasında akrabasının tuttuğu bıçağın elinden kayarak onun gözüne isabet etmesi sonucunda sağ gözü kör oldu. Dört yaşındayken camide babası gözlerinin önünde öldürüldü. Annesi, kendisinden babasının intikamını almasını istedi ancak Yaşar Kemal bunu yapmadı.
1950 ‘de komünizm propagandası yaptığı gerekçesi ile tutuklandı ve Kozan Cezaevi’nde bir sene yattı. 1951 yılında Cumhuriyet Gazetesi’nde çalışmaya başlamıştı, hapisten yeni çıkmış ve yakalanma olayı bütün gazetelerde yer aldığı için Kemal Sadık Gökçeli, Abidin Dino’nun önerisi ile yazılarında Yaşar Kemal adını kullanmaya başladı.
Yaşar Kemal bir röportajında isim değişikliği ile ilgili şu cümleleri söyler: “İnsanlara yalan söyledim, adımı değiştirerek kendimi sakladım. Yaşamımda bunun kadar ağırıma giden bir şey olmadı. Benim Kemal Sadık Gökçeli olduğumu bir Abidin Dino, bir Arif Dino, bir de romancı arkadaşım Orhan Kemal biliyordu. ‘’
Yıllar sonra ortaokuldaki Türkçe öğretmeniyle karşılaştığı bir gün öğretmeni kendisine, ‘’Yahu Kemal, Cumhuriyet’te çok iyi bir yazar var kimdir acaba? ‘’ der ve Yaşar Kemal’i över. Öğretmenine bile o yazarın kendisi olduğunu söyleyemez.
En ünlü eseri, yaklaşık olarak otuz iki senede tamamladığı İnce Memed serisidir. Nobel Edebiyat Ödülü’ne Türkiye’den aday gösterilen ilk yazar olan Yaşar Kemal, 28 Şubat 2015 günü aramızdan ayrıldı. 2 Mart 2015 günü düzenlenen cenaze töreni ile Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

YILANI ÖLDÜRSELER
Yaşar Kemal’in 1950 yılında Kozan Cezaevi’nde yatarken tanıştığı bir çocuğun başından geçenlerden esinlenerek yazdığı Yılanı Öldürseler romanı, toplumsal baskının yarattığı travmanın bir çocuğu anne katili yapmasını anlatıyor.
Romanda Esme, Abbas’ı sevmektedir ancak Halil tarafından kaçırılıp tecavüze uğrayınca istemediği bir evliliğe boyun eğmek zorunda kalır. İlerleyen zamanlarda Abbas’ın Halil’i öldürmesiyle, Esme köylüler ve aile tarafından bu cinayetin sorumlusu olarak suçlu gösterilmeye başlanır. Esme’nin oğlu Hasan bu olaydan sonra sürekli babaanne ve amcaları tarafından annesine karşı doldurulur. Annesini öldürerek, babasının kanını alması gerektiğini Hasan’a sürekli baskı yaparak söylemeye başlarlar. Çeşitli hurafelerle köyde babasının bazı hayvanların kılığına girerek gezindiğini, toprağında rahat uyuyamadığını Hasan’a inandırmaya çalışan aile, çocuğun eline silah da vererek yangına iyice körükle gider. Yaşamış olduğu travmaların sonucunda dokuz yaşındaki Hasan, annesini amcasının vermiş olduğu silahla öldürür.
Zorla kız kaçırmak, bir kadına tecavüz ederek istemediği bir evliliği yaptırmak, arada kalan gerçek bir aşk ve toplumsal cinnetin bir çocuğu anne katili yapması, kıymetli Yaşar Kemal’in kitabında topluma anlatmak istedikleriydi.
Yazımın başında da bahsettiğim gibi, aslında bu okuduğumuz hikâyede yaşanılanların hepsi günümüzde de maalesef yaşanmaya devam ediyor. Bu ülkede kadınlarımızın kaderi hiçbir zaman değişmedi. Toplumsal terör diye adlandırdığım kan davası ve aile baskısı gencecik ve masum bir çocuğu bu ülkede anne katili yapabiliyor. Olan masum bir çocuğa ve çaresiz bir kadına oluyor.
Yazımı her zaman olduğu gibi kitaptan aldığım bir alıntıyı sizlerle paylaşarak sonlandırıyorum.
‘’ Dost diyecek hiç dost kalmamış. Herkes herkesin gözünü oyuyormuş.’’
Bir gün tüm kadınlarımızın özgürce yaşayabildiği ve hak ettiği kıymeti gördüğü, kan davası, töreler ve başlık parası gibi toplumsal problemlerin son bulduğu, insanın insana kıymadığı, huzurlu bir ülke olmamız dileğimle.
Çok okuyun, kitapla ve sevgiyle kalın…