Merhaba Nihan Hanım, sevilen dizi Ada Masalı dizisinde sizi izliyoruz. Öncelikle Sığacık da olmak, Türkiye’nin ilk slow citty şehrinde yaşamak nasıl bir duygu?

Alışkın olmadığımız, ama güzel bir duygu. Ben de yeni yeni tecrübe ediyorum. Burada olma halini çok sevdim. İstanbul’da her yere koşa koşa yetişmeye alışık bir düzenin içinde yaşıyoruz. Şimdi burada sakin bir hayata katılmak garip geliyor. 

Bir ömür böyle bir yerde yaşayabilir miydiniz?

Hayır, yaşayamam. 

Dizide Selma karakteri herkesin sahip olmak isteyeceği bir teyze... Müşfik, dürüst, samimi, sevgi dolu… Selma’yı yaratırken ne hissediyorsunuz?

Selma’ya çok üzülüyorum. Onunla çok ortak yanlarımız da var, ama Selma’nın çok saf, el değmemiş bir yanı var. Böyle olduğu için insanlar tarafından çok yıpratılıyor, ama bu durumu hayatın akışı olarak görmeye alışmış. Ben de Selma karakterine çalışırken çok üzülüyorum. 

Selma’yla ortak noktalarınız neler?

Benim de içinde dahil olduğum bir olay gerçekleşsin, ben de en son duyanlardanım. Saf bir tarafım vardır. Büyük egolarım, büyük cümlelerim yoktur. Böyle zamanlarda kendi içimde sindirilmiş bir halim var. Bu açılardan çok benziyoruz. 

Selma karakterini ilk okuduğunuzda sizi heyecanlandıran şey ne oldu?

Kendinden çok emin bir kadın. Ablasıyla büyük problemler yaşamış ve bu durumun arkasından bir kere bile koşmamış, hesabını sormamış. Yeteneğimden eminim diyen bir kadın. Tercihleriyle mutlu, hayatı sorgulama ihtiyacı duymuyor. Aslında saf gibi gözükse de çok güçlü bir yanı var.

Selma’ya bir şey söylemek isteseniz buna hangi kelimeler eşlik ederdi?

Artık biraz kendi mutluluğunu düşün. Bu hayatı kendin için yaşamaya başla. 

Bugüne kadar birçok farklı karaktere hayat verdiniz. Ada Masalı’ndaki gibi iyi bir karaktere hayat vermek mi daha zor yoksa kötü bir karaktere hayat vermek mi?

Hepsi zor, ama aynı zamanda çok keyifli bir süreç...  Mesleğimi bu yüzden çok seviyorum; bu hayatta her sene farklı bir maceram var. Bazı meslektaşlarım karakter oyunculuğu olduğunu savunur. Ben bunun çok saçma bir iddia olduğunu düşünüyorum. Oyuncu oyuncudur. Her şeyi oynayabilmelidir, her türlü dramaturjik alt yapıya sahip olabilmeli. 

Oyunculuk hayatına tiyatro ile başlamışsınız. Hala sahnede oyunlar sergiliyorsunuz. Pandemiden dolayı uzun süredir sahne sessiz kaldı. Bir tiyatrocu olarak bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Maalesef ülkemizde sanat ve sanatçılık çok hafife alınıyor. Sadece tiyatro değil, her sanat dalı bu süreçten büyük zararlar gördü. Şimdi yavaş yavaş sahneler açılmaya başladı. Arkadaşlarımın oyunlarını izlediğimde gözlerim doluyor. Ben okuldan mezun olduktan sonra çok uzun zaman tiyatro yapamadım. Zamanla o güzel ritmi tutturabildim. En son oynadığım Sezen Aksu’nun İzmir’in Kızları müzikali çok güzeldi. Maalesef 12 oyun oynayabildik. Tiyatro çok kötü anlamda etkilendi, ama tarihte tiyatronun o kadar kötü zamanları oldu ki, her zaman olduğu gibi tiyatro yine kendine gelecektir. Ben asla umutsuz değilim. Hayat normale dönecek. Biz bu toplumsal travmayı atlatacağız. 

