''Geçtiğimiz haftasonu Beykoz'daydım. Anadolu Kavağı'na atayım sandalyemi, alayım kahvemi de huzurun tadını çıkarayım diye düşündüm.

Buralara kadar gelmişken Yüşa Hazretleri türbesini de ziyaret ettim. Türbenin bu kadar uzun olması halk arasında hep merak edilir, ben de merak ederdim. Türbenin hemen girişindeki bilgilendirme yazısını okuyunca öğrenmiş oldum.

Öncelikle türbe, Boğaziçi’ne en yakın ve en yüksek hakim tepede muhteşem bir manzarada yer alıyor. Tarihin ilk dönemlerinden beri kutsal bir yer olarak kabul edilmiş, burada yaşayan farklı uygarlıklar döneminde kendi dini mabedlerini inşa etmişler. 1755 yılında Osmanlı Sadrazamı Çelebizade Mehmet Sait Paşa tarafından buraya mescit yapılmış ve Yüşa Hazretleri'nin mezarı çevrilerek türbe haline getirilmiş. Kabir tam 17 metre, bununla ilgili halk arasında da sıklıkla duyduğumuz rivayetler var. Ancak Beykoz belediyesinin bilgilendirme yazısında 3 yorumdan bahsedilmiş:

Peygamber olduğu için duyulan saygı ve sevgi sebebiyle,
Yüşa Hazretleri'nin yeri manevi keşif sırasında bulunması sebebiyle,
Mezarın uzunluğu, eski inançlarda dağların zirvelerinde yaşadığına inanılan devlerin başka inançlar ile kaynaştırılması sebebiyle, bu tepeye “dev dağı” da denilmekteymiş.
Hakim tepe dedik, çıkan yokuşta yakın mesafede araç park edecek otopark mevcut. Yürüme mesafesi çok değil. Yokuş boyunca lokum, tülbent gibi yerel esnafın sattığı şeyleri görmek mümkün. Satış yapan yaşlı bir teyzeyle sohbet ettikten sonra türbe önünde lokum ve lokma dağıtanları gördüm. Dilekleri kabul olmuş adaklarını yerine getirmeye gelmişler.

Kutsal yerlerin manevi huzuruna çok inanırım. Aldım lokmamı, girdim içeri. Dua eden insanların kimbilir ne dertleri ya da şükürleri var diye düşündüm içimden. Hepimiz bir amaca sığınıyoruz aslında.

Beykoz taraflarına yolunuz düşerse, belki siz de uğramak istersiniz.

Keyifli haftasonları.''