Evettt gidenler bildi…

SULTANAHMET’ TEYİM

Yılların gerisinde Önce Vatan Gazetesi’nde yazmaya başladığım dönemde Vatan Televizyonu da bizdeydi… Mimarlık okumuş, 2. Sınıfta Sanat Tarihi’nden de sınıfta kalmıştım. Böylelikle Sanat Tarihi özel ilgi alanım olmuş doğal olarak program yapmak da kaçınılmaz olmuştu. Tarihi Yarımada ve Sultanahmet, sandviç misali çeşitli uygarlıkları içinde barındırdığı için ilk programın en doğru merkeziydi.

Programın adı İstanbul Gizemleri idi.

İşte o günlerde çekimlere Burmalı Sütun’la başlamıştım.

Oldukça iyi giden çekim günlerinde toprağı bol olsun ünlü sinemacı Giovanni Scognamillo ile tanışınca O’nun İstanbul hakkındaki derin bilgi birikimiyle, Boğazın altındaki dehlizlere merak saldım. Zira şehrin gizemli tarihini bazen fantastik bazen yaşanmışlıklarıyla anlattığı kitaplarının tutkunuydum. Ancak o dönemlerde bu dehlizlere girmek üzere Ankara’dan izinlerle uğraşamayınca program istediğim gibi gidemedi. (Şimdi düşünüyorum da illa dehlizlerde mi gerekliydi şifreler. Bilemedim kafamı onlara takmışım belli ki. Gizem dedim İstanbul dedim hedefi değiştirmişim. Tecrübesizlik işte…)

Neyse konu dağıldı. Sultanahmet Meydanı’nda yıllardır Dikilitaş ile kardeş kardeş dikilen, bizi geçmişe davet eden Burmalı’yı sizlere aktarmak istiyorum. Onlar neler nelere şahit oldular bilinmez. Çünkü gerçekten çok ilginç hikayesi ve özenle yapılmış görseli var. Üzerinde yazan bilgilerin ışığıyla nasıl bir süreçle oluşmuş ve günümüze nasıl ulaşmış hadi bir bakalım.

Şehri böceklere ve sürüngenlere karşı korumak için büyülü güçlere sahip olduğuna inanılan ve bugüne 5 metrelik bölümüyle gelebilen alt ve üst kısmı kırık Yılanlı Sütun….

Roma Hipodromu’ndan ( At Meydanı) kalan tunçtan yapılmış bir anıt. Antik Yunan dönemine ait özel bir değer. 1. Constantinus’un Konstantinopolis’i başkent yapma çalışmalarında, tarihi savaşın anısını anlatmak ve kutlamak adına şehri süslemek için başka yerlerden getirdiği sütunlardan biridir. Bu sütunlar Hipodrom’da yarış alanını ikiye bölen spina –omurga- üzerine yerleştirilmişler. Çeşitli yerlerden getirilen sütunlardan biri olarak Delphi’deki Apollo Mabedi önünden getirilmiş. Apollon tapınağındaki hikayesi de; 31 Yunan Kolonisi, memleketlerini istilaya gelen Perslere karşı kazandıkları zaferde ellerine geçirdikleri ganimetleri eriterek oluşturmuşlar.

Birbirine sarılmış, 8 metre yükseklikte, 29 boğumlu üç yılanın taşıdığı 3 ayaklı altın bir kazandan meydana gelmiş. Orijinal halinde yılanların başları ayrı yönlere bakar. Gövdelerinin üzerinde ise savaşa katılmış 31 Yunan kolonisinin isimleri yazmakta.

16.YY a kadar anıt tamamı olmakla birlikte yılanların başları günümüze ulaşamamış ancak 19. YY sonlarında yapılan araştırmalar ile bunlara ait bir üst çene bulunmuş, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmeye alınmış.

Orijinal hali 8 metre demiştim ancak bizim bugün gördüğümüz sadece beş buçuk metrelik kısmı.

Canım İstanbul’umun tarihini sandviçe benzetmiştim. Yüzyıllar içinde ‘Kimler geldi kimler geçti’

En azından bu sütunun alt kısmı, zaman içindeki dolgular sebebi ile kod altında kalarak, tarihi hakkında biraz bilgi veriyor..