Okullar açıldı, cafeler, restoranlar, alışveriş merkezleri dolup taşıyor. Sizce yeni sezonda tiyatrolar açılacak mı?

Ben açılması taraftarıyım. Eğer ben uçakta o kadar kişiyle yan yana yolculuk yapabiliyorsam, tiyatroda da yan yana oturabiliriz. Herkes kurallara dikkat ettikten sonra neden sadece sahneler kapalı kalsın? Türkiye’de sanata karşı neden böyle çifte standart uygulanıyor, anlamıyorum. 

Küçük yaşlardan beri tiyatrocu olmak istediğinizi söylemişsiniz. Şimdi aynadaki Nihan Büyükağaç’a baktığınızda o küçük çocuğun hayallerini gerçekleştirmenin gururunu görüyor musunuz?

Çok şükür görüyorum. Bu hikayeyi anlatmaktan çok büyük bir keyif alıyorum. Ailemde tiyatroya gitmeyi seven insanlardı. Ben 7 yaşındayken beni bir oyuna götürdüler ve ben o zaman tiyatro yapmak istedim. Ardından babam beni halk evine yazdırdı. Bunu söylediğinde sevinçten hüngür hüngür ağlamaya başladım. Beni oyunculuk kadar etkileyen bir tek müzik vardır. Bu harika bir his. Bugün aynaya baktığımda kendime “Aferin kız!” diyorum. 

Oyuncu olduğunuz için pişmanlık duyduğunuz zamanlar oldu mu?

O kadar çok oldu ki, ama herkesin keşkesi vardır. Tercihlerimiz üzerinden hayatımız boyunca hep pişmanlık duyacağız ya da iyi ki yapmışız diyeceğiz. En nihayetinde sevdiğim bir mesleği yapıyorum. 

Oyunculuğun sizi manevi olarak doyuran, tatmin eden, bağlayan yanı nedir?

Bir karakter yaratmak… Ben olmasaydım bir başka Selma olacaktı. 

Güzel bir çocuk, güzel bir genç kız, şimdi de güzel bir kadın. Bu cümleleri hayatınızın birçok döneminde duymuşsunuzdur. İsminizin yanına böyle tamlamaların gelmesi hayatınızda neleri farklı kıldı?

Beni hiç etkilemedi. İstediğiniz gibi beni tanımlayabilirsiniz. Senin gördüğün güzelliğin ve benim gördüğüm güzelliğin ne olduğu önemlidir. Ben kendimi güzel bulurum. Bence herkes kendini güzel bulmalı. Asıl bulamıyorsak bunun üzerine gitmeliyiz. Güzellik şekil değiştiren bir şeydir. Yıllar geçtikçe o güzellik bambaşka bir hale geliyor. Sadece güzel olmakla beslenirsek bu çok ciddi bir problem. Benim güzellikten anladığım çok daha farklı. 

Güzellik algısının gün geçtikçe daha çok değiştirdiği bir dünyanın içindeyiz. Her geçen gün kadın cinayetlerinin arttığı, nedenlerin sıradanlaştığı böyle bir toplumda güzel bir kadın olmak cümlesi sizi korkutuyor mu?

Kendi hayatım ve kendi çevrem açısından korkutmuyor, ama ben bu toplumun içerisinde varım. Her ne kadar kendi küçük dünyamı kursam da toplumun içindeki zihniyetten hepimiz etkileniyoruz. Kadınların erkek çocuklarını hala nasıl yetiştirdiklerini görüyorum. Bu durumdan şikayetçi olan kadın bile oğlunun erkekliğiyle gurur duyuyor. Dolayısıyla yaptığı şiddetle gurur duyan, yaptırımlarını haklı gören adamlar yetişiyor. Bunun üstesinden gelmediğimiz sürece bir şeylerin değişmesi çok zor. Her gün televizyonda kadın cinayetlerini izliyoruz. Sadece isimler değişiyor, hikaye hep aynı. Çocuklarımızı sevgi ve aşkla büyütelim. Sadece insana değil, hayvana, bitkiye, nesneye her leye saygı duymayı öğretelim. Asıl güzel olanın sevmek, sevebilmek olduğunu önce biz öğrenelim. 

