Allah Allah bu nasıl olur, kendi canına kıyabilecek kişiyi engellemek nasıl olur diyebilirsiniz. Evet... Doğu Türkistan’daki Uygur Türkleri baskılara dayanamayıp kendi canına kıymak istese bu bile yasaktır. Bu ne demektir? Eğer siz kendi canınıza kıyarsanız sizin ölümünüz sonrası bütün aile fertleriniz hatta bütün mahalle topyekûn cezalandırılıyor, çünkü o aile veya o mahalle rejim karşıtı çalışma içerisindedir şüphesiyle diye sorgulanıyorlar.

Yani, Uygur Türkleri’nin Çin İşkence Kamplarına gönderilme sebeplerine öğrendiğinizde, vallahi hayretten küçük dilinizi yutacak gibi olursunuz. Bilindiği gibi 1949’da Doğu Türkistan’a hâkim olan ÇKP rejimi daha önceki iktidar dönemlerindeki asimilasyon politikasını güncelleyerek daha sistematik ve kalıcı uygulamalarla devam etmiştir. Diğer taraftan bölgeye yoğun Çinli göçmen yerleştirerek nüfus üstünlüğü ile Uygur Türkleri’ni insanlık dışı işkencelerle yok etmeye çalışmıştır. Aşağıda sıralanan davranıştan herhangi birinde bulunmanın Çin işkence Kamplarına gönderilmek için yeterli sebepler olduğunu belirtmiştir. İşte Çin’in Uygur Türk’ünü yok etme planını öncesi işkence ve yıldırma uygulamasına hızla geçmek için uydurduğu sudan sebep bahaneleri:

•Çadır sahibi olmak. •Başka birine yemin etme demek. •Yurtdışına çıkanlar veya Yurtdışından gelenler ile sohbet etmiş olmak. •Kaynak makinası/ekipmanı bulundurmak. •Başka birine günah işleme demek. •Yurtdışına çıkmış olmak. •İhtiyaç fazlası gıda bulundurmak. •Pusula bulundurmak. •Yetkililer ile tartışmak. •Yetkililerin evinde yemek yemesine, konaklamasına ve yatağında yatmasına izin vermemek. •VPN (Sanal Özel Ağ) bulundurmak. •Sigara içmemek. •Kimlik bulundurmamak. •WhatsApp kullanmak. •Yabancı görsel veya film izlemiş olmak. •Çin bayrağı önünde başı örtülü olmak. •45 yaşından küçükken baş örtüsü takmış olmak. •Camilere ve Mescitlere gitmiş olmak. •Dua etmek. •Oruç tutmak. •Dini vaaz dinlemiş olmak. •Yetkililerin irislerini taramasına karşı gelmek. •Yetkililerin telefonunda bulunan her şeyi indirmesine karşı gelmek. •Okulda ana dilinde konuşmak. •Hükümet ve resmi dairelerde ana dilinde konuşmak. •Yurtdışında Skype, WeChat ve başka kanallar ile konuşmak. •Üzerinde Arap harfli bir gömlek giymek. •Sakal bırakmak. • Dini çağrıştıran kıyafetler giymek. •Zorunlu propaganda derslerine katılmamak. •Zorunlu bayrak çıkarma törenlerine katılmamak. •Halka İbret-eleştiri toplantılarına katılmamak. •Halka ibret-eleştiri toplantılarında kendi ailesinden bireyleri ve kendini eleştirmemek. •Tutuklu iken kendi canına kıymaya kalkışmak. •Toplama kamplarında kendi canına kıymaya kalkışmak. •Ölülerini İslami usulde defnetmek. •Polisin izni olmadan ve kaydı yapılmadan evine misafir davet etmiş olmak. •Yukarıda sayılan suçlardan herhangi birini işleyen biri ile ilişkisi olmak. •Sahurda/İmsak vaktinden önce yemek yemek. •Yurtdışına çıkmış birini tanımış olmak. •Çin’in öteki ülkelerden daha geride olduğunu söylemiş olmak. •Fazla bıçak bulundurmak. •Yerel yöneticileri (üst makamlara) şikâyet etmiş olmak. •Fazla çocuk sahibi olmak. •İçki içmeme. •Anne babası vefat ettiğinde yas tutmak, üzüntülü olmak. •Hükumet yetkililerinin DNA örneği toplamasına engel olmak. •Yetkililere kendi ses kaydını vermemek.

Sonuçta; Çinliler milyonlarca Doğu Türkistan Türkü’nü eğitim merkezi dedikleri kamplara kapatıp asimile etmeye çalışıyor. Oradaki düzene en ufak bir tepkiniz olursa çıkma ihtimaliniz kalmıyor. Yani size köpek muamelesi yapıp tam “eğitildiğinizden” emin olmak istiyorlar!..

Eğitim dedikleri hususların başında; “Allah’a inanmamak, namaz kılmamak, oruç tutmamak, başını örtmemek, Çinli erkeklere kızını verebilecek duruma gelmek…” vardır. Hatta muhataplara Allah’ı inkâr belgesi imzalattırılıyor. Komünist partiye sadakat yemini ettiriliyor. Yani diyorlar ki: “Ya İslam dinini bütünüyle unutacaksın veya Çin kimliği ile bütünleşeceksin.” Öyle ki kamplar tam bir beyin yıkama merkezi. Kamp sakinleri nefes dahi alamıyor. Her birini robotlaştıran bir yapıları var. Bir müddet orada tutulanın gözleri donuklaşıyor, mecburi gösterilerde eğleniyormuş gibi yapsa da neşesi kalmıyor, en yakın akrabalarıyla bile robot gibi konuşuyor.

Bu arada zulmün sadece kamplarda olduğunu düşünmeyin. Sivil hayatta da nefes aldırmıyorlar. Mesela; mutfakta bulunduracağın bıçakla ilgili bile uygulama var. Bunları zincire bağlı olarak kullanabiliyorsun. Ekmek bıçağı dahi bu şekilde bağlı. Doğu Türkistan şehirlerinde hayvanlar gibi aşağılanan Uygur Türkleri her an tutuklanma ve hatta ölüm korkusu içerisinde yaşamaya devam etmektedirler. Bağımsız araştırmacılar, Çin’in İşkence Kamplarına gönderilenlerin sayılarının en az 3 milyondan fazla olabileceğini tahmin etmektedir. Medeni ve "özgür yaşamı isteyen milletlerin devletleri," artık Doğu Türkistan Uygur Türkleri’nin çektiği acılara lütfen kulak verin!..