Müziğe karşı da bir ilginiz var. Müzikle ilgili bir çalışma yapmayı düşündünüz mü?

Bu konuda çok düşünüyorum, ama hala düşünce bazında (gülerek). En son Trt Müzik ile 8 şarkılık bir program çektik. Benim için çok keyifliydi. Müziğe olan ilgim hiç bitmedi. Oyunculuk gibi müzik de benimle birlikte içimde büyüdü. Bir şeyler yapmak istiyorum, ama iddialı davranamıyorum. Oyunculuk eğitimleri alırken solfej, şan gibi birçok eğitim aldık, ama bir müzisyenin karşısına geçip ben profesyonel anlamda bir müzisyen olabilirim diyemem. Zamana bıraktım, müzik adına heyecan verici şeyler yapmak istiyorum.

Yıllar içinde birçok farklı karakterin, o karakterin ruh halinin içine girdiniz. Nihan Büyükağaç kendi hayatına dönüp, giydiği karakterleri askıya astığında nasıl bir dünyası var? En çok neleri yapmaktan hoşlanır?

Çok hareketli bir dünyam yoktur. Çok sakin yaşarım. Gezmeyi, arkadaşlarımla vakit geçirmeyi çok severim, onun haricinde evimde kedilerimle, battaniyem ve televizyonumla mutluyum. Çalışıyor olsam da mutfağa girip bir şeyler hazırlamayı çok severim. Mutfakta da iddialıyımdır. 

Biri “mutlu musun?” diye sorduğunda hepimiz bir an tereddüt edip öyle cevap veriyoruz. Ben size şuan nasıl hissediyorsunuz?” diye sorsam…

Şuan kendimi çok iyi hissediyorum, güçlü hissediyorum. 

Mutlu olmak sizin için kolay mıdır?

Küçük şeylerle mutlu olurum, ama bu küçük şeyler büyük büyük mutluluklara taşınmaz. 

Televizyonda birçok oyuncu izliyoruz. Çoğu başrol oyuncusu olsa bile, hatırlanmakta zorluk çekenler var. Nihan Büyükağaç ismini altın harflerle başarı listesine taşıyan şey temelde neye dayanıyor?

Söylediğin şey çok doğru… 6-7 dizide başrol oynayan bir oyuncuyu ben tanımıyorum. Bunun kaynaklarından biri, sektörün kısa zamanda çok daha fazla büyümesinden kaynaklanıyor. Aslında ortada bir sektör yok, ama bahsedilen şey gittikçe büyüyor. Düzensiz, kuralsız, haksız, hukuksuz devam eden bir oluşumdan bahsediyoruz. Öyle bir sirkülasyon var ki, her sene yeni mezunlar çıkıyor, özel eğitimlerden gelen öğrenciler var, bir de eğitimsiz kendini yetiştiren bir kesim var. Herkes konservatuar mezunu olacak diye bir kaide yok. Bizim yaptığımız iş temelinde yetenek istiyor. Beni bugüne getiren şey; bana gelen oyunların, rollerin en iyisini vermeye çalışmak oldu.

Evde bir film izlemek istediğinizde genelde hangi tür filmler izlersiniz?

Ben her şeyi izlerim. Çok iyi bir izleyiciyimdir, ama genel olarak ayırt etmem. 

Zor bir süreçten geçtiğiniz zamanlarda, motivasyonunuzu kaybettiğinizde “Hadi Nihan şimdi kalkma zamanı” dedirten gücü nasıl bulursunuz?

Öyle zamanlarda her şeyi akışına bırakırım. Her zaman motivasyonumu yükseltip, ayağa kalkmak zorunda değilim. Üzüleceğim ve bir süre yataktan çıkmayacağım zamanlar olabilir. Hiçbirimiz mükemmel değiliz, başarı abidesi değiliz. Kötü hissedebilirim. Bu akışa da müdahale etmek istemem. O an ne yapmak istiyorsam onu yaparım.  

Bu keyifli sohbet için çok teşekkür ederim. Bir odaya girseniz, o odadaki sizi tanımayan insanlar yarım saatte sizin hakkınızda neler söyler?

İlk başta çok soğuk bulurlar, çünkü insanlarla hemen sıcak bir bağ kuramam. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.